“Yeni Bölgeler Oluşturulacak” Analiz
Barbara SCHUMANN Sweden University

AB’de Yapısal Sorunlar

“Yeni Bölgeler Oluşturulacak”

Yaşlı Kıta dengesini arıyor. Küresel ekonomik-politik sistemde bir taraftan ticaret ve teknoloji savaşları aralıksız sürüp giderken, bir taraftan da bölgesel bloklar arasındaki entegrasyon girişimlerinin artması dikkat çekiyor. Özellikle ABD ve Çin arasında karşılıklı salvolarla devam eden ve G20’nin küresel yönetişim etkinliğinde de azalmaya neden olan korumacı refleksler, Avrupa Birliği ve Japonya ile birlikte yükselen ekonomilerde de farklı bölgesel bloklarla ittifak kurma arayışlarını güçlendirmiş durumda.

Osaka’da yapılan G20 zirvesinde ilan edilen AB-MERCOSUR Serbest Ticaret Anlaşması, 20 yıllık bir sürece yayılan müzakerelerin küresel konjonktürdeki gelişmelerin de etkisiyle hızla sonuçlandırılabildiğini gösteren önemli bir gelişme. AB ile Latin Amerika’nın önemli ekonomik aktörleri Brezilya, Arjantin, Uruguay ve Paraguay’ı kapsayan Güney Amerika Serbest Pazarı (MERCOSUR) arasında geniş kapsamlı bir serbest ticaret anlaşması imzalanmasına yönelik müzakereler 2000 yılından bu yana devam ediyordu. 28 Haziran’da dünya kamuoyuna açıklanan anlaşmaya ulaşabilmek için AB ve MERCOSUR yetkilileri arasında 39 seri görüşme yapılıp sektörel detaylar netleştirildi.

Aslında çok muğlak değil. AB ile MERCOSUR ülkeleri arasında imzalanan ve üye ülkeler tarafından onaylanması gereken anlaşma, bir serbest ticaret sistemi etrafında iki bölge arasındaki siyasi, ekonomik ve sosyal yakınlaşmanın da stratejik biçimde artırılmasını hedefliyor. Nitekim Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker ile Arjantin Devlet Başkanı Mauricio Macri’nin Osaka’daki G20 Liderler Zirvesi sırasında anlaşmayı ilan etmek üzere yaptıkları basın toplantısında kullanılan iddialı ifadeler tarafların yüksek beklentilerini ortaya koydu. Avrupa Komisyonu Başkanı Juncker, anlaşmanın tarihi önemde olduğunu vurgulayarak uluslararası ticarette yaşanan tüm gerginliklere rağmen kurallara dayalı ticaret doğrultusunda önemli bir adım atıldığının altını çizdi.

AB ile MERCOSUR arasında 700 milyon kişiye iş ve istihdam alanı açacak oldukça iddialı, dengeli ve kapsamlı bir ticari iş birliği döneminin başladığına işaret etti. Juncker’e göre çok daha duygusal ifadeler kullanan Arjantin Devlet Başkanı Mauricio Macri ise bu anlaşmanın Arjantin devleti olarak tarihte imzaladıkları en önemli anlaşma olduğunu belirtti ve AB ile Latin Amerika arasında bir stratejik ortaklık dönemini başlatacağını bildirdi. Yine Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro, serbest ticaret anlamasının önümüzdeki dönemde büyük yansımaları olacak tarihi bir adım olduğunu belirtirken, Bolsonaro’nun bir danışmanı, bu anlaşma ile Latin Amerika’nın en büyük ekonomilerinin yeniden doğacaklarını iddia etti.

 

AB-MERCOSUR serbest ticaret anlaşması, Latin Amerika tarafında büyük bir heyecanla karşılansa da, Avrupa tarafında şüpheyle bakan çevreler de yok değil. En başta Fransa, İrlanda, Polonya ve Belçika olmak üzere bazı AB üyeleri müzakereler sırasında Avrupa Komisyonu’na bu anlaşmanın özellikle tarım ve hayvancılık sektörleri üzerinde sebep olacağı zararlar konusundaki kaygılarını dile getirmişlerdi. Genel olarak Avrupa’daki tarım üreticileri gümrük vergileri kaldırıldığında Güney Amerika’da çok ciddi maliyet avantajlarına sahip olan tarım ve hayvancılık ürünlerinin Avrupa pazarını işgal etmelerinden endişe duymaktalar. Bu endişelerin sözcülüğüne soyunan Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un anlaşma konusunda şimdiye kadar çekimser kalması ve G20 zirvesi sırasında önemli rezervler koyarak ilerleyen zamanlarda onaylamayacağının sinyallerini vermesi, bu noktada önemli bir soru işareti oluşturuyor.

Macron, hem Latin Amerika’daki üreticilerin ağır tarım ilaçları kullanmalarından şikayet etmiş hem de Brezilya’nın çekilme sinyalleri verdiği Paris İklim Anlaşması’ndan çekilmesi halinde misilleme olarak serbest ticaret anlaşmasını onaylamayacağını duyurmuştu. Dolayısıyla önümüzdeki aylarda anlaşmanın ulusal parlamentolarda onaylanması sürecinde Macron liderliğindeki tarım lobilerinin takınacakları tavırlar belirleyici olabilir. Ancak Almanya, Hollanda, İspanya, Çekya, İsveç gibi imalat sanayi ürünlerini Latin Amerika pazarına gümrük vergisiz ulaştırmak isteyen AB ülkelerinin Fransa ve diğer tarım üreticilerinin endişelerini giderecek önlemleri destekleyerek sürecin devamını sağlamakta kararlı olacakları da öngörülebilir.

Liberal uluslararası ticaret rejiminin ABD’deki tavır değişikliği yüzünden aşınması ve Dünya Ticaret Örgütü (WTO) üzerinden küresel ticaret anlaşmazlıklarının çözülememesi, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeleri bölgesel ticaret ağları kurmaya teşvik ediyor. Önümüzdeki dönemde ABD ile Çin arasındaki ticaret ve teknoloji savaşlarının yansımalarından korunmak isteyen bölgesel güçler arasında farklı formatlarda ticaret bloklarının ve yeni serbest ticaret alanlarının ortaya çıkması muhtemel. Ticarette küreselleşmenin yavaşlaması, yeni bölgeselleşmeyi hızlandırıyor.

Avrupa içinde çok yakında yeni deprem, heyelan ve hatta kopuşlar görmemiz mümkün galiba.