Siyasi Gündem Tıkandı Analiz
Bo PERSSON Umea Universitet

İsrail’den Haberiniz Var Mı?

Siyasi Gündem Tıkandı

Ortadoğu’nun neredeyse her olayında bir şekilde yer alan İsrail Mart 2020’de tekrar genel seçimlere gidiyor. Peki İsrail’de hükümet neden kurulamıyor ve erken seçim tartışmaları bugünlerde niçin bitmek bilmiyor?

İsrail siyaseti kurucu elitler tarafından dizayn edildiğinden bugüne bir dizi büyük çaplı siyasi krize sahne oldu. Yeni kurulan İsrail devleti bir yandan kurumsal kapasitesini arttırmak isterken bir yandan da ulus inşasını tüm hızıyla devam ettiriyordu. Jeopolitik kriz hatlarının merkezinde yer alan İsrail yönetici elitleri için esas hedef, etnisitenin (Yahudiliğin) özgül/partiküler kısıtları ve kozmopolit/evrensel değerler arasında bir denge bulma ısrarıydı. Birbirini sürekli iten bu iki kavramsal set, İsrail’de siyaseti ve toplumsal sektörleri farklı etno-kültürel hatlar etrafında kümelenmeye zorladı. Sonuçta Aşkenazi ve Mizrahiler arasındaki sınıfsal ve kültürel ayrışmalara dini bölünmeler de eklenmiş oldu.

Aşkenazi ve Mizrahi sekülerlerini temsil eden partilere bu iki grubun dindar partileri de eklendi. Sovyetik Yahudi göçünün hızlanması ve yoğunlaşmasıyla Sovyetik Yahudilerin partileri oluşmaya başladı. Kısaca İsrail’de siyasi kültür, ideoloji ve değer merkezli olma vasfını kaybederken, belli etno-kültürel endişelerin temsilcileri olan siyasi aktörler etrafında İsrail’in yeni siyasi kültürü olgunlaşıyordu. Bugünlerde gözlemlediğimiz hükümet kuramama krizi temel olarak İsrail’de siyasetin kültürel olarak keskin etno-kültürel hatlarda çatallanmasının doğıurduğu sınırlamadan kaynaklanıyor.

2015 seçimlerinde İsrail vatandaşı Araplara yönelik nefret, şüphe ve dışlama pratikleri, 2019 seçimlerinde Ultra-Ortodoks gruplara yapılmakta. Toplumun görece çevresinde kalan bu kültürel, dini ve etnik gruplar nispi temsil seçim sisteminin verdiği imkanla siyasi süreçlere dahil oluyorlar. Sisteme dönük karşıtlıkları, kimliklerini öncelemeleri, aidiyet hissettikleri toplumsal ağların baskıları gibi faktörlerin birleşimiyle İsrail’de siyasetin doğası değişiyor. Bunların itkisiyle ana akım partilerin (Likud ve Mavi-Beyaz) ittifak kümeleri daralıyor ve İsrail’de siyaset katılaşıyor.

İsrail’de siyasi liderlik 1990’lara değin kurucu neslin tavır, retorik ve gelenekleri üzerinden yükseldi. Bu da genel olarak statükocu ve dengeci liderliği tahkim etti. Ben Gurion, Menahem Begin, İzak Şamir, İzak Rabin ve Ariel Şaron’a bakıldığında temel olarak dış politik açılımlarda radikal kararlar verirken iç politikada ise etnik, kültürel ve dini farklılıklar arasındaki dengeyi sürekli gözeten bir lider tavrına rastlanır.

ABD’de 1990’larda kendini hissettiren serbest piyasa liberalizmi, dış politikada caydırıcılık ve iç siyasette iş bitirici olma önem kazanmıştı.

Bibi 1968’de Beyrut Havaalanına gerçekleştirilen askeri müdahalede ve 1973 savaşında İsrail ordusunda görev yapıyordu. Bibi’nin askeriyede komutan pozisyonunda olması onun benmerkezci siyasetinin girdisini oluşturuyor. Kısaca Bibi’nin liderlik stilinde öne çıkan pozitif özellikler tutkulu, kararlı, medyayı iyi kullanan, etkileyici retorik ve kişisel çekim gücü olarak sayılabilir. Bibi’nin güven eksikliği, kişisel ilişkilerindeki başarısızlık ve megaloman, şüpheci ve benmerkezci kişiliği ise İsrail siyasetinde bugünlerde gördüğümüz kutuplaşmanın ve uzlaşmayı becerememenin lider yönlü kaynakları olarak görülebilir.

Brexit krizi, Donald Trump’ın başkanlığı ve “Yeniden Büyük Amerika” projesi, Çin lideri Şi Cinping’in “Büyük Diriliş” fikri, Hindistan’da Modi’nin Hint milliyetçiliği ve Rusya’da görülen Avrasyacı jeopolitik revizyonizmi gibi dinamikler, küresel siyasette kültürel ve ulusal uyanışı besliyor.

Aslında Macaristan, Polonya, ABD, İngiltere ve İsrail’de görülen bu siyaset stili ve hükmetme biçimi siyasi düzeyde koalisyon inşa ve konsensüs oluşturma süreçlerini tıkıyor. İspanya’da dört yıl içinde dört kez seçime gidilmesi, İngiltere’de Brexit dolayısıyla erken seçim yapılması ve İsrail’de bir senede üç kez seçime gidilmesi ve hâlâ hükümet oluşturulamaması, esasında küresel siyasette yükselen “demokratik kilitlenmeyle” de bağdaştırılabilir. Bu yeni siyasi fenomenle seçimler demokratik siyasetin hızlı ve etkin işlemesi sonucunu doğal olarak beraberinde getirmiyor.

İki partiye dayanan siyasi sistem bozuluyor. Siyasetin kimlik ve kültür merkezli kutuplaşması küçük ve özgün çıkarların siyasallaşmasını doğuruyor. İsrail’de küçük ölçekli partilerin dar çıkarları büyük partilerin koalisyon ve konsensüs süreçlerini baskılıyor.

Bu tıkanıklık uzun süre devam edeceğe benziyor.

Bu Yazara Ait Diğer Makaleler