Ortadoğu’daki Karakolda Kriz Var! Analiz
Helen Czerski LONDON’S GLOBAL UNIVERSTY

ABD-Birleşik Arap Emirlikleri

Ortadoğu’daki Karakolda Kriz Var!

             Başka bir başlık bulamazdım. Birleşik Arap Emirlikleri dış politikasının belirleyicisi olan Abu Dabi liderliği, 2010’dan bu yana rejim güvenliği gerekçesiyle Orta Doğu’da müdahaleci dış politikasıyla ön plana çıkıyor. Bu minvalde Abu Dabi, 2014 sonrasında Libya’da darbeci general Halife Hafter’in gayrimeşru güçlerine ve 2018 sonrasında ise Suriye’de Beşşar Esed rejimine finansal ve askeri desteğini artırdı, Yemen’in toprak bütünlüğünü jeopolitik hedefleri doğrultusunda zedeledi.

Aslında Türkiye’nin Suriye’de terörle mücadele ve insani diplomasi kapsamında artan angajmanları ve Libya’da Başbakan Fayiz es-Serrac ile temasları sayesinde ülkenin toprak bütünlüğünü sağlamaya yönelik politikaları sonucunda BAE’nin hedefinde olduğu söylenebilir. Fakat BAE’nin hamlelerinin, ülkenin uzun dönemli güvenlik garantilerinin birincil sağlayıcısı olan Batılı ortağı ABD’yi rahatsız etmeye başlamış olduğu ifade edilebilir.

Orta Doğu’da yeni bir düzen tahayyülünü askeri müdahalelerle gerçekleştirmeye çalışan Abu Dabi liderliğinin Veliaht Prens Muhammed bin Zayid, Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayid, Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Enver Gargaş ve Washington Büyükelçisi Yusuf el-Uteybe aracılığıyla dış politikasını meşrulaştırmaya çalıştığı gözlemleniyor. Bu isimlerin yanına, Muhammed bin Zayid’in kardeşi BAE Ulusal Güvenlik Müsteşarı Tahnun bin Zayid ve yardımcısı Ali eş-Şemsi de eklenebilir.

Abu Dabi’nin 1990’lı yıllarda ABD liderliğinde gerçekleştirilen Barışı Destekleme ve Koruma operasyonlarındaki gösterişsiz rolünü bırakıp agresif bir dış politikaya yönelmesi, bunun sonucu olarak Suriye, Libya ve Yemen gibi çatışma bölgelerindeki kaos ortamlarını daha da derinleştirmesinin ABD’yi de rahatsız etmeye başladığını söyleyebiliriz.

Abu Dabi’nin son dönemde araçlarını çeşitlendirip amaçlarını yenilediği dış politikasının müdahaleci karakteri, yakın gelecekte ABD’nin BAE’ye olan mali, askeri ve söylem düzeyindeki desteğinin en azından dönemsel olarak kesintiye uğramasına dahi sebep olabilir.

BAE’nin Libya’da Mısır’ı askeri anlamda devreye sokmaya çalıştığı ve ABD’nin siyasi olarak Libya’da BAE faaliyetlerini onaylaması için Washington’da lobicilik faaliyetleri yürüttüğü ortaya çıktı. Libya’da siyasal çözüm süreçlerine ket vurması ve Suriye’de Sezar Yasası kapsamında uyarılması, ABD yönetiminden BAE’nin müdahaleciliğine yönelik tepkilerin olduğunun emareleri. Abu Dabi’nin Cemal Kaşıkçı cinayetindeki rolü ve uluslararası silah ambargolarını delmesi sebeplerinden ötürü ABD’de başta Kongre olmak üzere çeşitli yönetim çevrelerinde zaten tepkiler mevcuttu. Abu Dabi’nin Libya ve Suriye’deki faaliyetlerinin bu tepkileri daha da artırması muhtemel. Gelecek günler yeni bir krizin habercisi gibi.

Bu Yazara Ait Diğer Makaleler