Kim Ne Alacak? Analiz
Machiko KANETAKE United Nations University

Libya’da Kritik Viraj:

Kim Ne Alacak?

Savaş bilinenden çok daha büyük ve beklenen ganimet bilinenden çok daha zengin. Türkiye ile Libya’nın meşru hükümeti arasındaki yakınlaşma nedeniyle panikleyen Mısır, Suudi Arabistan ve BAE yönetimleri Trablus’un en kısa sürede düşürülmesi için ellerindeki bütün kozları birer birer masaya sürmeye başladı.

Hafter yanlıları, Mitiga Havalimanı’nda Türk askeri üssünün bulunduğunu iddia ediyordu. Uçuşların başkent Trablus’un 200 kilometre doğusunda yer alan Misrata kenti havaalanına taşınmasının ardından, “Türkler ekipmanlarını Misrata’ya taşıdı” söylentisini yaymaya başladı.

Türkiye’nin hedef alındığı diğer alan ise Trablus Limanı. Bazı Libyalıların “Tekbir Devrimi” olarak nitelendirdiği, 42 yıllık Muammer Kaddafi döneminin sona erdiği devrimin 9’uncu yıldönümü kutlamaları 17 Şubat’ta coşkuyla yapıldı. Trablus’un Şehitler Meydanı’ndaki kutlamalarda insanların elinde Libya bayraklarından sonra en fazla Türk bayraklarının olması, önemli bir ayrıntı olarak kayıtlara geçti.

Fakat Trabluslular, bir sonraki güne en az 10 Grad roketinin Trablus Limanı’na düştüğü dehşet dolu patlama sesleriyle uyandı. Özellikle de Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi ülkelerin medyası, “Trablus Limanı’nda askeri mühimmat taşıyan bir Türk gemisi olduğu” için limanın hedef alındığını iddia etti.

Nisan 2019’da Trablus’a saldırı emri veren Hafter, kentin güney semtlerine gelerek, merkeze 5 kilometreye kadar yaklaşmasına rağmen, hedefine ulaşamadı ve kentte kontrolü bir türlü ele geçiremedi.

Türkiye ile Birleşmiş Milletler (BM) nezdinde tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) arasında 27 Kasım 2019’da imzalanan Askeri ve Güvenlik İşbirliği Anlaşması, Trablus hükümetinin elini askeri ve siyasi alanda güçlendirirken, karşı tarafta moral ve motivasyonun düşmesine neden oldu.

Türkiye-UMH yakınlaşması nedeniyle panikleyen Mısır, Suudi Arabistan ve BAE yönetimleri Trablus’un en kısa sürede düşürülmesi için ellerindeki bütün kozları birer birer masaya sürmeye başladı.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’nin 11 Aralık’ta yapılan Afrika Çalıştayının açılışındaki konuşması bu bakımdan oldukça manidardı. Sisi, “Libya’da çözüm için hızlı bir şekilde hareket edeceğiz ve önümüzdeki birkaç ay içerisinde Libya krizine bir çözüm bulacağız” ifadelerini kullandı.

Ardından “Tabii ki siyasi çözüm” şeklinde bir açıklama getirse de herkes Sisi’nin ifadelerinden askeri çözümü kastettiğini anlamıştı. Çünkü artık Türkiye’nin ayak sesleri Libya’da duyulmaya başlamıştı.

Suriye’de rejimin, sahada ve uluslararası platformlarda en büyük destekçisi olan Rusya, Libya’da da Türkiye ile karşıt tarafta konumlanmış durumda. Türkiye ile UMH’nin Askeri ve Güvenlik İşbirliği Anlaşmasına imza koyduğu dönem ve sonrasında Libya’da Rus paralı askerleri olarak bilinen Wagner güvenlik şirketine ait iki bin civarında savaşçının varlığından bahsedildi.

Moskova’da Türk ve Rus heyetleri arasında geçen 5 Mart’ta yapılan İdlib görüşmelerinde resmi açıklamalarda bahsi geçmemiş olsa bile Libya’nın da büyük ihtimalle masaya yatırılmış olduğu tahmin ediliyor.

Türkiye’nin Libya’da etkili olmaya başladığı bir dönemde “İdlib krizinin” çıkmış olması manidardı. Asıl hedefin Türkiye’yi İdlib ile meşgul ederek Libya’yı ikinci plana düşürmek olduğu değerlendirmeleri de yapılmıştı.

UMH birliklerinin Trablus’un güneyinden Hafter milislerini çıkarmaları, Tunus sınırına kadar sahil yolunda kontrolü tamamen ele geçirmeleri ve bazı petrol sahalarını gerekirse çatışarak geri almaları durumunda, bugüne kadar siyasi çözüm çabalarını sürekli sabote eden Hafter’in masaya oturmak zorunda kalacağına kesin gözüyle bakılıyor. Dedik ya Libya’da kritik bir virajdayız.

Bu Yazara Ait Diğer Makaleler