Yüzyılın Anlaşması Analiz
Habip BOZKURT ULUSLARARASI HUKUK VE KAMU HUKUKU UZMANI

JEOSAM Başkanı Habip Bozkurt:

Yüzyılın Anlaşması

Bugünlerde şüphesiz Dünya gündemini meşgul eden en önemli konu Yüzyılın Anlaşması…

Bu ayki yazımızın konusu da Yüzyılın Anlaşması olarak takdim edilen ama arka planda ABD ve İsrail’in Ortadoğu’yu kendi çıkarları doğrultusunda dizayn etme çabasından başka bir şey olmayan sözde anlaşma (!) metni olacak…

Yüzyılın Anlaşması olarak lanse edilen ve Kudüs’ün bir oldu bitti ile İsrail’e ebedi Başkent olarak hediye edilmesini sağlayan bir anlaşma taslağı ile karşı karşıyayız.

Filistin tarafı; anlaşmayı tanımamakla birlikte anlaşmanın basına tanıtıldığı toplantıda, birkaç Ortadoğu kral ve temsilcisi ise maalesef, Arap ve hatta tüm İslam dünyasını küçük düşürücü bu ortamda bulunmaktan ve hatta alkışlayarak destek vermekten imtina etmediler.

Topal Başkanlardan azil süreci halen devam eden ADB Başkanı Donald Trump ve ülkesinde tekrarlanan seçimler ve hakkındaki rüşvet dosyaları ile mücadele eden Benjamin Netanyahu ise Yüzyılın Anlaşmasını Beyaz Saray’daki toplantıda tüm dünya kamuoyuna takdim ederken oldukça mutluydular.

Ama unutulmaması gereken ve beklenen gerçekleşti. Sözde anlaşmaya en sert tepkiyi Türkiye verdi. Ardından İran ve Birleşmiş Milletler ’den de olumsuz açıklamalar geldi.

Bu gelişmeler üzerine acilen Filistin Devleti’nin toplantı talebi üzerine Mısır’da toplanan Arap Birliği de kararı tanımama yönünde bir karar verdi ya da vermek durumunda kaldı.

Zira Filistin Meselesi sadece Filistin’in değil tüm İslam Dünyası’nın meselesiydi. Arap Birliği’nin Mısır’da almış olduğu karar çok önemliydi. Çünkü birkaç gün önce bu anlaşmayı alkışlayanlar da oradaydı !!!

Peki Yüzyılın Anlaşması olarak lanse edilen pohpohlanan bu metinde neler vardı?

Yüzyılın Anlaşması adı verilen yaklaşık 80 sayfalık plana göre; Kudüs bölünmeden İsrail’in başkenti olacak, Doğu Kudüs ise Filistin’in Başkenti olarak belirlenecekti.

Ayrıca Filistin Devletine adeta sus payı olarak 50 milyar dolarlık bir yatırım da öngörülmüştü.

Plana göre Filistin’in bağımsız bir devlet olabilmesi için de 4 yıllık bir süre öngörülmüştü.

Trump yaptığı takdim konuşmasında “ Çok açık ve net çözümler ortaya koyacağız. Benim vizyonum kazan kazan üzerine” demekteydi ama kazanan Netanyahu’nun ülkesi İsrail’di.

Netanyahu ile önemli kişisel ilişkiler geliştirmiş olan Damat Kuschner ise bu planın arka dizayneri olarak Netanyahu’ya can suyu vermekteydi.

Trump, planın bağımsız bir Filistin Devleti ve Filistin Halkı için son şans olduğunu dünyaya ilan ederken, Netanyahu ise “İsrail için çok büyük ve tarihi bir kazanım” demek suretiyle gerçeği ifade etmekte bir beis görmemekte idi.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ise “ Kudüs satılık değildir” diyerek ilk yanıtını verdi. Abbas, yaptığı açıklamada “Kudüssüz Filistin Devleti kabul edilemez. Trump’ın bu saçma sözlerini duyduktan sonra Yüzyılın Anlaşması olarak adlandırılan sözde planına bin kere hayır diyoruz. Diz çökmeyecek ve teslim olmayacağız. Komplolar ve sözde barış planı başarısızlığa ve yok olmaya mahkûmdur” sözüyle adeta anlaşmanın ölü doğduğunu ilan etmekteydi.

Bu arada Trump; Umman, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirliklerine desteklerinden dolayı teşekkürlerini iletmekteydi.

Mısır Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada da Mısır yönetiminin, ABD’nin Ortadoğu’da barış ve istikrara katkıda bulunacak olan Filistin Meselesine adil ve kapsayıcı bir çözüm bulma girişimlerini takdirle karşıladıklarını ifade etmişlerdi ki; Türkiye’nin yanısıra, İran’dan da plana oldukça sert tepkiler geldi.

ABD’nin İsrail- Filistin meselesine ilişkin açıkladığı barış planının “dayatma ve yaptırım planı” olduğu ifade edildi. Trump’ın sözde barış planının, bölge ve dünya için kabul edilemeyeceği değerlendirmesi yapıldı.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği’nden yapılan açıklamada, Genel Sekreter Antonio Gutierres, ABD Başkanı Donald Trump’ın tek taraflı Ortadoğu Barış(!) Plan’ını  eleştirdi.

Gutierres’in ,  barış sürecine BM Kararları, Uluslararası Hukuk, İkili Anlaşmalar, 1967 sınırları dahilinde ve iki devletli çözüm temelinde destek verdiğinin altı çizilerek, Filistinlileri ve İsraillileri sorunu çözmek için desteklemeye devam edeceği belirtildi.

Açıklamada “BM’nin iki devletli çözüme yönelik pozisyonu, yıllardır Güvenlik Konseyi ve Genel Kurul Kararlarıyla tanımlanmıştır” ifadesi kullanıldı.

Tüm bu gelişmeler ve karşı duruş ve 1 Şubat itibariyle Arap Birliği’nin de kararı tanımadığını ifade etmesi ya da etmek zorunda kalmasıyla Trump ve damadının belki de içerideki Evanjelist destek hamleleri ve İsrail seçmeni nezdinde Netanyahu’ya verilmeye çalışılan siyasi destek hamlesi de boşa çıkmış oldu.

Eğer ABD’nin açıkladığı plan Filistin ve dünya kamuoyunda kabul edilse idi süreç istedikleri gibi işleyecekti.  Abbas’ın planı reddetmesiyle müzakere sürecinin de başlaması beklenmiyor.

Eğer süreç plana göre işleseydi, ABD, İsrail ve Filistin temsilcilerinin bulunduğu heyetlerin görüşmeleri 4 yılda tamamlaması öngörülmekteydi. İki devletin sınırları, vatandaşların ve taşınmaz malların durumu gibi çeşitli konular masaya yatırılacak, ayrıca tartışmalı bir pozisyonda bulunan Kudüs’ün başkent ilan edilmesi ve kutsal yerlerin ziyaretine ilişkin tartışmaların da masaya yatırılması sözkonusu olacaktı.

Yüzyılın Anlaşması şu an başta kendisini İslam Coğrafyasının ve Ortadoğu’nun hamisi olmaya konumlandırmış ve bölge mazlumlarının umudu olmaya devam eden Türkiye’nin karşı politik duruşu ve akabinde İslam ve Arap Dünyasından gelen tepkiler ile ölü doğmuş oldu.

Zbigniew Brzezinski’nin başyapıtına da adını veren meşhur tabiriyle Dünyayı “Büyük Satranç Tahtası”  olarak gören ABD’nin ve küçük kardeşi İsrail’in bir sonraki hamlesi ne olursa olsun Türkiye kararlı duruşunu göstermeye ve mazlum coğrafyanın umudu olmaya devam edecektir.

Bu Yazara Ait Diğer Makaleler