İSRAİL’DE NE OLDU? Analiz
İbrahim MULUSHEVA İbni Haldun Üniversitesi

Bir İstifanın Analizi

İSRAİL’DE NE OLDU?

İsrail’den bir istifa haberi geldi değil mi? Ülkenin sağ şahin politikacılarından, mevcut hükümetin de savunma bakanı ve İsrail Evimiz yani Yisrael Beytenu Partisi lideri Avigdor Liberman, 14 Kasım 2018 tarihinde yaptığı basın toplantısında istifasını açıkladı.

Gazze’de o sıralarda devam eden saldırılar sathında bu istifanın bir ‘isyan’ olduğu iddia edildi. Olabilirdi de…

İsrail’de genel seçimlerin yapılmasıne bir seneden az kalmışken bu ani istifa açıklamasıyla birlikte Liberman’ın Netanyahu’ya çağrıda bulunarak bir an önce erken seçim yapılmasını talep etmesi de garip.

Çoğu kişi hatırlamz ama Liberman ilk olarak 2002 yılında Ulusal Altyapı bakanı iken istifa etti. Ardından 2004 yılında dönemin başbakanı Ariel Şaron tarafından Gazze’den çekilme planlarına muhalefet ettiği için ulaştırma bakanlığı görevinden alınmıştı.

Mesela 2012 yılında dışişleri bakanıyken hakkındaki yolsuzluk iddiaları nedeniyle aklanmak için bir kere daha istifa etti. 2013 yılındaki seçimlere Likud ile ittifak yaparak giren Liberman, seçimin ardından ise tekrar dışişleri bakanı oldu. Temmuz 2014’de düzenlenen Gazze saldırıları sonrası aralık ayında, üstelik Gazze’ye yönelik saldırılarda yaklaşık 2 bin Filistinli hayatını kaybetmiş ve hala yıkıntıların dumanı tütmekteyken, “hükümetin Filistinlilere karşı uyguladığı politikaları gereğinden fazla yumuşak bularak” bir kez daha istifa kararı aldı.

Yaşanan son istifanın arkasında ise, 11 Kasım akşamı Gazze’ye sızıp Hamas’ın Han Yunus bölgesi komutanını infaz etmeye çalışırken deşifre olup bölgede sıkışan İsrail özel kuvvetleri biriminin tahliyesini kolaylaştırmak maksadıyla başlatılan hava saldırısına Kassam Tugayları ve İslami Cihad’ın roketlerle karşılık vermesiyle genişleyen çatışma ve çatışmanın çözümlenme şekli yatıyor.

Olay esnasında I. Dünya Savaşının sona ermesinin 100. yılı nedeniyle yapılan törenlere katılmak için Paris’te bulunan Netanyahu, haberi alır almaz seyahatini yarıda keserek apar topar İsrail’e döndü ve topladığı güvenlik kabinesinde bir uzlaşı sağlanamamasına rağmen inisiyatif kullanarak Hamas’la ateşkes kararı aldı.

Fakat Netanyahu’nun güvenlik kabinesinde bu yönde bir karar alınmamış olmasına rağmen ateşkesi kabul etmesi, Liberman için kabul edilebilir değildi.

Liberman, Bakanlığı dönemindeki Azaria vakasında, Mescid-i Aksa’nın kullanımına getirilen yasa dışı kısıtlamaları ve ABD’nin Kudüs’ün İsrail’in başkenti olduğuna dair kararını protesto etmek için toplananlara şiddetle karşılık verilmesi, İsrail askerlerinin sözde güvenlik bahanesiyle silahsız ve sivil Filistinlileri keyfi olarak tutuklaması, şiddet uygulaması veya öldürmesi ve son olarak Gazzeliler tarafından sınır bölgelerinde 30 Mart’tan itibaren başlatılan ve halen devam eden “büyük dönüş yürüyüşüne” katılanların çoçuk, kadın, yaşlı ayrımı gözetmeksizin keskin nişancı askerler marifetiyle hunharca katledilmesi vakalarında da hep bu kişinin etkisi bulunmaktaydı stratejistlere göre.

Yine dikkatlice bakarsak Liberman’ın istifasından hemen sonra servis edilen bazı anketlerin bu sebeple yaptırılmış anketler olduğuna dair iddialar da var. Böylesine hassas dengeler üzerine kurulu olan hükümet formasyonunun bu meydan okumalara dayanıp dayanamayacağı kısa süre içerisinde belli olacak.

Mevcut Başbakan Benyamin Netanyahu gibi İsrail’i yönetmeye başladığı 1996 yılından itibaren tedrici olarak ülkeyi muhafazakârlaştıran hatta ırkçı politikalar uygulamakla eleştirilen bir politikacının ateşkesi kabul ettiği için barış elçisi gibi zikredilmesi tuhaf.

Asıl tehlikeli senaryo ise; Liberman’ın çağrısıyla İsrail’de yapılacak erken seçimde, Yahudi halkının milliyetçi ve radikal dinci kanadını sevindirmek için Filistin’e topyekün savaş açacak bir kişinin iktidara gelmesidir bana göre.

Bu Yazara Ait Diğer Makaleler