Türkiye’nin Etrafı Mı Sarılıyor? Analiz
Habip BOZKURT ULUSLARARASI HUKUK VE KAMU HUKUKU UZMANI

JEOSAM Başkanı Habip Bozkurt yazdı:

Türkiye’nin Etrafı Mı Sarılıyor?

Amerika Birleşik Devletleri’nin Savunma Bakanlığı Pentagon, Ortadoğu’ya 120.000 Amerikan askeri gönderebilmek için izin talep etti. Aslında 120.000 askerin bölgeye konuşlandırılması demek, 2003’te tüm dünya tarihine kara bir leke olarak çalınan Irak İşgali’nde, bölgede bulunan Amerikan askeri sayısına yaklaşmak demek.

Peki ortada ikinci bir işgal planı yoksa Amerika Birleşik Devletleri, Irak’ın işgalinde kullandığı kadar askeri neden Ortadoğu’ya yığsın. Belli ki Amerika Birleşik Devletleri’nin stratejik hesapları askeri yönde devam edecek.

Burada ikinci bir soru daha karşımıza çıkıyor: Peki hedef İran mı? Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki gerilimin düşmeyeceği ortada. Aslında bu iki ülkenin çekişmesini kayıkçı kavgasına benzetip her iki kutbun da ekran gerisinde el sıkıştığı hep söylenir.

Fakat ekranın önünde kavga eder görünüp, bu kavga esnasında her iki tarafın da çıkar sağladığı iddiası şimdilik kenarda dursun. Malum İran’ın Mehdi, Amerika Birleşik Devletleri’nin Mesih inancına göre dünyada çok büyük bir savaş çıkmalı ve Mesih ya da Mehdi dünyaya erken gelmeye zorlanmalı.

Fakat bu zorlanma esnasında hayatını kaybedecek çoluk çocuk, kadın, genç yaşlı milyonlarca insan kimsenin umrunda değil galiba. Dünyanın nasıl bir yıkım alacağı veya dünya hayatının ne şekilde devam edeceği de onları ilgilendirmiyor.

İran devletinin yönetiminde, Amerika Birleşik Devletleri ile savaştan korkmadığını ilan eden fakat bu savaştan çıkar elde etmeyi uman birilerinin bulunması, İran’ın çevre illerinde yaşayan masum çocukların ölmesini haklı çıkarmıyor elbette. İşte tam da burada aklımıza İran ile Amerika Birleşik Devletleri savaşır ise her iki ülkede de bundan çıkar sağlayacak güç odakları geliyor.

Aklıma takılmıyor da değil: Amerika Birleşik Devletleri’nin İran’dan sonraki hedefi kim olacak? Nihayi kertede İran ile düşünüldüğü gibi bir kayıkçı kavgası var ise, Amerika Birleşik Devletleri’nin asıl hedefinin İran olmadığını söylemek gayet kolay.

Amerika Birleşik Devletleri’nin milyar dolarları bulan savunma harcamalarından Başkan Donald Trump’ın da rahatsız olduğu ve Amerika Birleşik Devletleri’nin içinde bulunan bazı güç odaklarına söz geçiremediği yaptığı bazı açıklamaların küçük ayrıntılarında mevcut.

Peki hedef Türkiye mi? Yunanistan’ın askeri tatbikatlarını artırması, o tatbikatlara katılan askerlerin “emredin İstanbul’a daha doğrusu Konstantinopolis’e girelim” sloganları, Amerika Birleşik Devletleri’nden Güneydoğu’muzdaki PYD ve YPG terör örgütlerine gönderilen silah, mühimmat ve para, yine Washington’ın Arap Yarımadası ve Doğu Akdeniz açıklarına yığdığı asker, Gürcistan’da yaşanan siyasi krizin ardından kurulacak hükümete Amerika Birleşik Devletleri’nin asker transferi dayatması, Ermenistan’daki ekonomik sıkıntıların ABD tarafından bir askeri transfere kapı aralama ihtimali hedefin İran’dan ziyade Türkiye’nin etrafının sarılması olarak yorumlanabilir mi?

Peki Türkiye’nin etrafı sarılırsa ne olur? Tarih sahnesinde milletleri karakteristik olarak sınıflandırırsanız Türkiye’yi oluşturan Türk halkının zor zamanlarda ayağa kalkan, herkesin pes ettiği anda taarruza geçen, herkesin teslim olduğu anda yeni bir harekât başlatan bir halk olduğu malum.

Amerika Birleşik Devletleri’nin Türkiye’nin etrafını sarıyor olması, Türkiye halkını korkutmaz tam tersine sinirlendirir ve sinirlenen bir insanın yapacağı şey ise reaksiyon vermektir. Yani Amerika Birleşik Devletleri uyuyan kurdu uyandırıyor olabilir.

Doğanın acı gerçeğidir ki, kurdu kim uyandırırsa pençesini de ilk o yer? Eğer Amerika Birleşik Devletleri’nin hayali hedefi veya amacı Türkiye’yi çevrelemek, bir şeyler dayatmak veya işgal etmek ise bunun karşılığını çok acı ve ağır bir şekilde alır. Bunu ben değil tarih kitapları söylüyor.

Türkiye bir kediden çok daha fazlasıdır tabii ki ama köşeye sıkışan kedi bile kaplan olur. Türkiye Cumhuriyeti’ni yöneten değerli kadrolar ise askeri açıdan önlem almak, ABD’ye direnecek halkı onarmak, direnişe hazır bir moral gücü sağlamak ve samimi dost ülkelerle direniş cephesini yayabilecek adımlar atmak zorundadır. Gerisi kolaydır Efendim.