Bir Virüsün Getirdikleri Analiz
Habip BOZKURT ULUSLARARASI HUKUK VE KAMU HUKUKU UZMANI

JEOSAM Başkanı Habip Bozkurt:

Bir Virüsün Getirdikleri

        Geçen yazımızda tüm dünyayı etkisi altına alan küresel salgının etkileri ve insanoğlunun bu mikrobiyolojik canlı karşısında aczini değerlendirmiştik. Şimdi ise bu küresel karantina sürecinin yaşantımız üzerindeki etkilerini ele alacağız.

                Çin’in Vuhan kentinde Aralık 2019’da ortaya çıkan Kovid-19 salgını, 200’den fazla ülke ve bölgeye yayıldı.


Dünya Sağlık Örgütü tarafından 11 Mart’ta “Pandemi” ilan edilen korona virüs 10 Mart itibariyle ülkemize giriş yaptıktan sonra tüm gündemimizi kapladı.   Virüsün ortaya çıkışı toplumsal yaşamı derinden etkiledi, hayatımızda birçok şey değişti.

                    Hayatımızın ve yaşam şeklimizin korona virüsten önce ve sonra olarak ayrılacağı gerçeğini artık hepimiz kabul ettik. Ülkelerde normal hayata dönüş takvimleri düzenlense de adım atmakta zorluk çekeceğimiz sokaklarda yürümek, yüzlerce kişinin bulunduğu topluluklara katılmak psikolojik olarak çok uzak gözüküyor.

Korona virüsün ülkemize girişiyle bazı sektörler ya tamamen kapandı ya da iş yapamaz hale geldi. Hal böyle olunca vatandaşın mağdur olmaması adına devlet tarafından birçok alanda yeni düzenlemeler yapıldı, kanunlar değiştirildi, kararlar alındı.

26.03.2020 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 13 Mart’tan başlayarak 30 Nisan’a kadar hukuki süreler durduruldu, bazı haller kapsam dışı bırakıldı. Bu ilk çıkarılan kanunla durma süresini altı ayı geçmeyecek şekilde uzatmak üzere Cumhurbaşkanına yetki verildi.  Daha sonra bu süre 15 Haziran 2020 tarihine kadar Cumhurbaşkanı tarafından da uzatıldı.

Bu ve diğer düzenlemelerin etkilerinin toplumsal yaşama yansımaları çok boyutludur.

           Bu süreçte çalışmayan işyerlerinin, çalışanlarının maaşlarını nasıl karşılayacağı ise en büyük problem haline dönüşmüştür. Hem işverenlere hem de işçilere destek amacıyla Kısa Çalışma Ödeneği sisteminin şartlarında bu döneme mahsus esneklik sağlanmış böylece daha fazla kişinin bu imkândan faydalanması sağlanmıştır.

          Kısa çalışma ödeneğinden daha fazla işletmenin faydalanması, daha fazla çalışanın bu kapsama girmesi için özellikle süreler noktasında getirilen esneklikler, çerçevenin genişlemesine sebep olmuş çok daha fazla firma bu kapsama dâhil olmuştur.

Bu yazının kaleme alındığı tarih itibariyle; Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı tarafından 300.000 e yakın firmanın, 3 milyonu aşkın çalışan için başvuruda bulunduğu bilgisi kamuoyu ile paylaşılmıştır. 

Kısa çalışma ödeneğinin şartlarını taşımayan veya ücretsiz izne ayrılan personellere ise Ekonomik İstikrar Kalkanı kapsamında 3 ay süre ile 1170 TL  “ücretsiz izin maaş desteği” ödeneceği açıklandı.

Bütün bunların hepsi sosyal devlet ilkesi olmanın gereğini ve önemini ortaya koymaktadır.

Devlet; vatandaşına, kamu ve özel sektöre destek olmakta ve bir yandan üretim ve tedarik zincirinin aksamasına sebebiyet vermeden salgınla kontrollü bir karantina mücadelesi vermektedir.

Bazı sektörlerin çalışmaya devam etmesi, bazı iş gruplarının dışarılarda gezmesi, hastalığın bulaşıcılık faktörünü artırmaları her ne kadar kamuoyu tepkisi çekse de Devletin kontrollü mücadeleyi tercih etmesine sebep olan zorunluluklar vardır.

Neden falanca ülkenin yaptığı gibi OHAL ilan edilmedi, neden topyekün bir sokağa çıkma yasağı gelmedi eleştirileri dillendirilse de bu tarz radikal önlemlerin alınamamasının arkasında yatan farklı parametreler var.

Bugün bir işletmenin birkaç gün kapalı olmasının ekonomik bilançolarından bahsederken bir devletin, ülkenin adeta kendini kapatmasının çok daha ağır ekonomik sonuçları olacaktır elbette.

Burada mücadelede dikkati çeken önemli bir husus da Türkiye’nin; daha salgının ülkemize gelmeden önce oluşturduğu Bilim Kurulu tavsiyeleri dikkate alınarak yürütülmesidir.

Türkiye özellikle Ak Parti iktidarının kalıcılığını perçinleyen en önemli faktörlerden biri olan sağlık reformu sayesinde güçlü bir sağlık altyapısı ile salgınla mücadele etmekte ve tüm dünyaya örnek olmaktadır.

              Salgınla mücadelede her türlü fedakârlığı gösteren, deneyimli sağlık ordusu, tıp teknolojisi ve tam donanımlı pandemi hastaneleri, yaygın yapılan testler şu aşamaya kadar ülkemizi mücadelede örnek gösterilen ülkeler arasına soktu.

             Ülkemizde salgının boyutu son günlerde azalıyor olarak kayıtlara geçmekte. Dünyadaki örneklere bakacak olursak tedbiri elden bırakmamamız gerektiği açıktır. Dünya genelinde Covid-19 sebebiyle hayatını kaybedenlerin sayısı 230.000’in, vaka sayısı ise 3.000.000’un üzerine çıkmıştır.

           Ülkemizde şu an için yapılan test sayısı 1.000.000’u aştı. Salgının boyutu son günlerde azalıyor gibi gözükse de kontrolün kaybedilmemesi için tedbirin elden bırakılmaması Cumhurbaşkanı ve Sağlık Bakanlığı tarafından devamlı tekrarlanmaktadır.

Normale dönüş takviminin yakın zamanda açıklanacağı söylense de Ramazan Bayramı’nı evlerimizde geçireceğimiz şimdiden görülmektedir.

Hem kendi sağlığınız hem de başkalarının sağlığı için sabredin.

Lütfen evde kalın.

Bu Yazara Ait Diğer Makaleler