Filistin’e İlgi Artacak Analiz
Andrei KOKOSHIN Lomonosov Moscow State University

Kritik Topraklarda Son Durum

Filistin’e İlgi Artacak

İkinci Dünya Savaşı sonrası NATO/Batı ve Varşova Paktı/Sovyetler Birliği karşıtlığı temelindeki siyasal düzen 1990 sonrasında çökmüş olmasına rağmen, çok aktörlü dünya sisteminin denge mekanizmaları halâ kurulamamıştır. Fas’dan Endonezya’ya kadar uzanan geniş bir aks içinde pek çok İslâm beldesinde siyasî istikrarsızlıklar ve devlet vasfını kaybeden yapıların boşluğunda yepyeni siyasal, sosyal ve dinî hareketler ortaya çıkmıştır.

Müslümanlık adına kurulmuş bir takım yapıların adları da geçmiştekilerle aynı olmakla birlikte, içleri boşaltıldı, genetik yapılarıyla oynandı, âdeta GDO’lu hâle dönüştürüldü. 11 Eylül hadisesinden sonra, Afganistan’ın işgâli ile başlayan ve ikinci Irak işgâli ile devam eden süreçte Müslümanlar, her açıdan köşeye sıkıştırılmaya başlandı. Geleneksel medya saldırılarının yanında, sosyal medya üzerinden de kişilerin, kuruluşların veya ülkelerin kolayca “terör destekçisi/terörist” yaftası ile damgalandığı, çirkin saldırıların gerçekleştiği bir dönem yaşanmaktadır.

29 Ocak 2009 tarihinde Davos’ta yapılan Dünya Ekonomik Forumu’ndaki panelde dönemin İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’in Filistinliler aleyhinde haksız ve hukuksuz beyanlarda bulunması üzerine Cumhurbaşkanımız, İsrail Cumhurbaşkanı ve panelin moderatörüne yönelik olarak dünya siyaset literatürüne “one minute” olarak geçen tarihî çıkışını yaptı. Davos zirvesindeki bu çıkış, dünyanın ekonomik krizin etkilerini yaşadığı ve başta gelişmekte olan ülkeler olmak üzere her uluslararası aktörün ülkesine kaynak sağlamak için finansal kapitalizmin gelişmiş ülkeleri ile “iyi ilişkiler” peşinde olduğu bir dönemde gerçekleşmişti. “One minute” çıkışı ile sadece İsrail’in ve onun Gazze katliamlarını hedef almakla sınırlı bir pozisyon alınmamış, “Bir daha da Davos’a gelmem” resti ile Türkiye’nin kapitalist sömürü düzenini gerektiğinde tek başına karşısına alabileceğine dair cesaret ve kararlılığı da müşahhas kılınmıştı. Bu tutum, küresel düzeyde ekonomik krizin yaşandığı bir dönemde dahi finans merkezlerinin siyasî tehdit ve saldırılarına boyun eğmeme cesareti olarak görülmelidir.

Davos Zirvesi’ndeki “one minute” çıkışı, sadece 50 yıllık Davos buluşmalarının tarihine kazınacak bir olay olmayıp, dünya siyasî tarihine kayıt düşülecek evrensel bir vicdanî pozisyondur. “Dünya 5’ten büyüktür”  mesajı ile birlikte değerlendirildiğinde, küresel tasallutun İkinci Dünya Savaşı sonrası inşa ettiği Birleşmiş Milletler (BM) sisteminin doğrudan eleştirisidir. Bu pozisyon, Cemal Abdünnasır’ın Mısır ve Arap dünyası, Muhammed Musaddık’ın İran özelindeki alternatif politika arayışlarının çok katmanlı şekilde küresel düzeye taşınması şeklinde görülmelidir. Dünya ile işbirliği temelli bu siyasî pozisyon, ülkemizdeki bazı çevrelerce halen yeterince anlaşılabilmiş değildir. Dünya ile işbirliğine açık ama bağımsızlıkçı bu tavır, temel insan değerlerinin ihlâli karşısında reel politik gözetmeyerek hakkı söyleyen Selçuklu, Osmanlı irfanının Cumhuriyet döneminin modern uluslararası ilişkiler sisteminde yeniden tecessüm ettirilmesidir. Arafat’ın Filistin davasına küresel düzeyde dikkatleri çekmesinden sonra, 2000’li yılların güçlü protestosunu ve aksiyonunu yapan ilk lider dönemin Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmuştur. Latin Amerika’dan Avrupa’ya, zaliminden, mazlumuna kadar dünyanın her bir köşesi, “one minute” ile silkelenmiş, 7 milyarlık dünya nüfusu Filistin’e odaklanmıştır.

31 Mayıs 2010 tarihinde Gazze’ye yönelik ambargonun kaldırılması için farklı milletlerden gönüllü insanların çıktığı yolda, alçak bir saldırı ile gemide bulunanlardan 10 canımız şehit, 50’den fazla insanımız yaralanarak gazi olmuştu. “Mavi Marmara” hadisesi, Türkiye Cumhuriyeti tarafından Ortadoğu’daki uluslararası sömürü sisteminin sorgulandığı ve barışın tesis edilmek istendiği bir dönemde çok acı verici bir şekilde yaşanmıştı.

İsrail Devleti’nin Filistin’in Gazze şehrinde uyguladığı ablukayı delmek ve dünya kamuoyunun bölgeye hassasiyetini yoğunlaştırmak amaçlı bu çaba, söz konusu saldırı ile Türkiye-İsrail arasında siyasî bir krize dönüşmüş, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin asgari düzeye indirildiği bir döneme girilmiştir. Gelişmeler önemli sonuçlara gebe.

Bu Yazara Ait Diğer Makaleler