Çip Savaşları Kızışıyor Analiz
Bo PERSSON Umea Universitet

Yeni Bir Viraja Girdik

Çip Savaşları Kızışıyor

Yakın bir geçmişe kadar uluslararası ilişkiler disiplininde ekonomik olarak karşılık bağımlılığın aslında iyi bir şey olduğu, birbirlerine ekonomik olarak bağımlı olan ülkeler için anlaşmazlıkların maliyetinin çok yüksek olması nedeniyle çatışmadan kaçınacaklarından, ülkeler arasında uyumlu ilişkilere ve barış ortamına yol açtığı ileri sürülüyordu. Bugün ise bu kavrama daha farklı bir şekilde bakıyoruz. X ülkesi Y ülkesine ekonomik anlamda bağımlıysa, “X ile Y kavga etmeden ilişkilerini sürdürürler, çünkü işlerini bozmak istemezler” şeklinde bir bakış açısı yerine artık, “Y ülkesi X’e karşı bu gücünü kullanarak hangi amaç doğrultusunda nasıl bir dayatma ve zorlama içerisinde olacak ve bunun her iki taraf için bedeli ne olacak” şeklinde düşünüyoruz.

Silah haline getirilmiş karşılıklı bağımlılığın en net yaşandığı alan olarak ise karşımıza ABD ile Çin arasında devam eden, ilk başlarda ticaret savaşı olarak adlandırdığımız, ancak sonrasında çok farklı boyutlara ulaşarak topyekûn bir stratejik mücadele haline gelen süreç çıkıyor. Bu sürecin merkezinde teknoloji alanında üstünlük kurma çabaları var ve bu noktada iki ülke arasındaki bağımlılık ilişkisi, Çin’in teknoloji ürünleri imalatında Amerikan malı mikroçiplere bağımlılığı olarak belirginleşiyor.

ABD ile Çin arasındaki rekabetin en şiddetli olarak yaşandığı alan telekomünikasyon teknolojileri ve burada 5G teknolojisi büyük önem taşıyor. 5G sadece iletişimimizi hızlandırmayacak, imkan sağlayacağı nesnelerin interneti ve yapay zeka gibi unsurlar ile günlük hayatımızı değiştirecek, ekonomide yeni alanların, yeni iş ve üretim modellerinin ortaya çıkmasını sağlayacak. Bu yüzden 5G yarışında önde olmak önemli ve şu anda bu öncülüğü Çin yapıyor.

5G’de önemli aşama kaydetmiş olan Huawei firmasının, ABD’nin hedefi olması da bu nedenle çok doğal bir durum. ABD yönetimi önce kendi ülkesinde Huawei altyapısının ve ürünlerinin kullanılmasına ciddi kısıtlamalar getirdi, sonra da Huawei’nin Amerikan üretimi mikroçiplere olan bağımlılığını bir silah olarak kullanmaya başladı. Huawei, her ne kadar Ar-Ge’ye ciddi yatırımlar yapsa ve 5G alanında önde olsa da kendi ürettiği cep telefonları için halen Amerikan malı mikroçiplere bağımlı durumda. ABD yönetimimin almış olduğu son kararlarla, artık sadece ABD’de üretilen çiplerin Huawei’ye satılması değil, dünyanın herhangi bir yerinde üretilen çiplerin imalatında ABD malı ekipman kullanılması durumunda da Huawei’ye tedarik edilmesi izne tabi olacak. Bu izinlerin kolayca verilmeyeceğini de tahmin etmek güç değil.

Bu noktada mikroçiplerin ve genel olarak yarı iletkenlerin ne şekilde üretildiğini incelemekte fayda var. Piyasadaki büyük üreticilerin bir kısmı kendi ihtiyaç duydukları ürünleri kendileri üretiyorlar ve ara mamul olarak kullanıyorlar. Bu üreticilerin arasında Intel, Samsung ve Micron sayılabilir. Diğer bir kısım elektronik üreticisi ise çiplerin üretimini fason olarak yaptırıyor ve bu firmaların başında da Huawei geliyor. Çoğunlukla Asya’da yapılan fason çip üretiminin yarısından fazlasını da tek bir firma, Tayvan kökenli TSMC gerçekleştiriyor ve Apple’ın da aralarında olduğu bir çok şirket ara mamullerini buradan tedarik ediyor.

Mikroçip ve yarı iletken üretiminde ABD ihracatçı, Çin ise ithalatçı konumunda. Çin’in kendi mikroçip üretimi yok değil, örneğin Şanghay merkezli SMIC bu anlamda önemli bir aktör. Ancak SMIC de üretimini yapabilmek için Amerikan teknolojisi kullanıyor ve bu anlamda ABD’ye bağımlı durumda. Bununla birlikte ABD Savunma Bakanlığı’nın geçtiğimiz günlerde Huawei gibi SMIC’in de kara listeye alınmasını önermesi şaşırtıcı bir gelişme değil.

Bu Yazara Ait Diğer Makaleler