Türkiye-ABD Hattında Yeni Dönem Analiz
Habip BOZKURT ULUSLARARASI HUKUK VE KAMU HUKUKU UZMANI

JEOSAM Başkanı Habip Bozkurt:

Türkiye-ABD Hattında Yeni Dönem

ABD; Donald Trump sonrası yaşanan tartışmalı devir teslim süreci, tüm dünyayı şaşkına çeviren Kongre baskını ve bir kez daha güçlü bir şekilde tartışmaya açılan demokrasi kültürü ile yine gündemin ilk sırasında…

Önümüzdeki dört yıl boyunca hem Kongre’de hem de Senato’da güçlü bir liderlik yaşayacağı öngörülen, Demokrat Parti liderinin yol haritası da ayrı bir merak konusu…

Yakın zaman Demokrat Parti mensubu ABD Başkanları (Clinton, Obama) döneminde kurmay kadroya dâhil olmuş, hatta Başkan Yardımcılığı görevlerini ifa eden bazı politikacıların, bu süreçte proaktif liderlik görevlerine ve bakanlıklara getirildiğine de şahit olmaktayız.

Birçok farklı çalışma grubunda, yeni başkanlık ekibinin; hem yerel hem de küresel meselelere ve önümüzdeki sürece ilişkin politik yaklaşımlarına dair tezler üretilmektedir.

Henüz ABD’nin yeni dönem planına dair netlik oluşmamışsa da Biden ve ekibinin gerek yazılı gerek görsel medyada ifade ettikleri beyanlar ışığında ilk önceliğini zorunlu olarak küresel salgınla mücadeleye verecekleri tartışmasızdır.

ABD son haftalarda ciddi kayıplar verdiği, maalesef tahribatında zirveyi gördüğü, sağlık sisteminin yeniden sorgulanmasına neden olan pandemi ile mücadele etmek ve ağır insani kayıplara acil çözüm bulmak zorunda.

ABD’nin mevcut süreçte ikinci önceliği ise; üyesi olduğu çok taraflı uluslararası organizasyonlar ilişkilerini düzeltmek olacak. Trump döneminde ilişkiler ABD’yi kendi politik söylemi ile yeniden büyük yapmak isteyen bir başkan tarafından ciddi zarar görmüştü. Biden ise ilişkilerdeki tahribatın giderilmesine yönelik taahhütler vermeye başladı bile.

Biden’ın yemin töreninde yaptığı konuşmanın içeriğine baktığımızda ise Amerikan toplumunda uzlaşma sağlanması gerekliliğine yaptığı vurgu ve ulusal birlik mesajını vermesi gözlerden kaçmadı. Konuşmada yeni Başkanın diğer ülkelere ve dünyaya verdiği mesajlar, ulusal mesajlarla kıyaslanınca çok daha az yer kapladı.

Biden’in konuşmasında “Müttefiklerimizle, ittifaklarımızı onarıp dünya ile bağlarımızı yeniden kuracağız, dünün değil, bugünün ve yarının sınamalarına karşılık vermek üzere ve yalnızca gücümüzün yarattığı örnek üzerinden değil, ama oluşturduğumuz örneğin gücü üzerinden önderlik edeceğiz. Barış, ilerleme ve güvenlik için güçlü ve güvenilir bir ortak olacağız” sözleri dikkat çekiciydi.

Trump, görev yaptığı süre boyunca ABD’yi başta iklim değişikliği olmak üzere uluslararası taahhütlerinden geri çeken, Dünya Sağlık Örgütü’nden çıkaran, NATO gibi ABD’nin başını çektiği bir uluslararası savunma örgütüne bile mesafeli duran politikalar izledi.

Biden ise önemli ölçüde zarar gören bu bağları yeniden kurmak ve diyalogu güçlendirmek için kendisinden bekleneni yaptı.  İklim anlaşmasına ve taahhütlerine dönüş sağladı ve Dünya Sağlık Örgütü üyeliğini yeniden tesis eden kararları imzalayarak başkanlığına başladı.

Joe Biden’ın yeni kabinesinde Dışişleri Bakanı olarak görev alan Tony Blinken de ABD Senato Dış İlişkiler Komitesi’ndeki onay oturumunda; milliyetçiliğin yükseldiği, demokrasinin gerilediği, Çin, Rusya ve diğer otoriter devletlerin rekabetinin büyüdüğü, istikrarlı ve açık bir uluslararası sisteme dönük tehditlerin yükseldiği ve özellikle siber alem olmak üzere hayatımızın her alanını yeniden şekillendiren bir teknoloji devriminin öne çıktığı bir dünyadan bahsederek, devamında; “Gerçek şu ki, dünya kendi kendini organize etmiyor, biz dahil olmadığımızda ve öncülük etmediğimizde şu iki şeyden biri meydana geliyor: Ya başka bir ülke yerimizi almaya çalışıyor ama bu bizim çıkarlarımızı ve değerlerimizi ileri götüren bir şekilde olmuyor, ya da kimse yerimizi almıyor ve kaos ortaya çıkıyor. Her ikisi de Amerikan halkının çıkarına değil” diyerek kendi kitlesine yönelik etkileyici bir konuşma yapmıştır.

Ama bu konuşmada geçen ABD’nin öncülük etmediği, bulunmadığı yerlerde birilerinin boşluğu doldurduğu ve kaos meydana geldiği tezi ABD’nin bulunduğu yerlerde ortaya çıkan kaos ve yıkımı açıklamaktan uzak bir yaklaşım oldu.  

Blinken, ABD’nin önceliklerini sıralarken birinci sıraya ikinci dünya savaşından sonraki en büyük sınama dediği Covid-19 krizinin aşılmasını, ikinci olarak da Çin Halk Cumhuriyeti ile rekabeti yerleştirdi.

Dışişleri Bakanının listesinde bulunan diğer öncelikler ise iklim değişikliği ve temel ittifakların yeniden canlandırılması…

Blinken; Rusya, İran ve Kuzey Kore’nin yarattığı tehditlere karşılık vermek, demokrasi ve insan haklarına sahip çıkmak bakımından daha güçlü bir konumda olduklarını vurguladı  

Bir soru üzerine de Türkiye’nin Rusya’dan S 400 hava savunma sistemlerini almasına yönelik itirazlarını da Nato müteffikliği çerçevesinde gerekçelendirerek izah etmeye çalıştı.  

Yeni Başkanın ve ekibinin görevi devraldığında vurguladığı ABD’nin güvenilir bir ortak olacağı vurgusu da bu açıklamalarla ayrı bir önem arz etmekte.

Fakat asıl izaha muhtaç olan durum; kendini güvenilir ortak olarak tanımlayan ABD’nin, Türkiye için açık tehdit oluşturan bir terör örgütünün Suriye’deki uzantısı YPG ile nasıl ittifak kurabildiği ve bu ittifakı nasıl NATO müttefikinin önüne getirebildiğidir.

Bu Yazara Ait Diğer Makaleler