“Mesela Avrupa Birliği” Analiz
Machiko KANETAKE United Nations University

Büyüyen Çin Kimi Korkutur?

“Mesela Avrupa Birliği”

Çok fazla detaye inmeden incelemek lazım. 2019’un Mart ayının başlarında İtalya’nın Adriyatik denizi kıyılarındaki eski görkeminden uzak bir limanında Costa Venezia isimli yolcu gemisinin inşası bitme aşamasına gelmişti. Bu olay bir yolcu gemisinin suya indirilmesinden ziyade, yeniden canlandırılmaya çalışılan İpek Yolu için büyük bir öneme sahipti. Trieste limanından başlayıp ünlü seyyah Marco Polo’nun rotasını izleyerek Çin’e yolcu taşıması planlanan bu gemi, aynı zamanda Mart ayı sonlarında gerçekleştirilecek olan bir dizi anlaşmayla, Şi Cinping önderliğinde hayata geçirilen “Kuşak ve Yol” projesinin Akdeniz’deki en önemli kazanımlarının simgesi haline gelecekti.

“Kuşak ve Yol” projesi kapsamında Elyat-Aşdot-Hayfa (Red-Med) bağlantı rotasını ve Yunanistan’ın Pire limanını işletecek olan Çinli firmalar, İtalya’nın Mart ayı sonlarında “Kuşak ve Yol” projesine dâhil olmasıyla, Trieste limanından başlayarak Adriyatik ve merkez Avrupa hattındaki taşımacılık rotalarının iyileştirilmesi için avantaj elde ettiler. Bu gelişmeler ise AB’yi ticari anlamda Çin’e komşu yaparken aynı zamanda Doğu Akdeniz’de gerçekleşecek Çin ticari faaliyetlerini, adeta Güney Çin denizinde icra ediliyormuşçasına lojistik ve tedarik güvenliği açısından rahatlatacaktır.

Çin’in “Tek Kuşak Tek Yol” projesi kapsamında Asya’yı hem karadan hem de denizden aşarak Avrupa ve Afrika’ya ulaşmak için devasa projelerle eski dünyanın dört bir yanını sarması, küresel siyaset bağlamında inkâr edilemez bir gerçeklik olarak kabul görüyor. Bu gerçeklik, liberal ekonomik dengelerin yönünün ve Batıdaki sermayenin Çin’e doğru kaymasıyla ortaya çıktı. Bunun neticesinde ise Asya, Afrika ve Avrupa kıtalarındaki ülkeler hem ekonomik anlamda hem de (ekonomiyle iç içe geçmiş olarak) siyasal anlamda Çin’le ilişkilerini pek çok ölçekte geliştirmeye başladılar.

Ekonomik göstergelere paralel bir biçimde, son on yıllık süreç içinde, Batılı yönetimlere mihmandarlık eden ABD’nin siyasal hegemonyası Rusya ve Çin tarafından da yıpratılıyor. Ayrıca (başta Ortadoğu olmak üzere) dünyanın pek çok yerinde ABD tarafından yürütülen askeri ve ekonomik savaşlar da “müesses nizamın bekçisine” bir o kadar zarar verdi. Hal böyleyken ortaya “yeni bir küresel yönetişim” arayışı ve bu arayışta aktif rol almak isteyen unsurlar çıktı. Avrupa Komisyonu’nun Mart 2019’da Çin’i “yeni bir küresel yönetişim arayışında olan sistematik bir rakip” olarak tanımlayan bildirisine rağmen, Nisan ayı başında İtalya, bu yeni küresel yönetişim arayışının en ciddi alameti olan “Kuşak ve Yol” projesine katıldığını açıkladı. Böylelikle “Yeni İpek Yolu”nun son aşamasının kapısı da açıldı.

İtalya ve Çin “Kuşak ve Yol” projesi kapsamında gerçekleştirilecek 29 proje için yatırım antlaşmasını 23 Mart 2019 tarihinde imzaladılar. Genel anlamda İtalya’nın taşımacılık, lojistik ve liman altyapılarının geliştirilmesine odaklanan projelerle, çift taraflı ticaret akışındaki ivmenin arttırılması hedefleniyor. Tabii olarak Çin bu antlaşma sayesinde AB ile topyekun ve hızlı bir işbirliği fırsatı sağlayamıyor. “Kuşak ve Yol” projesine İtalya’nın katılımı AB’nin önemli aktörlerinin tepkisiyle sonuçlanırken, bu tepkinin “İtalya’nın Çin güdümüne girmesine” karşı çıkmak şeklinde okumak elbette abartılı olacaktır.

İtalya’nın “Kuşak ve Yol” projesine katılımına dair anlaşmaların imzalanması sadece AB ya da Akdeniz havzası açısından önemli değil. Aynı zamanda G7 üyesi olan İtalya’nın bu projeye dahil olması, dünya ekonomisinin büyük bir kısmını kontrol altında tutan ve Batılı bir siyaset anlayışına sahip bu örgütün de içindeki fikir ayrılığına işaret ediyor. Ayrıca Çin de kendisiyle işbirliği içine girmek isteyen devletlerin sayısının giderek artıyor olduğunun farkında.

Potansiyel işbirliği sağlayabileceği ülkeleri çeşitli sebeplerle bu işbirliğinden alıkoyacak argümanları da kestirebildiği için, 12 Nisan’da Çin Başbakanı Li Keqiang’in davetiyle Brüksel’de bir Çin-Orta ve Doğu Avrupa Ülkeleri Konferansı tertip edildi. Almanya ve Fransa’nın Birlik üyesi diğer ülkeler üzerinde kurmuş olduğu baskıyı diyalog yoluyla çözmeye çalışan Çin’in, bu konuda ne kadar başarılı olacağını önümüzdeki günler gösterecek. Fakat başta İtalya olmak üzere Balkanların, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin ve Malta’nın “Kuşak ve Yol” projesine aktif şekilde katılacağı aşikar. Bu sebeple, Çin’in Doğu Akdeniz havzasındaki ticareti kontrol altında tutacağını ve çift taraflı ikmal yollarını etkin bir şekilde kullanacağını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Kritik süreç, izleyelim…