“Sosyal Medya Dijital Kimliklerimizdir” Analiz
Ümit SANLAV SOSYAL MEDYA ARAŞTIRMACISI

Ümit Sanlav Yazdı:

“Sosyal Medya Dijital Kimliklerimizdir”

Vizontele filminin unutulmaz repliği olan “Zeki Müren de bizi görecek mi?” sorusunun sorulduğu günlerden, anlık veri transferinin sıradanlığına aşina olduğumuz bu günlere geldiğimizde, sosyal medyada dertleşiyor, üzülüyor, seviniyor, evleniyor, ayrılıyor, kavga ediyor, kıskanıyor, tanıtım ve PR yapıyor, algı yaratıyor, ilgi çekiyor, ordu kuruyor, savaşıyor, eğleniyor yani; bir anlamda hayatı sanal ortama taşıyıp, orada yaşıyoruz.

Peki yaşantımızın bu denli içine giren sosyal medyada oluşturduğumuz dijital kimliklerimizin kariyerimize etkisi nedir? Bu mecranın sonsuz faydalarından istifade ederken, zararlı etkilerinden korunuyor muyuz?

Sosyal medyada etkili hesaplar oluştururken “sosyal medyanın kişisel ve kurumsal anlamda dijital kimliklerimiz” olduğunu unutmamak gerekiyor. Sosyal medyada iyi görünmenin belli başlı esasları nelerdir?

*Paylaşım yapmadan önce içeriğini iyi düşünün, çünkü sosyal medya hesaplarımız artık cv’lerimiz. Bankalar kredi verirken, sosyal medya hesaplarımızı inceliyorlar. İşverenler bizi oradan tanımlamaya çalışıyorlar, arkadaşlarımızı, takip ettiğimiz sayfaları, okuduğumuz kitapları, izlediğimiz filmleri, katıldığımız sosyal medya anketlerni ve onlara ne yanıtlar verdiğimizi sosyal medya hesaplarımızdan görüntülüyorlar. Karakterimiz, kişiliğimiz, ailemiz dünya ve siyasi görüşümüz hakkında fikir sahibi oluyorlar.

*Sosyal Medya artık kendimizi ifade etme şekli olduğundan, sevincimizi, öfkemizi, hüznümüzü, acımızı oradan paylaşır olduk. Öfke ile ani mesajlar paylaşmak, telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabilir.

*Kendimize dair hoş paylaşımlar yaparken başkalarını rencide etmemeli, başkalarının mahremiyetlerine saygılı olmalıyız. Paylaştığımız bir fotoğrafta yer almak istemeyen, ya da istemediği bir şekilde görüntülenmiş biri olabilir.. 

*Sosyal medya ortamları hızlı iletişime açık olduğu kadar güvensiz iletişime de en açık mecradır. Arkadaş listemizi GÜVENDİĞİMİZ VE TANIDIĞIMIZ kişilerden oluşturmalıyız. Sosyal medyada her gördüğümüz erkek erkek olmayabilir, her gördüğümüz kadın kadın olmayabilir, her gördüğümüz çocuk çocuk olmayabilir. Tanımadığımız kişilerden gelen istekleri kabul etmemeliyiz. Evimizin kapısını her çalanı içeri buyur etmiyorsak, sosyal medya hesaplarımıza da her önüne geleni kabul etmemeliyiz.

*Üyelik gerektiren platformlara sosyal medya hesaplarımız üzerinden üye olmak da doğru değil. Zararlı yazılım içeren uygulamaları doğru olarak tespit edemezsek arkadaş listemizi ve özel ve bizde kalması gereken tüm bilgimizi o uygulamaya açmış olabiliriz. Farkında bile olmadan hiçbir zaman yan yana bile gelmek istemeyeceğimiz kişiliklerle arkadaş olabiliriz.

*Günlük hayatta geçerli olan nezaket ve etik kurallar sosyal medyada da geçerli olmalı. Gerçek hayatta yapılamayacak hiçbir şey çevrimiçiyken de yapılamamalıdır.

*Her türlü etik kurallar gibi telif haklarına da bağlı olmalıyız. Başkasına ait fotoğraf, fikir ve görüş alırken, kaynağı ya da sahibi belirtilmelidir.

*Temel hedefi bilgiye ulaşmak ve paylaşmak olan sosyal medya ortamlarına atılan bilginin, gizli kalması beklenmemelidir. Özel olan özelde kalmalı, güvenlik tedbirlerine dikkat edilmelidir. Seyahat ve tatillerde yer bildirimi yapmak ve evimizden paylaşımlarda konum bilgisi vermek, hırsızlara davetiye çıkartmak demektir.

*Sosyal medyada rastladığımız terör propagandası yapan ve terör sempatizanı hesapları, siber@egm.gov.tr, siber.ankara@egm.gov.tr, siber.istanbul@egm.gov.tr adreslerine ihbar ederek milli ve ulusal değerlerimize sosyal medya üzerinde de sahip çıkmalıyız.

Kurumsal hesapların yönetiminde de öncelikle görsel kalitesi ve karizması yüksek bir sosyal medya hesabı kurulmalı, bu hesap üzerinden işletmeye dair tutarlı ve amacına yönelik algı oluşturulmalı, daha sonra bu algı yönetilerek hedef kitle harekete geçirilmelidir.

Unutulmamalıdır ki; Sosyal medya neşter gibidir. Doktorun elinde can verir, katilin elinde can alır. Mısır’da Arap Baharında, Türkiye’de Gezi olaylarında, Kobani eylemlerinde provokasyon amaçlı kullanılmışsa da, 15 Temmuz darbe girişiminin önlenmesinde ana enstrüman sosyal medya olmuştur. STK’lar ve siyasi partilerin whatsapp gruplarından örgütlenen vatandaş sokağa çıkarak tankların önüne yattı.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan yine bir sosyal medya mecrası olan Face Time ile televizyon kanallarına bağlandı, kişisel ve kurumsal sosyal medya hesaplarından milletini demokrasiye ve devletine sahip çıkmaya davet etti. Vatandaş da canını, kanını ortaya koyarak vatan hainlerinin bu kirli planını bozdu.

“Çözüm teknoloji üretmek”

Gerek Türkiye’de gerek uluslararası arenada Türkiye ve devlet aleyhine bazı algı operasyonları yapılmakta, sosyal medya mecraları bu operasyonlara alet edilmekte. Bu anlamda hukuki ve teknik yollardan birtakım mücadeleler verilse de, yerli ve milli teknolojimizi üretmediğimiz sürece net bir çözüm bulunamayacaktır.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mimarı olduğu 2023 Vizyonunda yer alan en önemli çalışma bana göre, teknolojik yönden tam bağımsız bir Türkiye çalışmalarıdır. Kendi arama motorumuzu, kendi sosyal paylaşım sitelerimizi kurmadığımız sürece sosyal medya savaşlarında başarılı olmamız mümkün değildir.

Bu Yazara Ait Diğer Makaleler