İşte “Yeni Türkiye” Denilen Tam Da Bu Analiz
Hüseyin YAKAR GÜVENLİK POLİTİKALARI ARAŞTIRMACISI

AFRİN HAREKATI’NA MİLLİ SİLAHLAR ÜZERİNDEN BAKIŞ

İşte “Yeni Türkiye” Denilen Tam Da Bu

Zeytin Dalı Harekatı, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yakın zamanda gerçekleştirdiği en büyük ve en stratejik operasyon olma özelliğini taşıyor. Gerek askeri, gerek siyasi anlamda ilklerin yaşandığı harekatın özellikle başlangıcında hava kuvvetleri çıktı ön plana.

72 savaş jetinin kullanıldığı hava operasyonu, Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesindeki savaş jeti sayısının hemen hemen dörtte birine eşittir. Ayrıca altını çizmekte yarar var ki dünya harp tarihinde, bir ülkenin hava platformlarının dörtte birini kullanarak gerçekleştirdiği ilk harekat olma özelliğine de sahiptir.

Zeytin Dalı Harekatı’nın diğer bir önemi ise; operasyon sırasında kullanılan silah ve mühimmatların yerli ve mili imkanlarla üretiliyor olması. 2000’li yıllarında başında Türkiye’nin yerli ve milli silah üretim kapasitesi yüzde 15 iken, bugün Zeytin Dalı Operasyonu kapsamında bu oran yüzde 65’lere dayanmıştır.

Şüphesiz Türkiye’nin üretimini yaptığı ve son dönemde gerek yurt içi gerek yurt dışı operasyonlarda Silahlı İnsansız Hava Aracı SİHA’ların etkisi görmezden gelinemez. TSK’nın gerçekleştirdiği tüm operasyon ve harekatları hukuk devleti olmasının verdiği hassasiyet ile sivil halka zarar gelmeyecek şekilde yürüttüğü tüm dünya kamuoyunun nezdinde kabul edilmiştir. Marjinal unsurların karapropagandası hariç.

Afrin Harekatı’nda teröristler için çember giderek daralırken meskun mahal çatışmalarının başlaması da sürpriz değil. Fırat Kalkanı Harekatı kapsamında El-bab Bölgesi’nde tecrübe kazanmış özel timlerin bölgeye sevkiyle birlikte Zeytin Dalı Harekatı yeni bir boyut kazanacaktır.

Askeri ve güvenlik politikalarına kafa yoran her uzman gibi ben de ‘meskun mahal muhasarası’nın, kırsaldaki çatışmalardan daha şiddetli geçeceğini düşünüyorum. Bunun nedeni terör örgütü YPG-PKK-PYD ve DAEŞ’in sivil halkı canlı kalkan olarak kullanması. Bunun örneklerine gerek yurt içi ve yurt dışındaki operasyonlarda maalesef şahit olduk.

Türkiye’ nin yerli teknolojiyle ürettiği silah, mühimmat ve teçhizat meskun mahal operasyonlarında TSK’nın en kritik yardımcısı olacak. Özellikle DAR Sistemi yani Duvar Arkası Hedef Tespit Radarı adından çokça bahsettirecek. Teröristler ve sivil halkın birbirinden ayrılmasında, rehine kurtarma operasyonlarında büyük rol oynayacak DAR. Söz konusu cihaz görsel keşif olmadan, kapalı bir mekanda kaç kişi olduğunu ve bunların konumunu güvenlik güçlerine sağlıklı bir şekilde iletebiliyor zira.

Silahlı insansız hava araçları ve Atak helikopteriyle, yine yerli üretim olan ve sınıfının en uzun menziline sahip olan Cirit Füzeleri’yle eşgüdümlü çalışması TSK’nın operasyonlarda elini daha da güçlendirdi.

Bir diğer hava savunma sistemi ise SAPAN.

Elektromanyetik sistemle çalışan ve barutsuz ateşleme sistemine sahip olan Sapan 30 km. atış menziline sahip.

Zeytin Dalı Harekatı her ne kadar hava araçlarının desteğiyle devam etse de, kara ateş destek vasıtalarının başarısı ayrı bir önem taşıyor. Zira geçtiğimiz günlerde, Afrin Bölgesi’ne mühimmat ve terör örgütü mensubu taşıyan 30-40 araçlık konvoyun 15 km uzaklıktan Fırtına Obüsleri ve top atışlarıyla vurulması dikkat çekici. Mesela hareket halindeki dinamik bir hedef, nokta atışı ile tam isabet vurulmasıdır.

Mehmetçik’in aktif olarak kullanacağı yerli üretim silah ve teçhizatların başında ATEŞKES gelmekte. Özellikle terör gruplarının gögüs göğüse mücadeleden kaçındığı bölgelerde, keskin nişancıların korkulu rüyası olan ATEŞKES’in üzerinde 8 adet mikrofon bulunmakta. Yoğun sinyal işletme sistemi sayesinde dedektörleri aktif hale geliyor. Keskin nişancının tetiğe dokunmasıyla birlikte çıkan ses, Ateşkes’in tüm radarlarını aktif hale getirip mermizin hızını, hangi bölgeden ateşlendiğini ve yönünü nerdeyse sıfır toleransla belirleyebiliyor. Ve 24 saat boyunca sorunsuz çalışabiliyor.

2002 yılında Milli Savunma için Ar-Ge adına ayrılan bütçe 0 lira iken, bu rakam 2017 yılına geldiğimizde, 1.25 Milyar Dolar oldu. Savunma ve Havacılık Sistemleri cirosu 2002 yılında 1 dolar iken, 2016 yılında bu miktarın 6 Milyar Dolar olduğunu görüyoruz. Bu konuda ASELSAN, TA-İ TUSAŞ ve ROKETSAN dünyanın en iyi şirketleri arasında sayılmaya başlandı.

Türkiye 15 yıllık süreçte savunma ve havacılık alanındaki ihracat rakamlarını da 2002’deki 248 Milyon Dolar’dan 2017 yılı itibarıyla 1.95 Milyar Dolar’a yükseltmiş durumda. Türkiye’nin terörle mücadele ettiği coğrafya giderek genişlerken özellikle savunma pozisyonunu terk edip hücum pozisyonuna geçmesiyle birlikte yerli ve milli silahların önemi bir kez daha ispatlandı.

Milli Savunma alanında yaşanan tüm bu teknik ve bilimsel gelişmelere baktığımızda çok rahat şunu söyleyebiliyoruz: İşte Yeni Türkiye Denilen Tam Da Bu…