Bırakalım Adalet Yerini Bulsun Analiz
Habip BOZKURT ULUSLARARASI HUKUK VE KAMU HUKUKU UZMANI

JEOSAM Başkanı Habip Bozkurt:

Bırakalım Adalet Yerini Bulsun

Türkiye siyasetinin son dönemde kamuoyunu en çok heyecanlandıran gündem maddesi, şüphesiz Sayın Cumhurbaşkanı’nın yargı reformu üzerine söylemleri oldu. Önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sonrasında Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, yaptıkları konuşmalarla bilhassa hukuk, demokrasi ve ekonomi alanlarında reform müjdesi verdiler.

Kapsamlı reform haberleri kamuoyunda ve piyasalarda çok ciddi olumlu tepkiler aldı. Fakat bu reform beklentilerine ihtiyatlı yaklaşan muhalefet, Cumhurbaşkanı ve Adalet Bakanı tarafından dile getirilen reform söylemlerinin ekonomik kaygıları gidermeye ve piyasaları rahatlatmaya yönelik geçici mesajlar olarak değerlendirdiler.

Her ne kadar muhalefet tarafından reform söylemleri samimi olarak karşılanmasa da burada göz ardı edilmemesi gereken husus şu ki Adalet ve Kalkınma Partisi iktidara geldiği 2002 yılından beri başta yargı olmak üzere birçok alanda sayısız reform yaptı. Hâlihazırda 2019 yılından itibaren yapılan yargı reformları da bunun en büyük işaretidir.  Özellikle son yargı reformlarında ceza ve infaz sisteminde önemli iyileştirmeler yapan hükümet; internet başta olmak üzere birçok alanı da yeniden düzenledi.

Bütün bu açıklamalar doğrultusunda reform söylemlerinin piyasaları rahatlatmak için yapılan ve ekonomik kaygılar içeren samimiyetsiz söylemler olduğunu ifade etmek ve reformun içeriğini görmeden önyargı ile yaklaşmak demagojik muhalefet olacaktır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan; kapsamlı reform sinyallerini verdiği konuşmasında, yerli ve uluslararası yatırımcılara yönelik öngörülebilir, kolay erişilebilen bir yargı sistemi için yeni adımların atılacağını açıklamıştır. Cumhurbaşkanımızın bu açıklamasının ardından ekonomik reformlar haricinde yerli ve yabancı yatırımcılara yönelik yargı reformunda ne gibi değişikliklerin yapılacağı ise büyük merak konusu olmuştur.

Burada yargı reformunda beklenen en önemli unsurlar, şüphesiz ki; toplumun adalet ihtiyacına cevap veren, hukukun üstünlüğünü egemen kılan, yasama – yürütme – yargı dengesini gözeten, kuvvetler ayrılığına güçlü vurgular yapan, adaleti tesis etmek için doğru ve hızlı işleyen bir adalet sistemini geliştiren ve aynı zamanda pratikte de uygulanacak değişikliklerdir.

Burada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarını müteakiben Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün değerlendirmeleri de ileriye yönelik yargı reformu beklentileri açısından ümit verici olmuştur.

Özellikle Bakan Gül’ün “bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun” söylemine atfı da son yıllarda politik düzeyde en büyük adalet vurgularından biri olmuştur.

Adalet Bakanı Gül hâkim ve savcılara yönelik konuşmasında, “Bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun. Bizim yargı mensuplarından beklediğimiz budur. Hiç kimsenin talimatına, telkinine bakarak değil, dosyaya bakarak vicdanınıza göre karar verin. 83 milyon geleceğe daha güvenle baksın” diye seslendi. Adalet Bakanının bu sözleri yargı bağımsızlığı ve hâkim teminatı açısından çok kıymetli vurgular içermektedir.

Ama kamuoyu bunu en kısa zamanda pratikte de görmek istemektedir. Her ne kadar muhalefet yargı bağımsızlığı, hâkim teminatı, uzun tutukluluk süreleri ve tutukluluğun istisna oluşuna ilişkin eleştirileri kamuoyu nezdinde salt bazı davalar ve isimler üzerinden, somut ve dar bir çerçeveye sıkıştırarak tartışmak istese de, yargı reformu ile birlikte, yargının özellikle kamuoyu nezdinde tartışma konusu olan bu davalarda atacağı adımlar, toplumun yargı reformunun samimiyeti noktasındaki şüphelerini de izale edebilecektir. Toplumun bütün gözü ve beklentisi bu dosyalar üzerine yoğunlaşmış bulunmaktadır.

Yapılması planlanan yargı reformunun, ekonomik hayata kolaylık sağlayacak şekilde yerli ve yabancı yatırımcılara yönelik olacağı, aynı zamanda ceza adaleti sisteminde adil kararın makul sürede verilmesinin hedefleneceği de anlaşılmaktadır.

Cumhurbaşkanımızın ve Adalet Bakanımızın konuşmalarından hareketle, yargı reformundan beklenenleri şöyle sıralayabiliriz:

Reformun ağırlıklı olarak yatırımcıyı korumaya yönelik olacağı düşünüldüğünde, ticari hayata dair düzenlemeler içeren, Ticaret Hukuku, Borçlar Hukuku, İcra ve İflas Hukukuna ilişkin düzenlemeler yapılacağı ve davaların daha hızlı ve adil sonuçlanması adına adımlar atılacağı, yatırımlarda güven iklimi oluşturmak için mevzuat değişikliklerinin yapılacağı düşünülmektedir.

Ticari davalarda arabuluculuğun dava şartı olması nedeniyle, arabuluculuk merkezlerinin daha aktif ve etkili çalışmasının önünün açılacağı tahmin edilmektedir. Aynı zamanda ticari hayatın hızlandırılması ve engellerin kaldırılması için ihtisas mahkemelerinin daha da yaygınlaştırılacağı, davaların hızlı sonuçlanması için değişiklikler yapılacağı öngörülmektedir.

Ayrıca ‘Mülkiyet Hakkı’ kapsamında yabancı yatırımcıların Türkiye’de ticari anlamda mülk sahibi olması ve bu hakkın yasal olarak teminat altına alınıp korunmasına ilişkin adımlar atılacağı da beklentiler arasında yer almaktadır.

Söz konusu reformda aynı zamanda ceza hukukuna dair düzenlemelerin de yer alacağını ifade eden Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, ceza adaleti sisteminde adil kararın makul sürede verilmesinin, adli sürecin mümkün olduğunca soruşturma aşamasında nihayete erdirilmesinin hedeflendiğini belirtmiştir.

Başta ifade özgürlüğü olmak üzere, temel hak ve özgürlükler gözetilerek kişisel ve kurumsal savunma hakkının güçlendirilmesine devam edileceğini belirten Abdülhamit Gül, yatırımlarla ilgili mevzuat çalışmalarıyla eşit muamele, belirlilik, kazanılmış haklara saygı, şeffaflık, aleyhe hükümlerin geçmişe yürümezliği ve makul sürede sonuçlandırma gibi idari işlemlerin temel prensiplerinin gözetileceğini ve güçleneceğini de ifade etmiştir.

Toplumun beklentilerini karşılayan, muhalefetin ihtiyatlı yaklaşımını izale eden ve yargıyı daha adil, tarafsız ve bağımsız kılan bir reform süreci dileğiyle, bırakalım adalet yerini bulsun…

Bu Yazara Ait Diğer Makaleler