Ceza Değil Şemsiye Analiz
Denise LUCY KALİFORNİYA DOMİNİK ÜNİVERSİTESİ

Kaşıkçı Olayı’nda Son Perde Mi?

Ceza Değil Şemsiye

Geçen yılın kritik olaylarından biriydi. Washington Post yazarı Suudi gazeteci Kaşıkçı’nın son yıllarda Suudi Arabistan’ın kimi politikalarını eleştirmesi Suudi yönetimi tarafından hoşnutsuzlukla karşılanmış, en nihayetinde Kaşıkçı, Suudi Arabistan hanedanına yakın isimlerin sorumlu olduğu düşünülen vahşi bir cinayete kurban gitmişti.

İşleniş yöntemi ve sonuçları bakımından adeta bir filme konu olabilecek bu cinayet karşısında başta Türkiye ve Birleşmiş Milletler (BM) tarafından uluslararası soruşturma açılması yönünde birçok kez çağrıda bulunulduysa da Suudi Arabistan, cinayetle ilişkilendirilen kişilerin kendi ülkesinde yargılanması konusunda ısrarcı oldu.

Suudi Arabistan Başsavcılığı önce inkâr ettiği cinayeti 18 gün sonra itiraf ettiyse de zaman zaman çelişkili açıklamalarıyla gündeme geldi. Kaşıkçı’nın başkonsoloslukta çıkan “bir arbede esnasında” öldürüldüğünü savunan başsavcılık, daha sonra bunun önceden planlanmış bir cinayet olduğu gerçeğini kabul etmek zorunda kaldı.

O kadar ki, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman’ın, cinayetten bir yıl sonra da olsa bu cinayetin kendi yönetimi sırasında gerçekleşmesi nedeniyle sorumluluğu bulunduğunu kabullendiği minvalindeki açıklamaları basına yansıdı. Bu süreçte ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatının (CIA) cinayetin detayları ve Kraliyet Danışmanı Suud el-Kahtani, eski İstihbarat Başkan Yardımcısı Ahmed Asiri ikilisinin cinayette parmağı olduğuna ilişkin bulguları Amerikan ve dünya basınını uzun bir süre meşgul etti.

ABD, Almanya, Fransa, Kanada ve diğer bazı ülkeler, Kaşıkçı cinayetiyle ilişiği bulunan kişiler hakkında yaptırım kararları aldı. Bu gelişmelerin ardından Suudi Arabistan’a birçok kez Kaşıkçı cinayeti soruşturmasında uluslararası iş birliği çağrısı yapıldı. Fakat Kaşıkçı cinayeti davasının adil ve şeffaf, kamuya açık bir şekilde yapılması hususunda Suudi Arabistan yönetimine gerekli uluslararası baskı yapılamadı ve Kaşıkçı cinayetinin akıbeti için sessizce Suudi Arabistan yargısından çıkacak karar beklendi.

Suudi Arabistan Başsavcılığı ilk olarak 11 kişiye suç isnat etmiş, bunların 5’inin idam istemiyle yargılandığını açıklamıştı. Gelinen noktada 5 idam kararı ve 3 kişiye biçilen 24 yıllık hapis cezası, Başsavcılığın inanılmasını istediği senaryonun, Kaşıkçı cinayetinin küçük bir grup istihbarat çalışanı tarafından işlendiği şeklinde olduğunu ortaya koyuyor. Yani bu kararla, cinayeti işleyenler ve yönetenler arasında Kraliyet ailesiyle yakın ilişkiler içinde olan isimlerin yer aldığı gerçeği örtbas edilmeye çalışılıyor.

Kaşıkçı’yı Başkonsolosluk gibi diplomatik dokunulmazlığı olan bir yerleşkede, özel uçakla Türkiye’ye gelen ve aralarında profesyonel otopsi aletlerine sahip kişilerin bulunduğu 15 kişilik ekibin katlettiği ortadayken Suudi makamları alınan bu kararla cinayetle ilgili yalnızca -kimliği henüz açıklanmayan- 8 kişiyi adeta harcıyor.

Bu karar beni hiç tatmin etmedi. Kimi tatmin etti ki?

Bu Yazara Ait Diğer Makaleler