Büyük Taarruz Analiz
Dr. Ahmet ANAPALI TARİH ARAŞTIRMACISI

Milli Mücadele’nin Son Noktası:

Büyük Taarruz

Tarih 26 Ağustos 1922 cumartesi. Tanin gazetesinin sağ üst köşesinde Yahya Kemal, İslam ümmetine ve Allah’ına şöyle hitap etti:

Şu kopan fırtına Türk ordusudur yarabbi,
Senin uğrunda ölen ordu budur yarabbi.
Ta ki yükselsin ezanlarla Müeyyetnamın
Galip et çünkü bu son ordusudur İslam’ın.
O gün Anadolu puslu ve ümitsiz bir güne uyandı. Zira, İslam’ın “İsmet-i haremi” senelerdir gavurun çizmesi altında eziliyordu.

Dünya Müslümanlarının;

“halifenin yaveri, İslam ordularının başkumandanı olarak bildiği Başkumandan Mustafa Kemal Paşa’nın emriyle yağız atlar kişnedi, sırma Kılıçlar şıkladı . Asker birbirinden helallik aldı. belki cesedimizi bulamazlar diye kendi kendilerinin cenaze namazını kıldı.

Okumayı bilenler Kur’an bilmeyenler dua okudu.
Anlaşılan o ki sayılı dakikalar sonra bir ölüm kalım savaşı başlayacak serler tek tek gövdelerden ayrılacak, şahadetler gökyüzüne yükselecek, vatan bu mücahitlerden razı, nefer şehit, Ordu gazi olacaktı.

Zira, o gün bir milletin daha doğrusu bir ümmetin, tüm vahşi Avrupa’ya diklenmesinin son merhalesi olan bir savaş başlayacaktı.

26 Ağustos’ta başlayan ve 16 Eylül’de biten bu şanlı zaferi anlatmak için kelimeler aciz kalır.  Kazmayla, kürekle evdeki bebesini sırtına sarıp cepheye giden Anadolu’nun şerefli halkı ordusuyla birlikte Türkiye’yi ve İslam’ı bitirmeye çalışan haysiyet yoksunu Avrupa’ya şöyle seslendi;

“Destur bre densizler, ben bitti demeden bitmez”

Zira,Türkiye 1792 Yaş Antlaşması’ndan sonra Avrupalı devletler tarafından “hasta adam” yakıştırmasına maruz kalmıştı.

İşte, 30 Ağustos bu duruma ve bu hasta adam yakıştırmasına karşı koca bir ümmetin diklenişi, Şahlanışı ve tarihe altın harflerle geçen şanlı bir zaferin kazanılmasıdır.
Ancak;
Bu konuda bu zaferin, bir köşesine müsaadenizle bir Şerh düşmek istiyorum. Bu zafer ile ilgili neden her detay halka anlatılmıyor?

Mesela mı?
30 Ağustos zaferi haberi İstanbul’a ve saraya ulaştığında ellerini gökyüzüne kaldırıp derinden ve içten çok şükür yarabbi deyip camiye koşan, gözleri kızarana ve yaş dolana kadar secdede kalan, sultan Vahideddin Han, bugün neden anılmıyor?

Yine Sultan Vahideddin Han’ın bu milli mücadele süresince tüm hanedan üyelerinin de katıldığı ve yurt çapında yapılan şehit ve gazi ailelerine yardım kampanyası başlattığını neden halka anlatmadılar?

Tarihte birinci İnönü zaferi diye bir zaferin olmadığını bizzat Ordu Komutanı İsmet İnönü’nün hatıralarında itiraf etmesine rağmen neden zafer diye anıyoruz ve bunun karşılığında TBMM’ye bağlı ordular tarafından ve başında Kâzım Karabekir in bulunduğu Ordu’nun kazandığı Kars Zaferi’ni hiç anlatmıyoruz.

Acaba bu zaferin üstünün örtülme sebebi, bu Kars Zaferi’ni kazanan şanlı Ordu’nun komutanının sonraki zamanlarda CHP’ye ve dönemin hakim iradesine karşı çıkıp ilk muhalif partiyi kuran Kazım Karabekir olması olabilir mi?

Yine TBMM’nin İlk siyasi zaferinin bizzat Karabekir Paşa tarafından yürütülen Gümrü Antlaşması ile kazandığımız kazanımların bize öğretilmemesinin ardında acaba yine aynı sebep, yani Karabekir Paşa’nın işin içinde olması olabilir mi?

Bugünlerde andımız bu büyük zaferin kumandanlarından olan ve Yunan Orduları KomutanıGeneral Trikopis’i çadırı ve mahiyeti ile beraber esir alan, ayı beslediği için de “Ayıcı Arif” diye bilinen Albay Mehmet Arif Bey’in sonraki senelerde Atatürk’e yapılan Suikast davasında suçlu bulunup düşmanın cephede öldüremediği bu kahramanın İzmir’de asıldığını neden bilmiyoruz?

Ya da aslanlar gibi savaşarak Kars’ı düşman işgalinden kurtaran “Deli Halit”i ve yiğitlerini neden bilmiyoruz?

Neyse bu sorular uzar gider.
30 Ağustos zaferimiz hepimize kutlu olsun.

Bu Yazara Ait Diğer Makaleler