TRUMP’IN EKONOMİ SAVAŞI Analiz
Machiko KANETAKE United Nations University

MACHİKO KANETAKE YAZDI:

TRUMP’IN EKONOMİ SAVAŞI

Başkanlık koltuğuna oturduğundan beri hakkında sözettirme konusunda bir uzman sanki. Dünya ekonomisine sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarla yön veren ABD’nin sıra dışı başkanı Donald Trump, bir süredir dış ticaret üstünlüğünü korumak adına Çin’le verdiği mücadelesini bir kenara bırakarak Avrupa’ya “kur” tepkisi gösterirken, bu durum sonrasında gözler “ticaret savaşından” “kur savaşına” çevrildi.

Dünya ekonomisinde 2008 küresel ekonomik krizinden bu yana birçok zorluk deneyimlenirken, ülkelerin savaş, kriz ve istikrarsızlıkların gündemden düşmediği bu süreçte dış ticaretten edindiği refahı kaybetmemek adına kur üstünlüğünü korumaya çalıştığı görülüyor.

Dış ticarette kur üstünlüğünü korumak için geçmişten bu yana atılan adımlara bakıldığında ise ABD ve Çin’in başrolü oynadığı görülüyor.

Her ne kadar ikinci dünya savaşından sonra kur savaşları küresel anlaşmalarla azalsa da müdahaleli dalgalı kur politikasını benimseyen Çin’in, zaman zaman dolar karşısında ulusal parasının değerini düşürerek ihracatta rekabet üstünlüğünü elde ettiği bilinen bir gerçek.

Gerek resmi para biriminin uluslararası rezerv para birimi özelliğine sahip dolar olması gerekse de büyüklüğü ile dünya ticaretine yön verme konusunda üstünlüğü elinde tutan ABD’nin ise bu özelliği kaybetmemek adına her adımı atmaktan çekinmediği görülüyor.

Bu nedenle 1980’lerden sonra da finansal piyasaların gündeminde kendine yer bulan “kur savaşı” ve “ticaret savaşı” kavramları özellikle 2008 krizinden sonra da adından sıkça bahsettirdi.

Geçen yılın başlarından itibaren Çin ile “ticaret savaşı” konusunda gerilim yaşanan ABD’nin, dış ticarette rekabet üstünlüğünü kaybetmesinden duyduğu rahatsızlığı her fırsatta dile getirmesi, bu konuyu son 2 yıldır piyasalardaki risk iştahını etkileyen en önemli başlıklardan biri haline taşıyor.

Çin’e karşı 1985’ten bu yana artan miktarlarda dış ticaret açığı veren ABD’nin, konuya ilişkin sert açıklamaları ve 2019 başından bu yana iki ülke arasındaki ticaret müzakerelerinde bir noktaya varılamaması konuyu hala gündemde tutsa da ABD’nin sıra dışı başkanı Donald Trump’ın sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım dikkatleri ticaret savaşından kur savaşına çevirdi.

Çin’in zaman zaman yuana müdahale ederek devalüasyona gitmesi ile dolar/yuan paritesi Aralık 2016’da 6,9638 seviyelerinden düşüşe geçmiş ve Mart 2018’de 6,2733’e kadar gerilemişti. Bu dönemden sonra yükseliş kanalına giren dolar/yuan paritesine Çinli yetkililerin müdahalesi sonrasında dolar/yuan paritesi Ekim 2018’de yeniden 6,97 seviyelerini test ederken, mevcutta 6,90 civarında dengelenmiş bulunuyor.

Yıllardır deflasyonla mücadele eden ve ihracatçıları desteklemek için düşük kur politikasını benimseyen Japonya’da ise Haziran 2015’te gördüğü 125,8 seviyelerinden düşüşe geçerek Haziran 2016’yı 103,2’den kapatsa da bu tarihten itibaren kademeli yükselişe geçmiş ve son durumda 108 seviyelerinde denge kazanmış görünüyor..

Dolar endeksinin seyrine bakıldığında ise ABD hegemonyasının kur savaşı tartışmalarını gündemde tutacağı beklentileri artıyor. Ticaret savaşı tartışmalarının alevlendiği sürece denk gelen Şubat 2018’de 88,2 ile yaklaşık son 4 yılın en düşük seviyelerinde bulunan dolar endeksinin, bu dönemden itibaren yükseliş trendine girdiği ve son dönemde 97 seviyelerine kadar ulaştığı dikkati çekiyor.

Trump’ın göreve geldikten sonraki süreçte Çin ve AB’nin kur politikalarına karşı şahin bir tutum sergilediğini belirten analistler, Trump’ın bunu yaparken kendi ülkesinin merkez bankası konumundaki Fed’i de yüksek faiz politikası nedeniyle eleştirmekten geri kalmadığına dikkati çekiyor.

Analistler, Fed’in faiz indirim döngüsü arifesinde bulunmasının Trump’ın güçlü dolar endişelerini haklı çıkarabileceğini ifade ediyor.

AB’nin genelinde kullanılan avro için durumun Çin yuanına göre biraz daha net olduğuna işaret eden analistler, uluslararası kuruluşlar avronun dolar karşısında 1,20 seviyesinin üzerinde işlem görmesi gerektiğini savunduğunu ifade ediyor.

Analistler, Fed’in faiz indirim döngüsüne başlama olasılığının, iki merkez bankasının likidite politikası ile birleştirildiğinde dolar ve avro arasındaki faiz farkı açısından avantajın avro lehine dönmesiyle sonuçlanabileceğini vurguluyor.

ABD Ekonomisi zorda. Bunu ne zaman anlayacaklar bilinmez ama dünyanın geriye kalan ülkeleri anlaması yeni bir çağ başlatacak.