“Virüs Ve Petrolün Gölgesindeyiz” Analiz
Bo PERSSON Umea Universitet

Dünya Ekonomik Krizde

“Virüs Ve Petrolün Gölgesindeyiz”

Virüsün Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından küresel pandemi ilan edildiği şu günlerde meselenin ekonomik boyutuna yönelik tartışmalara bir de petrol fiyatlarındaki ani düşüşün etkisi eklendi.

Baş üretici Suudi Arabistan’ın başı çektiği Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nün (OPEC) Rusya ile yaptığı toplantıdan bir sonuç çıkmaması ve taraflar arasında 2016’dan beri devam eden ve üretimi kısıtlayarak fiyatları belirli bir seviyede tutmaya yönelik uzlaşının sona ermesi üzerine son iki yıldır varil başına yaklaşık 65 dolar seviyesinde seyreden, bu yılın ilk ayında ise koronavirüs nedeniyle dünya genelinde ekonomik faaliyetin yavaşlaması ve dolayısıyla petrol talebinin de azalması ile birlikte 55 dolar seviyesine inen ham petrol fiyatları hızlı bir çöküşle 32 dolara geriledi.

OPEC ile Rusya bu duruma karşılık yeni bir üretim kısıtlaması yapmak amacıyla bir araya gelmişler ve Suudi Arabistan, Viyana’daki toplantıya mevcut kısıtlamalara ek olarak günlük üretimi 1,5 milyon varil daha azaltmak önerisini getirmişti. Ancak Rusya bu öneriyi kabul etmeyince toplantıdan bir sonuç çıkmadı.

Mutabakatın resmen biteceği 1 Nisan tarihinden itibaren OPEC de Rusya da üretimini kendisi belirleyecek, arzı azaltarak düşük talep karşısında fiyatı koruma yönünde üreticiler arasında bir koordinasyon olmayacak. Suudi Arabistan da Rusya’nın bu tutumuna tepki olarak kendi üretimini artırma kararı aldı, hatta 1 Nisan’dan itibaren küresel piyasalara bir önceki döneme göre günde yüzde 26 daha fazla petrol verileceğini açıkladı. Piyasaların bu ani arz artışı beklentisine tepkisi de fiyatlardaki keskin düşüş şeklinde oldu.

Ekonomileri büyük ölçüde petrol ve doğalgaz gibi enerji kaynaklarının ihracatına bağımlı ülkelerin bütçelerini dengede tutabilmeleri için küresel piyasalarda fiyatların belirli bir seviyenin altına düşmemesi gerekiyor ve bu seviye de her ülkenin ekonomik, coğrafi ve jeolojik koşullarına göre farklılık gösteriyor.

Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) 2020 yılına yönelik öngörülerine göre, örneğin, Suudi Arabistan bütçesinin dengede olması için petrolün varil fiyatının 78,3 dolar olması gerekiyor. Bu rakam İran için 124,4 dolar, Irak için 59 dolar, Libya için 79 dolar, Azerbaycan için ise 48,2 dolar seviyesinde. Rusya’nın bütçesinin ise 2019 yılında Ural ham petrolünün fiyatı üzerinden hesaplandığında 49,2 dolar seviyesinde denge bulduğu ifade ediliyor.

Rusya, düşük petrol fiyatlarına daha uzun süre dayanabilecek durumda, çünkü hem daha düşük fiyatlarda bütçesini dengeleyebiliyor, hem de sahip olduğu 570 milyar dolarlık döviz rezervleri bu anlamda ciddi bir koruma sağlıyor. Suudi Arabistan’ın bütçe dengesini koruyabilmek için daha yüksek fiyatlara ihtiyacı var ve ülkenin girişmiş olduğu ekonomik modernleşme ve sektörel çeşitlendirme süreci de bütçe üzerinde bir yük oluşturuyor.

Ülkenin de sahip olduğu yaklaşık 500 milyar dolarlık döviz rezervleri ve sadece yüzde 25 gibi düşük bir seviyede olan toplam borcun gayrisafi yurtiçi hasılaya (GSYİH) oranı, Suudi Arabistan’ın da bir süre daha düşük fiyatlarla yaşayabileceğine işaret ediyor. Ancak bu fiyat savaşları giderek uzarsa önce Suudi Arabistan, hemen ardından da Rusya ciddi bir şekilde zarar görmeye başlayacak. Irak, İran, Libya gibi daha küçük üreticilerin ise bu ülkeler kadar bile dayanamayacaklarını tahmin etmek güç değil.

Ekonomik sorunlar karşısında parasal genişleme, düşük faiz, ticaret savaşı, fiyat savaşı gibi kısa vadeli, tek taraflı, sadece günü kurtaran ama uzun vadede kimseye faydası olmayan sabun köpüğü çözümler yerine, üretkenliği, inovasyonu, katma değeri artırmayı ve uzun soluklu refah yaratmayı amaçlayan yaklaşımlara ihtiyacımız var. Koronavirüs bize artık buna mecbur olduğumuzu ve harcanacak vaktimizin kalmadığını gösteriyor. Kayıp çok, kazanç kimin?

Bu Yazara Ait Diğer Makaleler