Virüs, Marka ve PR Denklemi Analiz
Didem ÇAKIRLI Kurumsal Marka Danışmanı

Didem Çakırlı’nın Kaleminden:

Virüs, Marka ve PR Denklemi

21. Yüzyıl toplumu, tarihten bugüne kadar gelen alışkanlıklarını, yaşam şekillerini ve hatta belki de en ciddi olanı insan fıtratını değiştirebilecek nitelikte. Akıl dünyayı yeniden dizayn edecek gibi görünüyor.

Küresel ekonomik krizle boğuşulurken üstüne tüm dünyayı bir nevi hapseden salgın, bizi değişim ve dönüşüme teşvik ediyor. Bununla birlikte akıllara 2020’nin, insanların davranışları ve alışkanlıklarının değiştiği, hiçbir şeyin artık eskisi gibi olmayacağı bir yıl olacağı ile ilgili tahminlerde bulunduruyor. Bunlar yersiz değil tabi ki.

Peki ne olacak? Herkes kabuğuna mı çekilecek? Devasa şirketler, köklü kurumlar ve büyümeyi hayal edenler… Geri mi dönecekler? Hayır.

Göreceksiniz, bu süreç tamamlanınca hiç olmadığı kadar marka ve reklama yatırım yapılacak.

Fakat ekonominin sağlıklı gelişimi açısından herkesin aynı çatı altında birleştiği ortak bir düşünce var. Teknolojik yerli ürünlerimizi hayata geçirmek adına marka ve reklamlarımıza yatırım yapmak hayati olacak.

Peki piyasa güveni, kurumsal emniyet ve bol kazanç için ne adımlar atılmalı?

Türk girişimcileri üretim konusunda bilgilendirilmeli, Ar-Ge ve patent planlarının öne çıkması sağlanmalıdır. Cesaret ve bilgi gücü buluşturulmalı. Yeni kazanç ufukları bulunmalı. İnovasyonla zenginleştirilmiş güçlü Türk markası olduğumuzu vurgulayarak ülke imajına da bir destek sağlamalıyız.

Bizim bugün dünya markası olma yolunda ilerliyor diyebileceğimiz güçlü markalarımız da var. Kesinlikle umutsuz olmaya gerek yok. Ancak tüm dünyayı etkisi altına alan CoviD-19 salgını, yaşamı kökünden değiştirerek iş ve geleceğe dair hedefleri farklı bir boyuta taşıdı.

Şu tabloya bakınca akılda şu soru canlanıyor: Dünya bizi nasıl tanıyacak?

Gelecekte olmak isteğin yeri, bugün yaptığın iş belirler. O halde öğrenme moduna geçip kendimize format atmamız şart. Bu da ulusumuzun marka ve reklamlarını ön plana çıkararak yatırım yapmak demek. Tercih değil zorunda olduğumuz bir dönemden bahsediyorum.

Yeni dünya düzeni ile Türk üreticilerimizin marka ve reklam yatırımlarına destek verirken, dijital çağın trendlerini yakından takip etmeliyiz. Kurumsal zeka ve yenilikçi ürün geliştirmelerimizle uluslararası arenada, stratejik yönetim kültürü ve alt yapımızı desteklemeliyiz.

İçinde bulunduğumuz bu süreç; iyi yönetilen markalarımızla, prestij yatırım desteğiyle, kalkınma projelerimizle hayat bulacaktır. Yaşadığımız bu dönem tam bir seferberlik zamanıdır.

İşletmelerin bu dönemleri iyi yönetebilmesi gerekir. Doğru sistem ve analizle ulusumuzun ticari  yükümlülüklerini yerine getirerek, el ele verip bu kötü günleri de arkasında bırakacağından zerre şüphem yok.

Kaderimizin değişeceği yeni dünya düzeninde hikayeler de yeniden gözden geçirilecek.

Ülkelerin kendi ihtiyaçlarını, kendi topraklarında üretim yapma konusunda daha egemen bir politika izlemeleri artık şart.

Cumhuriyet tarihinin en önemli yapısal dönüşüm hamlelerinden biri olabilecek bu günlerde, ister destan deyin, ister film ister öykü, ‘Milli Zihin’de tek bir soru hatırlanacak:

Türkiyeʼnin hikayesini kim yazacak?

Hayatımızın akışı yazdığımız bir hikayeden ibarettir. Sadece güneş parladığında yürürseniz, yolculuğunuzu asla bitirmezsiniz.

Burası Mezopotamya‘nın kalbi, dünya tarihinin yeniden yazılacağı yerdir. Sır perdesini kaldırıp dünyaya kendini tanıtmayı bekleyen bu dev potansiyel, istek sabır ve süreklilikle birleşecek. Ardından  misyonumuz ve vizyonumuz tüm dünyaya duyurulacak. Değerli Türk markalarımızı geleceğe taşımak umuduyla…

Bu Yazara Ait Diğer Makaleler