“Yeni Düşman O Mu Olacak?” Analiz
Machiko KANETAKE United Nations University

NATO’da Gündem Çin

“Yeni Düşman O Mu Olacak?”

3-4 Aralık 2019 tarihlerinde Londra’da yapılan NATO zirvesinde ilk defa “stratejik bir zorluk” olarak tanımlanan Çin’in uluslararası sistem içerisindeki ekonomik yükselişi, küresel hegemonik rekabeti yeniden hareketlendirirken, NATO’nun Soğuk Savaş sonrasındaki tehdit algısında stratejik bir dönüşümü tetikleyebilir.

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından ABD öncülüğünde kurulan “yeni düzenin” önemli yapı taşlarından biri olan NATO’yu, 1945 sonrası Batı merkezli tarihsel blokun “çimentosu” olarak tanımlamak mümkün. Batı blokunun “güvenlik” ayağında hayati bir işleve sahip olan NATO; ABD’yi içeride, SSCB’yi ise dışarıda tutmayı kendisine misyon edinen ve SSCB tehdidine karşı şekillenmiş bir yapı.

NATO, Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana stratejik önceliklerini dönem dönem sorgulayan bir kuruluş. SSCB’nin dağılmasının ardından Rusya, NATO için temel bir tehdit unsuru olarak kalmaya devam ederken yeni dönemde Kuzey Kutbundan Afrika’ya ve Orta Doğu’dan Asya’ya kadar uzanan “istikrarsızlıklar”, tarihsel ittifakı çeşitlenmiş hibrit tehditlerle karşı karşıya bırakıyor.

Londra’da yapılan zirvede NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Pekin’in gelişen askeri yeteneklerinin “tüm müttefikler için etkileri” olduğunu ve buna karşılık “birleşik bir cevap” verilmesi gerektiğini belirtti. Stoltenberg ayrıca Çin’in yükselişinin ortaya çıkardığı fırsatlar ve zorluklara değinerek bunun “güvenlik” üzerindeki olası etkilerine odaklandıklarını söyledi.

Londra zirvesinin kapanış bildirgesinde özellikle 6. Madde Çin ile ilgili hususların altını çiziyor: “Çin’in artan nüfuzu ve uluslararası politikalarının ittifak olarak birlikte ele almamız gereken fırsatlar ve zorluklar sunduğunun farkındayız.” Bildirgenin 7. Maddesinde ise gelişen stratejik ortama dikkat çekilerek “NATO’nun siyasi boyutunun güçlendirilmesi” çağrısı yapılıyor.

Bildirgede geçen “Güvenliğimizin maliyetini ve sorumluluklarını paylaşmaya kararlıyız” ifadesini NATO’nun bütçesini genişleteceğinin bir işareti olarak okumak mümkün. Zaten ABD Başkanı Trump’ın da zirve sonrasında “NATO liderlerinin yıllık 130 milyar dolar daha fazla ödeme yapmalarını sağladım” şeklinde bir tweet attığını not etmek gerekiyor.

Çin’in özellikle Avrupa, Kuzey Kutbu ve Afrika kıtasındaki nüfuzu her geçen gün biraz daha genişlerken Kuşak ve Yol İnisiyatifi gibi büyük projelerle “yapısal gücü” de artmaya devam ediyor. Askeri yeteneklerinin gelişmesinin yanında artan bu yapısal güç, Çin’in büyük güç rekabetinde öne çıkmasına ve hegemonya yarışında avantaj kazanmasına neden oluyor.

Bu Yazara Ait Diğer Makaleler