İran IMF’nin Kapısına Gitti Analiz
Andrei KOKOSHIN Lomonosov Moscow State University

Virüs Tahran’ı Mecbur Bıraktı:

İran IMF’nin Kapısına Gitti

        Başlık sizi de çok şaşırttı değil mi? Ama gerçek bu, Koronavirüs salgını, etkili olduğu ülkelerin ekonomilerinde de ciddi tahribata yol açıyor. Birçok ülke salgından etkilenen sektörler için yardım paketleri açıklarken, ekonomisi zaten kırılgan olan İran, IMF’ye borç başvurusunda bulundu.

Tüm dünyada Kovid-19 şeklinde tanımlanan yeni koronavirüsün ilk ortaya çıktığı 2019 Aralık ayında, kimse bunun tüm dünyayı kasıp kavuracak bir salgına dönüşeceğini beklemiyordu. Özellikle Avrupa’da vaka sayısının artma eğilimine girdiği Şubat ayının ortasından itibaren salgın dünya gündeminin odağına oturdu. Tabir yerindeyse dünya salgınla yatıp salgınla kalkar oldu.

Salgınla dolaylı olarak ilişkili olan ve göz ardı edilmemesi gereken ekonomik haberler ortaya çıkıyor. Bunlardan önemli bir tanesi İran’ın Uluslararası Para Fonuna (IMF) yaptığı borç başvurusu. Bu başvuru kabul edilir mi bilinmez; ancak İran’ın 58 yıldır ABD’nin başkenti Washington’da merkezi bulunan ve Beyaz Saray’a sadece 500 metre uzaklıktaki IMF’ye böyle bir başvuru yapması epey önemli bir gelişme.

Dünyada küresel borçluluk, tarihte hiç olmadığı kadar yüksek bir seviyede. Genelde zengin ülkeler borç bulma konusunda sıkıntı yaşamıyorlar fakat az gelişmiş ülkeler için durum çok farklı. Çok sayıda fakir ülke uluslararası finans kurumlarından borç bulma konusunda sorunlar yaşıyor.

IMF başkanı Kristalina Georgieva, 2020 Mart ayının ilk haftasında yaptığı açıklamada ülkelerin virüs salgınıyla mücadelede uluslararası finansman bulmada zorluk çekmemeleri için IMF’nin yeni bir paketi devreye aldığını söyledi. IMF’nin toplam 1 trilyon dolarlık kredi kapasitesine sahip olduğunun altını çizen Georgieva, herhangi bir stand-by anlaşması ya da IMF program dayatması olmaksızın Kovid-19’la mücadele kapsamında düşük gelirli ülkelerin kullanımı için 50 milyar dolarlık acil finansman kaynağı ayrıldığını bildirdi.

Kovid-19’la mücadelede gelişmekte olan ülkelerin finansman sorunu yaşaması, fakir ülkelerin parasızlıktan dolayı mücadeleyi bırakması istenmiyor. Georgieva’nın konuşmasında IMF’nin kredi kapasitesinin 1 trilyon dolar olduğunun altını çizmesiyse ikinci önemli nokta. Bu bağlamda IMF’nin 2020 yılı ile ilgili ikinci amacı “küresel küçülmenin frenlenmesi” olarak yorumlanabilir.

Geçen sene yani 2019 yılında “Ticaret Savaşı” ve diğer nedenlerle küresel büyüme performansı oldukça kötü bir seyir izledi. Ancak 2020 yılı 2019’u bile aratacağa benziyor. Bu bağlamda IMF ve diğer küresel kurumların önemli bir amacı küresel küçülmeyi makul bir seviyede tutmak gibi gözüküyor.

İran’ın petrol gelirlerinden elde ettiği dövizin bir kısmını rezerv olarak tuttuğu biliniyor. Bununla bağlantılı olarak IMF’ye yapılan başvuru “acaba İran’ın rezervleri eridi mi” sorusunu akla getiriyor. Nitekim yaptırımların devreye girmesinden önce bu rezervlerin 100 milyar dolar civarında olduğu söyleniyordu.

Geçtiğimiz yıl petrol gelirlerin hızla azalmasıyla bu rezervlerden bir kısmı hükümetin kullanımına tahsis edildi. Bu yıl petrol gelirlerinin daha da azalması bekleniyor. Bunun yanında yaptırımların neden olabileceği sosyoekonomik sorunların çözümü için rezervlerden daha fazla kaynak kullanımı söz konusu olabilir. Bu bağlamda İran devleti döviz rezervlerinin kritik bir düzeyin altına düşmesinden endişe ediyor olabilir. İran IMF’nin kapısında maalesef bu bir gerçek.

Bu Yazara Ait Diğer Makaleler