Putin Türkiye Seçimlerinden Ne Bekliyor? Analiz
Andrei KOKOSHIN Lomonosov Moscow State University

Türkiye Seçimlerine Kuzey’den Bakış:

Putin Türkiye Seçimlerinden Ne Bekliyor?

Türkiye için seçim vakti… Peki 24 Haziran’daki bu seçim sadece Türkiye’yi mi ilgilendiriyor? Batı’nın Yeni Dünya Düzeni’ne direnirken yanında güvenebileceği bir dost arayan Rusya, daha özelde de Putin sandıktan ne çıksın ister?

Bence Putin’in gönlünden Erdoğan geçiyor, neden mi?

Rusya yakın zamanda sandık başına gitti. Putin seçimleri kazanır kazanmaz Kremlin’in kapısında ziyaretçi kuyruğu oluştu. “Tiran” dedikleri “kötü Rus Çarı”nın elini sıkmak için kuyruğa giren AB liderleri öne geçmek için kendi aralarında yarışır oldu. Batı’nın kimi ne olarak tanımladığının önemli olmadığının göstergesi olan bu ziyaretçi kuyruğu, aslında uluslararası ilişkilerde Avrasya’nın yeni döneminin başlangıcının da bir işareti.

Burada sual, Putin’in bu ziyaretlerin sebepleri hakkında ne düşündüğüydü. Fakat kimse bu soruyu, Rus lidere sormadı. Rus medyası ABD ve AB arasında yaşanan ticari savaşın AB’yi Rusya’ya doğru ittiğini yazıyor. Kremlin yanlısı medya iç kamuoyuna yönelik yayınlarında, Batı’nın Rusya ilgisini Putin’in doğru siyasetine bağlıyor ve bu durumu bayram havasında duyuruyor. Daha dün kimyasal silah kullanmakla suçlanan başkanlarının elini iki AB liderlerinin tutmuş olması Rusları gayet memnun etmiş görünüyor.

Ancak Rusya’da olan bitenin hiçbir zaman medyanın sunduğu gibi olmadığını bilmeyen de yok gibidir. Soçi’de Putin’le hoşsohbet eden Alman lider, Rusya’nın G8’e dönüşünün mümkün olmadığını söyledi. Merkel gibi, Putin’i ziyaret eden Fransa lideri Macron da Rusya’ya afili bir görüntü dışında yeni bir kazanım sağlamadı. Merkel ve Macron’dan sonra Rusya’ya gelen Bulgaristan Cumhurbaşkanı ve Başbakanı özür dileseler de Rusya’dan pek yüz bulamadılar.

 

Sonuçta, Avrupa liderlerini taşıyan uçaklar, Rusya’ya gelip giderken bir tek somut sonuç elde edildi ki o da Kuzey Akım 2 doğal gaz hattının yapılacak olması. Bu proje Ukrayna’nın itirazıyla iptal edileceğe benzemese de aslında durumda pek bir yenilik yok. Eğer meseleye böyle bakacaksak, sonuçta AB liderlerinin halkın vergilerini seyahatle israf ederek var olan durumu sabitlemiş olduklarını söyleyebiliriz.

Durum dışarıdan böyle görünüyor; fakat Rusya’daki yoğun AB trafiğinin ve İsrail ziyaretlerinin asıl hedefinin Astana süreci olduğu da başka bir gerçek. Macron’un “Rusya ile Türkiye’yi ayırdık” demesinin, Merkel’in Kuzey Akım garantisi vermesinin, Bulgar liderin güney hattını da yapabiliriz diyerek U dönüşü yapmasının arkasında, Batıyı rahatsız eden Türkiye-İran-Rusya ittifakı var. Bir taraftan Türkiye ve İran’a karşı operasyonlar yürüten ABD/Batı, AB üzerinden Rusya’yı üçlüden ayrılmaya ikna etmek için çalışıyor. Yani üçünü birden yiyemeyen Batı, şimdilik pastayı bölmeye çalışıyor.

Güney Suriye’de İran ve Rusya arasındaki ittifakı zorlayan ABD/Avrupa ve İsrail bloku, Kuzey Suriye’de de başka bir oyun oynuyor. ABD’nin bölgeden çekileceğini beyan etmesi, Fransa ve Körfez ülkelerini SDG’ye yardım konusunda daha aktif birer rol oynamaya zorlaması, ABD’nin bir başka kurnazlığı. Bölgedeki kaynaklar sadece ABD güçlerinin üniforma değiştirdiğini söylüyor. NATO ve Özel Ordu üniformasına bürünerek YPG/SDG’ye destek vermeye hazırlanan ABD ön plana Fransa’yı çıkarıyor. Bu bakışla Macron’un Rusya ziyareti de başka bir anlama kavuşuyor. Görünen o ki kendisine Macron tarafından ikram edilmeye çalışılan Fransız sosisinin içinde ne olduğunu Putin’in de pek bilmesi gerekmiyor.

AB ve ABD, Astana troykasını kurnaz bir planla bölmeye çalışıyor. Bu planda troykadan koparılmak istenen ise Rusya. Rusya’yla bugünlerde Trump-Putin görüşmesinde Rusya’ya verilecek “bonus”lar konuşuluyor. Bu işlerde Rusya’daki İsrail lobisinin etkili olduğu, medyanın aktif rol oynadığı da gözlerden kaçmıyor. Rus medyasının AB liderlerinin bu sonuçsuz ziyaretlerini sanki yarın bütün yaptırımlar kalkacakmış gibi sunuyor olması, Rusya’ya karşı yürütülen algı operasyonun ne kadar kapsamlı olduğunu da gözler önüne seriyor.

Türkiye ile ABD arasında gerçekleşen Münbiç anlaşmasını Rus medyasının yakından izlemesi, Rus analistlerin “ABD Türkiye’ye Münbiç karşılığında ne verdi” sorusunu sıkça gündeme getirmesi de Astana troykasında oluşmaya başlayan çatlağın habercisi olabilir. Astana troykasını dağıtmaya çalışan ABD/AB/İsrail troykası başarılı olur mu şimdilik bilinmez; fakat troykalar savaşında sahneye çıkan Macron’un elindeki sosisi kendisinin mi yiyeceği, yoksa başkasına mı yedireceği yakında görülecek.

İşte bu dengeler içerisinde Türkiye yeni devlet başlanını seçecek. Farklı anketler farklı sonuçlar verse de, bence Recep Tayyip Erdoğan rakiplerine göre önde. Ve Avrasya Ruhu açısından bu iyi bir durum. Bence Rusya’nın ‘Modern Çarı’ Vladimir Putin de böyle düşünüyor. Güçlü bir Erdoğan, güçlü bir Avrasya Ruhu için önemli bir adım olacak. Siyasi tecrübelerime göre; Putin de 24 Haziran’la ilgili diğer adaylar arasından Erdoğan’ı istiyor bence. Bakalım zaman neyi gösterecek?

Bu Yazara Ait Diğer Makaleler