Zimem Defteri Ve Sömürgecilik Analiz
Dr. Ahmet ANAPALI TARİH ARAŞTIRMACISI

Tarihçi Ahmet Anapalı’dan Medeniyet Kıyası

Zimem Defteri Ve Sömürgecilik

Bugün istedim ki, bayramın manevi ikliminde siyasetten, seçimden, politikadan ve gündelik sıkıntılardan uzak bir konuyu konuşalım hep birlikte.

Dostlar;

Biz de insanlığın ve medeniyetin gökyüzüne altın harflerle yazılması gereken  kapitalist, vahşi ve sömürgeci Avrupa’nın ve Avrupalının anlayamayacağı o kadar çok zenginlik ve insanlık mevcut ki alt alta yazsam sayfalar sürer.

Size Kaf Dağı’nın ardındaki Peri Padişahı tarafından idare edilen harikalar ülkesinden değil, üzerinde yaşadığımız, ekmeğini yeyip, suyunu içtiğimiz bu topraklarda çok değil en fazla yüz sene önce yaşayan dedelerimizi anlatacağım.

Zimem defterini bilir misiniz ya da hiç duydunuz mu?

Eski Ramazanlarda hali vakti yerinde olan kişiler, tek başlarına hiç tanımadıkları, bilmedikleri mahalleleri dolaşmaya çıkarlarmış. Oralardaki bakkal, manav veya başka esnafa uğrar, dükkanın ıssız bir anını kollar ve dükkan sahibiyle baş başa kalınca sorarlarmış:

“Zimem defteri var mı?”

Zimem defteri, borçlunun ismini ve ne kadar borcu olduğunu gösteren, günümüzde mahalle bakkallarının kullanıldığı şekliyle veresiye defteridir.

Zimem defterinin yani mahalleliye ait veresiye defteri olduğunu öğrenen kişi, kimin ne kadar borcunu ödediğini bilmeden, öğrenme gereği de duymadan;

Baştan, ortadan ve sondan şu kadar miktar sayfanın borcunu hesapla.” dermiş.
Hesabı ödedikten sonra da “Haydi Allah kabul etsin” deyip dükkandan çıkarmış. Borcu ödeyen kişi, kimin borcunu ödediğini, borcu ödenen kişi de borcunu ödeyen hayır sahibinin kim olduğunu bilmezmiş. Bilme gereği de duymazmış. Gösteriş yok, gurur kibir yok, başa kakma yok, minnet altında bırakma yok.

Osmanlı zenginleri, borçlarını ödeyemeyenlere yardımcı olurlardı. Bir de kendi isimlerinin bilinmesini istemez, gizli yapılmasını isterlerdi.

Durumu iyi olmayanların borçlarını öderlerdi. Eğer tespit ettikleri veya tavsiye edilen bir isim yoksa, borç defterini açıp rastgele bazılarının borçlarını öderlerdi. Bu olay, Zimem Defteri diye şöhret bulmuştur.

Unutulmuş bir geleneğimizdir Zimem Defteri.

Ya zenginlerin kendi konaklarında fukaraya verdikleri yemekten sonra kadife keselerin içinde verdikleri altın paraları sunarken;

Yemeğimi yediniz dişinizi ve çenenizi yemeğimle yordum. Kusuruma bakmayın. Buyurun efendim bu dişinizin bu akşam ki yorulması karşılığında “DİŞ KİRASI”

Deyip aslında fakire verdiği sadaka ve yardımı gizlemesine ve kalplerin kırılmamasına dikkat edilmesinde ne demeli?

Ya da verenin alanı, alanın vereni görmeden sosyal yardımlaşmada bulunulan ve zenginin fakire yardım etmesi mesajlı SADAKA TAŞLARINI nasıl anlatmalıyız…

Bu Yazara Ait Diğer Makaleler