MAVİ IŞIK Bizce Bilin
JEOSAM Jeopolitik Stratejik Araştırmalar Merkezi

Ömrünüzden Çalıyor:

MAVİ IŞIK

Binlerce yıldır havanın kararmasıyla uyuyup, gün ışığıyla uyanmaya alışan biyolojik saatimiz son 50 yılda bile bu alışkanlığından çok şey kaybetti. Artık daha az, kalitesiz uyuyor ve doğamıza karşı geliyoruz.

Normalde vücudumuzun güneşten aldığı ‘mavi ışığı’ artık yapay aydınlatmalar, elektronik aletler ile alıyoruz. Bu da beynimizde bir yanılgı yaratıyor. Hormonal düzen ve uyku-uyanıklık döngüsü bozuluyor. Çarktaki bir dişlinin bozulması da elbette ki tüm düzeni etkiliyor. Tip 2 diyabet, depresyon ve obezite her geçen gün artıyor ve bunlar da insan ömrünü kısaltan etkenler. Peki, mavi ışık bize neler yapıyor ve bu ışıktan nasıl korunuruz?

Vücut doğal akışı içinde günün belli saatlerinde hormonlar salgılar. Örneğin sabaha karşı kortizol hormonu bizi uyandırıyor. Kortizol ile metabolizma hızı ve iştah düzenlenirken, konsantrasyon ve enerji artıyor. Yine saat gece olduğunda melatonin hormonu salgılanmaya başlıyor. Bu hormon vücudumuza yorulduğumuzu ve uyumamız gerektiğini söylüyor. Ancak mavi ışık en çok da melatonin hormonuna zarar veriyor çünkü mavi ışık yüzünden beyne gece olduğu sinyali tam olarak iletilemiyor. Uykunun hem miktarı hem de kalitesi düşüyor. Melatonin hormonu kanser, depresyon, obezite, metabolik sendrom gibi birçok hastalığa karşı bizi korur. Tam da bu yüzden uyumadan en az yarım saat önce telefonla uğraşmayı bırakmamız gerekiyor. Kendimizi mavi ışığa maruz bıraktıkça bizi koruyan bu faydalı hormonu baltalıyoruz.

Mavi ışık gözdeki hücre ölümünün ve göz kuruluğunun en önemli nedeni. Mavi, yeşil, kırmızı ve sarı ışıkların hücre tiplerine etkisi incelendiğinde en fazla hücreye zarar veren ışığın mavi ışık olduğu tespit edildi. Ayrıca normalde 60’lı yaşların üzerinde ortaya çıkan yaşa bağlı ‘maküler dejenerasyon’ dediğimiz yakını görme bozukluğu artık mavi ışığa maruz kalanlarda daha erken yaşlarda ortaya çıkıyor. Çünkü mavi ışık hassas olan ve retinaya gözün gördüğünü iletmekle görevli olan fotoreseptör hücrelerin ölmesine neden oluyor.

Yıllarca cildimizi yaşlanmak için güneşten koruduk ama son yıllarda mavi ışığın da ciltte sarkma, kırışıklık ve lekeye yol açtığı konuşulmaya başlandı. Mavi ışık derideki serbest radikal miktarını da arttırırken DNA hasarına yol açarak cildi yaşlandırdığı, kollajen ve elastin gibi yapıları bozduğu düşünülüyor.

Mavi ışık sadece dijital cihazlarımızdan değil, aynı zamanda doğal güneş ışığından da geliyor. Aslında, gündüz vakitlerinde doğal güneş ışığından alınan mavi ışık özellikle depresyon gibi bazı hastalıklar için çok faydalı. Ancak en başta da söylediğim gibi normal doğal süreçte gündüz karşılaştığımız mavi ışıkla gece karşılaşmak vücudun dengesini bozuyor. 5 dakika internete bakayım diyerek telefonu elinize aldığınızda birden uykunuzun kaçtığını görürsünüz çünkü bu beyninize yanlış bir sinyalin gitmesine neden olmuştur. Bizi uyandıran, güneş ışığıyla salgılanmaya başlayan kortizol hormonu bu sahte mavi ışıkla salgılandığında uykusuzluk ve strese neden olur. Kalitesiz bir gece uykusu da bağışıklık sistemimizi zayıflatır, depresyon riskini artırır ve beyin işlevlerini bile etkiler.

Dengesiz bir uyku düzeni, beyindeki sinir hücreleri arasındaki iletişimi sağlayan beyaz madde miktarının azalmasına neden olur. Bu da öğrenme ve hafıza gibi işlevlerinizin azalması anlamına gelir. Akşam vakitlerinde mavi ışıktan mümkün olduğunca kaçınmazsanız, iç saatinizle gelen uykunun iyileştirici, temizleyici, yenileştirici etkilerinden yararlanamazsınız.

Peki, tüm bu saydığım kötü etkilerden nasıl korunacağız? Öncelikle telefonunuza sarı renkli filtre sağlayan uygulamalardan birini indirin. Bu uygulamalar, saat diliminize bağlı olarak ekranınızın rengini ve parlaklığını otomatik olarak ayarlar. Dışarısı karanlık olduğunda, mavi ışığı etkili bir şekilde engeller ve ekranınıza soluk turuncu bir ton verir. Böylece beyniniz akşamları uyanık kalması gerektiği sinyalini alamaz. Ayrıca, mavi ışık filtrelemesine özel olarak yapılan sarı camlı gözlükler de işinizi görebilir.

Eski zamanları düşünürsek belki loş sarı bir ışık veren ufak bir mum ya da gaz lambası kullanılırdı. İnsanlar erkenden uyur ve sabahları çok erken saatte zinde uyanırdı. Özellikle günümüzde enerji tasarrufu için kullanılan LED lambalar, çok daha fazla mavi ışık üretiyor. Tüm bunlar, iç saatimizin doğal işlevini görmesi neredeyse imkânsız hale geliyor. Bu yüzden, mümkün olduğunca eskilere dönmeyi deneyin. Evinizdeki tüm lambaları yatmadan 1-2 saat önce kapatın veya oldukça loş ışıklar, hatta mumlar kullanın.