Türk-Arap Medya Derneği Nedir, Niçin Kurulmuştur? Analiz
KAŞIKÇI MESELESİNİ BİRAZ FARKLI OKUYALIM

Türk-Arap Medya Derneği Nedir, Niçin Kurulmuştur?

Hüseyin YAKAR GÜVENLİK POLİTİKALARI ARAŞTIRMACISI

       Tüm dünyanın gözü, İstanbul’daki Suudi Arabistan Konsolosluk binasına girdikten sonra bir daha kendisinden haber alınamayan Suudi Gazeteci Cemal Kaşıkçı’ya çevrildi bir süredir.

Kaşıkçı’nın muhtemel kaçırılma ve hatta öldürülme olayına kilitlendi gündem, daha doğrusu kilitlenmesi istendi galiba.

Cemal Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan kamuoyu içinde önemsenen birisi olduğu su götürmez bir gerçek. İngiltere ve ABD’de Suudi Arabistan Büyükelçiliği yapan Prens Türki al Faysal’ın danışmanlığını yapmış bir isim. Basit bir gazeteci değil yani.

Birçok gazetede yazılar yazmış ve son dönemde muhalif kişiliği ile öne çıkmış. Kaşıkçı hem ABD Başkanı Trump’ın hem de Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman’nın politikalarını sert bir dille eleştirebiliyordu mesela.

Cemal Kaşıkçı’nın arkadaşları ve kaybolmadan birkaç gün önce Londra’da görüştüğü tanıdıkları, Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’da rejim içindeki farklı gruplarla ve Müslüman Kardeşler’le ilişkisini anlatmış güya. Gerçek mi, tabi ki bilmiyoruz.

Olayın meydana gelmesi zamanlama olarak da manidar.

ABD Başkanı Trump’ın Suud Yönetimi’ni geçtiğimiz hafta, RESMEN tehdit ederek para istemesi ve akabinde bu olayın vuku bulması akıllara sayısız soru işaretlerini getiriyor. Mesela bu ‘Operasyon’dan haberdar olan ABD, Riyad’dan tazminat mı aldı yani?

Özetle, Cemal Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’ın eski yönetimi ile yeni yönetimi arasındaki bir güç savaşında kaybolduğu iddia ediliyor.

Cemal Kaşıkçı’nın evlenmek için ‘bekar’ olduğuna dair Suudi Arabistan’ın ABD Konsolosluğu’ndan istediği belgeyi, “Türkiye’den alacaksınız Efendim” diye yanıtlayan ve onu Türkiye’ye gönderen akıl da boş değil.

Bir dönem Suudi Arabistan, bir dönem İngiltere, bir dönem ABD istihbarat servislerine yakınlaştığı söylenen Kaşıkçı’nın Türkiye’de ortadan kaybolması da Ankara’ya bir mesaj tabi ki. Ama bu mesaj, mesajın ne olduğunu ve neyi amaçladığını bir tek mesajın alıcısının bilebileceği türden bir mesaj.

Türk-Arap Medya Derneği diye bir yapı çıktı ön plana bu süreçte. Öyle bir dernek olduğunu ilk kez duydum. Ne için kuruldu, ne iş yapar, kim finanse eder, yıllardır bu kadar Arap’ın yaşadığı Türkiye için ‘faydalı’ ne iş yaptığını bilmiyorum. Aslında çok da önemli değil cevabı. Zira bu tip dernekler, ileride muhtemel olan bir ‘olay karşısında ortada bir muhatap bulunsun’ diye bile kurulabilir.

Atıyorum, ileride Suud Konsolosluğu’nda ‘kaybolacağı’ ihtimalinden ödü patlayan Kaşıkçı bile kurdurmuş ve parayla desteklemiş olabilir bu derneği. Yani ‘ileride kaçırılırsam arkamdan ortalığı ayağa kaldıracak bir yapı olsun en azından’ diye fikir yürüten Kaşıkçı bile kurmuş ve fonlamış olabilir bu yapıyı.

Derneğin Başkanı Turan Kışlakçı isimli biri. Hani şu bir dönem Anadolu Ajansı Arapça Servisi’nin Şefi olan ve Erdoğan’a karşı Ahmet Davutoğlucu Malatya Grubu’ndan olduğu için AA’dan tasfiye edilen kişi. Bazı tanıdıkları “Arapça bile bilmez” diyor ama ben bu konuda fikir sahibi değilim. Neyse hiçbir şeye saf, temiz ve berrak olduğu gözüyle bakmamalıyız. Eleştirel yapımızı hep korumalıyız.

Türk-Arap Medya Derneği hakkında bilgi almak için girdiğim kendi internet sitelerinde bile, dernekle ilgili bir tek bilgi bulamadım. “Bu kategorideki içerikler hazırlanıyor, lütfen daha sonra tekrar deneyin.” cümlesi çıktı karşımıza. Zaten hep böyle olur. Bu tip ‘kuruluş’lar hep bir içerik hazırlama gayretindedir.

Bakalım ne olacak, bekleyip göreceğiz.

AMA UYARIM NET: KAŞIKÇI BABANIZIN OĞLU DEĞİL, GAZA GELMEYİN EFENDİM

           Ayrıca Suudi Arabistan İstanbul Konsolosluğu’nun Kaşıkçı için Türkiye makamlarına “gelin, buyrun arayın” daveti tabi ki çocukları bile güldürür bir ciddiyette. Kaşıkçı için İstanbul’a geldiği tahmin edilen 15 kişilik özel timin içinde yer alan Adli Tıp Kurumu Başkanı da, Özel Kuvvetler Subayı da gezmeye gelmedi buraya.

Ortada bir ‘tavuk’ varmış. Biri sorgulamış, biri parçalamış, biri delilleri yok etmiş, biri ülkesine götürmüş… İşte siz de “Hani bana, hani bana” diyen kişi olmayın rica ederim.