Türkiye-AB İlişkilerinde Gelinen NOKTA! Analiz
Alpaslan DÜVEN TÜRK-İNGİLİZ GAZETECİLER BİRLİĞİ BAŞKANI

LONDRA’DAN BİR TÜRK GAZETECİ YORUMU

Türkiye-AB İlişkilerinde Gelinen NOKTA!

Hepimizin malumu olduğu üzere 2017 yılı Türkiye’nin Avrupa Birliği’yle ilişkileri açısından ciddi zorlukların yaşandığı bir yıl oldu. AB-Türkiye ilişkilerindeki temel sorunları bir kaç ana başlık altında toplamak mümkün.

Avrupa’da bazı siyasetçiler Türkiye’yi seçim malzemesi yaparak telafisi zor önyargılar oluşturdu. Örneğin Fransa’daki seçimlerde “Türkiye, Avrupa Birliği’ne üye olamaz” ifadesi kullanıldı, hem de defalarca. Almanya Şansölyesi Angela Merkel de aynı politikaları uyguladı ve Türkiye’yi iç siyaset malzemesi yaptı. Hollanda, Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun konuşma yapmasına izin vermedi. Bunlar da yetmezmiş gibi 2017’nin Mart ayında Rotterdam kentine giden ancak burada ‘istenmeyen kişi’ ilan edilen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Kaya da sınır dışı edildi.

Avrupa’nın bir çok ülkesinde İslam ve şiddet, İslam ve terörizm kavramları arasında bağlantı kurulmaya çalışıldı. Avrupa genelinde artan İslamofobinin arkasında ise Avrupa’nın kendi iç dengeleri ve küresel sistemde yaşanan değişiklikler yatıyor. Bunun somut hâlini sistematik olarak medyada Müslümanların sürekli negatif olarak gündem yapılmasıyla ya da siyasetçilerin Müslümanlar aleyhine negatif söylemler oluşturmalarıyla görüyoruz.

Brüksel denince Ankara’nın canını sıkan bir nokta daha var: AB’nin vize muafiyeti uygulamasına başlamaması… Ankara Anlaşması ve Katma Protokol Hükümleri gereği hukuki olarak Türk Vatandaşlarının vizeden muaf olması gerekirken, AB’nin talebi üzerine vize muafiyetinin Mülteci Geri Kabul Anlaşması’na bağlanması belki de bir hata olabilir. Bu bağlamda kazanılmış hak şarta bağlanmış da oldu. AB tarafı da hiç hesapta olmayan bir takım yeni düzenlemelerin yürürlüğe girmemesini bahane ederek Türkiye’nin, Mülteci Geri Kabul Anlaşmasını fiilen uyguluyor olmasına rağmen vize muafiyetini yürürlüğe sokmuyor.

Ve bir kritik başlık daha: FETÖ militanlarının AB ülkelerinde barınmaya devam etmeleri… Aralarında Yunanistan’a kaçan, Almanya, Hollanda, Belçika gibi ülkelere yerleşen örgüt mensuplarına kadar tek bir FETÖ teröristi dahi Türkiye’ye iade edilmiş değil. Dahası birçok AB ülkesinde FETÖ’ye bağlı firmalar, dernekler, medya organları ve okullar faaliyetlerine serbestçe devam edebiliyor. Batılı muhataplarımız bundan hiç de gocunmuyor.

Maalesef mevcut ‘Türkiye-AB Gerilim Hattı’ndaTürkiye’nin ‘Gümrük Birliği Anlaşması’nın Güncellenmesi’ talebine Brüksel’den henüz herhangi bir cevabın gelmemiş oluşu da bir başka can sıkıcı husus olarak duruyor karşımızda. Uygulamaya girişinin üzerinden 22 yıl geçmiş olan Gümrük Birliği uygulaması, Türkiye için bir ayrıcalık olmaktan çıktı. AB, birçok ülkeye Gümrük Birliği Anlaşması’na benzer nitelikte Türkiye’ye sunduğundan çok daha avantajlı ticaret rejimleri uyguluyor. 2017’de AB ülkelerinde ardı ardına yapılan seçimler ve Almanya’daki hükûmet krizi sebebiyle geciken cevabın 2018’de verilmesi bekleniyor.

Son olarak Avrupa Birliği üst düzey bürokratlarının, Kıbrıs’taki sondaj krizi nedeniyle Türkiye’ye tepki olarak 26 Mart’taki Varna Zirvesi’ni iptal etmeleri gündeme geldi. AB Konseyi Başkanı Donald Tusk, Kıbrıs konusunu şart koşmuştu.Fakat Almanya’da koalisyon kuruldu derken zirvenin yeniden mümkün olacağını düşünüyorum.

Yıllardır Avrupa’da bürokratik kulisleri ve sokağın nabzını takip eden bir Türk Gazeteci olarak Türkiye-AB İlişki Süreci’nde Vize Serbestisi’nin geçmesi ihtimalini, Gümrük Birliği’nin güncellenmesinden daha olanaklı gibi görüyorum.