Çin Rüyası Gerçek Mi Oluyor? Analiz
Machiko KANETAKE United Nations University

Ekonomik İlerleyiş Örneği

Çin Rüyası Gerçek Mi Oluyor?

Çoğu insanın inanması mümkün değildi. Şi Cinping’in göreve gelmesinden bu yana pek çok fırsatta “Çin Rüyası” kavramını dile getirmesi ve Çin halkına bu hedefe ulaşmak için çaba göstermeleri çağrısında bulunması, bu hedefe ulaşma yolunda Çin’in karşılaşacağı zorlukları ve meydan okumaları da yeniden gündeme getirdi.

Aslında Çin ustalıkla yönetilmediği takdirde ciddi sarsıntılara neden olabilecek ekonomik ve politik zorluklarla karşı karşıya. Çin’in öncelikli problemleri şöyle sıralanabilir: Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olarak içine girdiği ekonomik yavaşlama eğilimi, Güney Çin denizinde yaşanan sorunlar ve bunun bölgesel açıdan ortaya çıkaracağı anlaşmazlıklar, Tayvan’ın durumu, Hong Kong’da aylardır devam eden protestolar, ABD ile giderek derinleşen ticaret ve tarife savaşları, içeride giderek büyüyen orta sınıfın sorunları, göçmen işçilerin yaşadıkları problemler, hızlı sanayileşmenin getirdiği ekolojik sorunlar, toplumsal uyum ve istikrar sorunları.

Yine Çin’in yeni yayımlanan “beyaz kitap”ta önerdiği yeni uluslararası ilişkiler türü ve alternatif ekonomik küreselleşme modeli hem politik hem de ekonomik zorlukları beraberinde getiriyor. Bu noktada ABD tarafından ortaya konulan güçlü itirazlarla karşılaşan Çin, bir yandan ticaret savaşları kapsamında ABD ile uyum ararken öte yandan içeride, Hong Kong’da devam eden protestoları “bir ülke iki sistem” yaklaşımı çerçevesinde çözmeye çalışıyor.

Mesela Ekim ayının sonunda gerçekleşen ve ülkenin temel politik ve ekonomik sorunlarının üst düzeyde değerlendirildiği Çin Komünist Partisi (ÇKP) 19. Merkez Komitesi’nin basına kapalı dördüncü genel oturumunda ele alınan konular, Çin’in önümüzdeki dönemde önüne çıkacak zorluklara karşı nasıl bir tutum takınacağı hususunda önemli işaretler veriyor. Söz konusu oturumdan sonra yayımlanan bildiride “Çin yönetiminin tüm çalışmaları ve faaliyetleri, ‘Çin karakterli sosyalizm’ sistemine uygun olarak yürütülüyor” vurgusu var.

Fakat ABD ile Çin arasında devam eden ticaret savaşıyla ilgili herhangi bir atıf bulunmayan bildiride “Bir Ülke İki Sistem” yaklaşımına dair inancın altı çiziliyor ve söz konusu sistemin güçlendirilmesi gerektiği belirtiliyor. Öte yandan bildiride, partinin iktisadi kurumsallaşma açısından devlet mülkiyeti ilkesine bağlı kalmaya ve kararlı bir şekilde “devlet ekonomisini sağlamlaştırmaya ve geliştirmeye” devam edeceği vurgulanıyor. Bu hususun altının çizilmesi gerekiyor, çünkü özellikle ABD ile devam eden ticari gerilimde, ABD tarafının en çok şikâyet ettiği konuların başında, Çin’in devlet destekli şirketleri geliyor. Çin’in bu konuları en üst düzeyde vurgulaması, sistemin diğer unsurlarıyla yaşadığı fikrî çatışmalarda geri adım atmayacağına ve yönetişimini bu minvalde geliştirmeye devam edeceğine işaret ediyor.

Gelse de Çin’in karşı karşıya kaldığı problemleri ekonomik ve politik, ulusal ve uluslararası ölçeklerde değerlendirmek mümkün. Özellikle uluslararası sistemin geçirdiği dönüşümün ortaya koyduğu ivmelendirmeden yararlanmak isteyen Çin, yapay zekâ ve teknoloji sektörlerine yaptığı muazzam yatırımlarla bu geçiş sürecini kayıpsız atlama çabasında. Bu bağlamda Çin’in uluslararası sistemin geçirdiği dönüşümü değerlendirme çabası, aynı zamanda içeride yaşadığı ekonomik ve politik problemleri de öne çıkarıyor. Bununla beraber, uluslararası ölçekte, özellikle Kuşak ve Yol girişimiyle beraber halihazırda yaşanan sorunlar, Çin’i “emperyal bir yayılma” ithamıyla karşı karşıya getirmiş durumda. Çin ise bu ithamlara karşılık “hegemonya aramadığını” sürekli bir şekilde beyan ediyor.

Öte yandan Çin, yaşanan tüm sorunlara karşılık olarak, yetmişinci kuruluş yıldönümünde Devlet Başkanı Şi Cinping’in dillendirdiği “Hiçbir güç Çin halkının ilerleyişini durduramaz” cümlesi etrafında yapılanan milliyetçi bir söylem belirlemiş durumda. Bu söylem, içeride yaşanabilecek zorluklara karşı birleştirici bir uyum yakalamaya çabalarken, dışarıda önceliği ekonomik olarak daha da güçlenmek olan bir amaca yönelmiş vaziyette.

Çin bu işi başarabilecek mi bilmiyoruz ama başarırsa birçok ülkeye örnek olacağı kesin.

Bu Yazara Ait Diğer Makaleler