Salih Müslim’in Ülkemize İadesi Gerekirdi Analiz
Habip BOZKURT ULUSLARARASI HUKUK VE KAMU HUKUKU UZMANI

ULUSLARARASI HUKUK UZMANLARINA GÖRE DURUM NET:

Salih Müslim’in Ülkemize İadesi Gerekirdi

Türkiye; anayasal bir hukuk devleti olup uluslararası sözleşmeler ile hukukun üstünlüğünü benimsemiştir. Uluslararası sözleşmeler gereği özellikle terör suçlarında milletlerarası yardımlaşma esas alınmakta ve bu konuda ortak hareket edilmesi amaçlanmaktadır. Asıl kural bu olmakla birlikte uygulamada bazı sıkıntılar ortaya çıkmakta ve bunlar ülkeler arasında siyasi sorunlara sebebiyet vermektedir.

 

Özellikle terörle bugüne kadar ciddi sorunlar yaşayan, binlerce gencini teröre kurban veren ülkemizde terör örgütleri ve bunlara destek olanlarla ilgili caydırıcı yasalar düzenlenmiştir. Caydırıcı yasaların birisi de uluslararası arenada ‘Suçluların İadesi’ konusunu düzenlemiştir. Ülkemizde PKK–KCK–FETÖ ve PYD gibi yapılanmalar terör örgütü olarak kabul edilmiştir. Yasa gereğince bu terör örgütlerine üye olanlarla ilgili gerekli yasal takipler yapılmaya devam etmektedir. Özellikle bu yargılamaların tamamlanabilmesi açısından yurt dışında bulunan sanıkların adalet önüne çıkartılabilmesi için iade kurallarının doğru ve zamanında işletilmesi gereklidir.

 

PKK ve PYD arasındaki kuvvetli bir organik bağ olduğu, gerek her iki terör örgütünün tüzüklerinden gerekse PYD’de yer alan yüzlerce üst düzey PKK’lı teröristten kolaylıkla anlaşılmaktadır. Terör Örgütü PYD’nin yine terör örgütü  “İŞİD”le mücadelesi sebebiyle bu örgüt, başta ABD olmak üzere Avrupa Birliği ülkeleri tarafından terör örgütü olarak görülmemektedir.

 

‘Terör Örgütü Yöneticiliği Suçu’ndan yargılanmaya devam eden PYD Lideri Salih Müslim’in ‘Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma’, ‘Nitelikli olarak kasten öldürme’ ve ‘bu suça teşebbüs etmek’ gibi suçlardan da aleyhine çeşitli davalar açılmıştır. Türkiye’de Salih Müslim aleyhine açılmış ceza davaları bulunmaktadır. Bu dosyalardan Müslim hakkında yakalama kararları verilmiştir.

 

Türkiye tarafından İnterpol Genel Sekreterliği’nce Müslim hakkında 13 Şubat’ta kırmızı bültenle arama kararı çıkarılmıştır. Bunun üzerine terör örgütü PYD/PKK’nın kırmızı bültenle aranan eski Eş Başkanı Salih Müslim, Çekya’nın Başkenti Prag’da yakalanmıştır.

 

Müslim’in yakalanmasından sonra Çekya Devlet Makamları, Müslim’in tutuklanıp tutuklanmayacağına mahkemenin karar vereceğini, Müslim’in iadesi için gerekli evrakların Türkiye tarafından ivedilikle ulaştırılmasını istemiştir. Ve ardından Terör örgütü PKK’nın Suriye’deki kolu PYD’nin eski Eş Başkanı Salih Müslim’in Türkiye’ye iade talebi devlet yetkilileri tarafından Çekya Dışişleri Bakanlığı’na ulaştırılmıştır.

Müslim’in Çekya tarafından Türkiye’ye iadesi için hiçbir engel olmamasına rağmen, iade talebi konusundaki kararını vermesinin aylar sürebileceği belirtilerek iade talebi hakkında karar verilinceye kadar Avrupa Birliği sınırlarından çıkmamak şartıyla salıverilmesine karar verilmiştir. Söz konusu kararın uluslararası hukuka ve sözleşmelere aykırı olarak alındığı açıktır. Kararın alınmasına etki eden nedenleri ve yasal düzenlemeleri inceleyecek olursak hukuka aykırı olan bu kararın neden alındığı netlik kazanacaktır.

 

Çekya ile Türkiye arasındaki iade süreci hakkında üzerinde durulması gereken önemli birkaç husus var:

Bunlardan birincisi; Türkiye ile Çekya arasında suçluların iadesine yönelik bir anlaşmanın olup olmadığı hususudur. Suçluların iadesine yönelik olarak Çekya ile ülkemiz arasında ikili olarak imzalanmış herhangi bir sözleşme bulunmamaktadır. Fakat her iki üye devlet de Suçluların İadesine Dair Avrupa Sözleşmesi (SİDAS)’ne, anılan Sözleşme’nin Ek 2 nolu Protokolü’ne ve Terörizmin Önlenmesine Dair 1977 tarihli Avrupa Sözleşmesi’ne taraftır.

 

Anılan sözleşmelerden Suçluların İadesine Dair Avrupa Sözleşmesi’nin 2. maddesine göre, iadeye konu olan eylemin her iki ülke kanununda da suç teşkil etmesi ve zamanaşımına uğramamış olması gerekiyor.

 

Sözleşmenin 3/1. Maddesinde;

“İade talebine sebep olan suç kendisinden iade talep edilen tarafça siyasî bir suç veya böyle bir suç ile murtabit fiil olarak telâkki edildiği takdirde suçlu iade edilmeyecek.” açıklamasına yer vermek suretiyle “siyasi suçlarda” iadenin gerçekleşmeyeceği belirtilmiştir.

 

Benzer bir düzenleme daha Terörizmin Önlenmesine Dair 1977 tarihli Avrupa Sözleşmesi’nde yer almaktadır. Buradan anlaşılacağı üzere, “siyasi suç” kapsamına konulan suçlarda iade talepleri kabul görmemektedir.

 

İkinci husus ise; PYD Terör örgütünün başta ABD ve Avrupa ülkeleri tarafından terör örgütü olarak kabul edilmemesi hususudur. PYD’nin terör örgütü olduğu aslında adı geçen devletlerce de biliniyor olmasına rağmen gerek siyasi gerekse konjoktürel durum nedeniyle ve özellikle ‘DAEŞ terör örgütü’ne karşı mücadele ediyor olarak gösterilmesinden dolayı terör örgütü listelerine alınmamıştır.

 

Hal böyle olunca, uluslararası kamuoyunun Çekya üzerinde bir baskı unsuru oluşturduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Böylece “Siyasi Suç” terimi amaçlanan anlamının dışında farklı yorumlanarak terör örgütü mensuplarının siyasi suçlu sayılmasının önü açılmış olacaktır. Şüphesiz ki bu husus, kabul edilebilir bir husus değildir.

 

PYD terör örgütü lideri Müslim’in ilk etapta Türkiye’ye iade edilmemesi ve Avrupa Birliği sınırlarından çıkmamak şartıyla salıverilmesine yönelik karar, uluslararası sözleşmeleri açıkça ihlal eden bir karardır. Nitekim bu hususta Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada; “PKK/KCK terör örgütünün Suriye uzantısı PYD terör örgütünün lideri Salih Müslüm’e ilişkin geçici tutuklama talebimizin Çek Mahkemesi tarafından reddedilmesi, Çek yargısının uluslararası hukuk ve terörle mücadele konusundaki sorumluluklarıyla bağdaşmamaktadır” ifadeleri kullanılarak bu husus açık bir şekilde dile getirilmiştir.

 

Suçluların iadesi şartları Uluslararası sözleşmelerde net bir şekilde belirtilmiş olmasına rağmen, sözleşmelerin ihlal edilmesi, terör örgütü mensuplarının siyasi suçlu addedilmesi ve bu çerçevede serbest bırakılması açıkça terör örgütüne destek olarak yorumlanmaktadır.

 

Çekya, Suçluların İadesine Dair Avrupa Sözleşmesi, Terörizmin Önlenmesine Dair 1977 tarihli Avrupa Sözleşmesi ve yasal mevzuatlara aykırı hareket ettiği gibi, aynı zamanda dış saldırılara karşı ortak savunma amacını taşıyan NATO sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüklerini de ihlal etmiştir. NATO’ya her iki devletin de taraf olmasına rağmen Çekya tarafından teröre destek mahiyetinde böyle bir karar verilmesine anlam verilmiş değildir.

 

Türkiye, terör örgütü lideri Salih Müslim’in iadesi için kararlığını göstermiş olup bundan sonraki süreçte de gösterecektir. Nitekim, PKK/KCK terör örgütünün Suriye uzantısı olan PYD terör örgütü eski lideri Salih Müslim, Çekya tarafından uluslararası hukuk kuralları ihlal edilerek 27 Şubat 2018 tarihinde salıverildikten sonra Berlin’de düzenlenecek olan mitinge katılmak üzere Almanya’ya geçmiştir.

 

Bunun üzerine PYD terör örgütü eski lideri Salih Müslim’in iadesi için tüm yasal yolları deneyen Türkiye, süreçten vazgeçmeyerek Almanya’dan Salih Müslim’in geçici olarak tutuklanması ve Türkiye’ye iadesi için talepte bulunmuştur. Bu konu ile ilgili olarak Almanya Dışişleri Bakanı tarafından “Türkiye Dışişleri’nden bir sözlü nota aldık. Bundan sonra hukuk devleti süreci izlenecektir” açıklaması yapılmıştır.

 

Ancak belirtmek gerekirse, bu güne kadar Almanya’ya PKK terörü ile ilgili yüzlerce dosya iletilmesine rağmen bu konuda herhangi bir ilerleme kaydedilememiştir. Bu güne kadar Almanya’da PKK/PYD/KCK/YPG/FETÖ/DHKP-C gibi terör örgütleri çok kolay bir şekilde faaliyet göstermiş, lobiler kurmuş, kendilerini finanse etmek için para toplama girişimleri gerçekleştirmişlerdir. Bu terör örgütleri aynı zamanda toplantı ve gösterilerini de Almanya’da kolaylıkla gerçekleştirmeye devam etmektedir.   Almanya, Türkiye’nin terörle mücadelesine sözde destek vermesine rağmen özde gereken hassasiyeti göstermemiştir.

 

Basın yayın organları aracılığıyla izlediğimiz üzere bu bölücü terör örgütleri Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinde Türkiye’nin aleyhine her türlü çalışmayı kolaylıkla yürütmekte ve terör örgütü mensubu olmalarına rağmen hiçbir şekilde yaptırıma tabi tutulmadıkları gibi hiçbir cezai müeyyide ile de karşılaşmamışlardır.

 

Bu çerçevede Avrupa ülkelerine ve bu ülkelerdeki sözde demokrasi anlayışlarına bakıldığında hepsinin teröre karşı oldukları siyasi manada ifade edilirken uygulamada “bize dokunmayan yılan bin yıl yaşasın!” mantığının hüküm sürdüğünü üzülerek ifade etmek gerekmektedir.

 

Avrupa ülkelerinin kendilerine karşı olmayan terör eylemleri noktasında samimi davranmadıkları, özellikle Almanya, beraberinde aynı gerekçeler kullanan Çekya’nın ülkemizi tehdit eden terör yapılanmalarına sözde karşı oldukları ama PYD terör örgütü eski lideri Salih Müslim gibi terör suçlularının, Türk Mahkemeleri nezdinde yargılanması gerekirken, suçluların iadesi konusunda Avrupa ülkeleri arasındaki ikili sözleşmelere ve uluslararası hukuka uygun davranmadıkları aşikârdır.

 

Türkiye, özellikle yıllardır terörle mücadele eden, bu mücadelesinde binlerce can kayıpları yaşayan ve terörden ciddi zarar görmüş bir ülke olarak uluslararası sözleşmeler kapsamında hareket etmekte ve aynı anlayışı diğer ülkelerden beklemektedir.

Bu çerçevede ülkemizde uluslararası yasalara uygun olarak hazırlanan ceza kanunlarında terör örgütü lideri olması nedeniyle hakkında açılan davalar nedeniyle iadesi talep edilen Salih Müslim’in iadesi için Türkiye’nin ısrarlı tutumu doğru ve yerinde bir tavırdır. Hukuk Devleti olmanın gereği de kendisi aleyhine işlenen suçlara karşı kıyasıya mücadele verilmesinden, suçluların yakalanarak adalete teslim edilmesinden geçmektedir.

 

Bu noktada bakanlık düzeyinde gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında ülkemize karşı suç işleyenler ile ilgili takibin kesintisiz sürdürüleceğine dair kararlılığın, suç işleyenin yanına hiçbir zaman kar kalmayacağının bilinmesi açısından da oldukça önemlidir.

Ülkemiz anayasal bir hukuk devletidir ve bu iade işlemi de hukuk devleti olmanın bir gereğidir.