Bir Ben Vardır Benden İçeri Analiz
Didem ÇAKIRLI Kurumsal Marka Danışmanı

Didem Çakırlı Yazdı:

Bir Ben Vardır Benden İçeri

Yaşamın en stresli dönemlerinden biri seçimlerimiz ile kararlarımızdır. İlk evre okul yıllarında başlar, seçeceğiniz her tercih ve bölüm sizin kaderinizi belirleyecek, yaşamınızın geri kalan bölümünü bu kaderin oyuncuları olarak şekillendireceksiniz.

Birincisi iki saatlik bir sınavla kaderinizi belirleyemezsiniz. İkincisi ise karar vermenin önündeki en büyük engel strestir. Stres arka planda bilinçsiz işler ve sizin karar verme düzeneklerinizi bozar. Sebebi ise hayatta kalmak için kurgulanmış olan stres sistemi karar verme konusunda başarılı değildir.

Tabiatta açlıktan kurtulup yemek bulmaya çalışırken stres çok işe yarar ama ben hayatımı nasıl şekillendireceğim, kendi markamı nasıl oluşturacağım konusunu sakin bir kafa ile düşünüp doğru zaman da karar vermek en doğrusudur.

KENDİNİ DÖNÜŞTÜREMEZSEN DİPLOMA BİR İŞE YARAMAZ

Yarının ne olacağını kim bilebilir ki bence kimse de bilmiyor. Hayatın en güzel yanı da budur, evet yarın ne olacağınızı bilmiyoruz ama geleceği okursanız en azından fikriniz değil bilginiz olur. Hangi mesleği seçerseniz seçin size has kişisel bir marka oluşturamazsanız hiçbir diploma size bir avantaj sağlamayacaktır. Diplomalar sadece bir sertifikasyon gibidir, size iyi bir alt yapı sağlar. Fakat o mesleğe kendinizden bir şey katamıyor, geliştiremiyor ve dönüştürme azminiz yoksa sıradan bir diploma gibi elinizde kalacaktır. Peki, bu katkıyı nasıl sağlayacaksınız?

MOTİVASYONUZU ASLA KAYBETMEYİN

Meslek seçiminde ki en büyük olgu gelecekte seni ne mutlu eder sorusuna verilen cevaptır. Kendini ne yaparken görüyorsun sorularına verilen yanıt senin elinde tuttuğun kilidin anahtarıdır.

En önemlisi mutlu olma halidir. Mutluluk motivasyonu besleyen hoşnut olma durumudur. Biz genelde haz ve mutluluğu birbirine karıştırırız. Devamlı haz peşinde koşmakla ne yazık ki mutlu olmayı unuttuk. Günümüz insanı devamlı tüketerek, hızlı cihazlar kullanarak, zengin olma, genç kalma, özel olma arzusu ile bağımlı hale gelmiş durumda.

Peki, ne yapmak gerekiyor?

Yaşamak için insanın doğasında bulunan üretme olgusunu amaç haline getirmelidir. Gelişim standart bir eğitim gördükten sonra mesleğe yönlendirmek insanları mutsuz edebilir. Herkesin kendi mizaçları ve fıtratlarına uygun bir şey üretebildiği bir durum varken milyonlarca insan standart şeylerle ilgileniyor.  Bu da mutsuzluk nedenlerinden biri haline geliyor. Mutluluğun aslı talebin az olması ve elindekinin kıymetini bilmesidir. Mesela olaylara farklı bir bakış açısı geliştirmek, farklı enstrüman öğrenmek, yeni insanlar tanımak farklı diller öğrenmek en önemlisi de beynimizi ve bedenimizi konfor alanından çıkıp yeni yollar bularak geliştirebiliriz. Şu an da elimizde ki imkânlarla neler yapabileceğimizi düşünmeye çalışmak bile yaratıcılığınızı artırır ve insan bundan dolayı bile mutlu olur.

HAYAL KURMAKTAN ASLA VAZGEÇMEYİN

Bir hayaliniz varsa o imaj sizi oraya götürür. O bir harita ve pusula gibidir, size yol gösterir. Hayaliniz de ne kadar amaç varsa beyniniz bunu iş haline getirir. Hayal ettikçe baktığınız her şey değişir ve dönüşür. Şimdi hayallerini soruyorum sen bana mühendis olmak istiyorum diyorsun. Bu bir hayal değil ki meslek adı yani ne yaparken görüyorsun kendini, ortamı hayal et, tutkunu, gerçekte olmak istediğin seni dönüştür bugüne. Nasıl parmak izlerimiz benzersiz ise beynimiz de benzeri yoktur. Yunus emre nin de dediği gibi Bir Ben Vardır Benden İçeri.

BİR AMACINIZ OLSUN VE HAYATA DAİR ANLAMINIZ OLSUN

Ben ne yapıyorum? Varlığımın amacı nedir? Bu sistemde misyonum nedir? Bu soruları anlamlandırmaya çalışmak bile amacınıza yön verir.

Kendi markanızı oluştururken kendinizi çok iyi tanımanız gerekli.  Kendinizi tanımanın ilk yolu nedir. Neden sürekli kendinizi tanıyın diyorum. Bu hayat yolculuğumuz da kendimizi aramaya başladığımız zaman yaşam bizi şekillendirir. Önemli bir söz vardır KENDİNİ BİLEN RABBİNİ BİLİR. Bilgeliğin temeli kendini bilmektir. Sen kendini bilemezsen seni kim bilir. Bu yüzdendir ki hayat insanın kendini keşfetmesi gerektiren bir yolculuktur.

Üniversite profesörü olmalıymış gibi düşünce yapımız ve ezberlenmiş  bir kafamız var. Bu düşünce yapısından sıyrılmak olmak istediniz sizi öğretilmiş kopyala yapıştır insan modelinden arınmalısınız. O Halde bir insan esnaf olacaksa neden üniversite okumalı diye soruyorum. Ticaret gerçek hayat içinde öğrenilecek bir şeydir. Uluslararası ilişkiler okuyorsunuz akademik çalışma yapacaksınız ama uluslararasında gezmedikten sonra ve uluslararası ilişkileriniz yoksa bunu nasıl öğreneceksiniz.

Bugün sizin öğrettiniz teori iki yıl içinde çöküyor ve başka bir forma dönüşüyor. Dünya çok hızlı değişiyor. Günümüz dönemin de eğitim bile dijitalleşip farklı bir boyut atlıyor. Kurumlar için en çok söylenen deyim ise kurum içinde ki değişim dışarıda ki değişimin hızından düşükse bu kurum batacaktır. Geçtiğimiz yüzyılın başlarında şirketlerin ortalama ömrü 60 yıl iken bugün 15 yıla düşmüş durumdayız. Bu kadar hızlı bir değişime şirketlerde dayanamayıp kendini dönüştürmek adına sisteme ayak uydurmak zorunda kalıyor. Şu an dünya da bildiğimiz teknoloji devleri kendi ürünlerini inovasyon yaparak yeniçağa öncelik ediyor. Böyle bir dönemde eğitime baktığımızda stresle karar verdiğimiz seçimlerimizin içinde buluyoruz kendimizi,  renksiz ve mutsuz ve her geçen gün soramadığımız sorularla cevaplarla öldürüyoruz ruhumuzu.

Hata doğruları bulabilmek için varsa hayal ettiğiniz bağımsız özünüzden kopmamak adına geleceğiniz ya da dünyanın geleceği için uyanmaya geçin.

Gerçek geçmişi bilmeyen hayal ettiği geleceği inşa edemez. Bir zamanlar atalarımız böyle bir dönemin altın çağını yaşadılar ve biz şu an da onların medeniyetlerini, teknolojilerini, bilimlerinde ki hayalleri ve cesaretleri sayesinde bugünü yaşıyoruz.

Dünyada üç tane laboratuvar vardır. TARİH, ZAMAN VE İNSAN. Sorgulamayanların sayısı o kadar az ki yani ezber bozanlar…

Sanırım sorgulamanın önemi burada ortaya çıkıyor. Bilen insan ilim ve bilime kendini adamış hikayesini yeniden yazandır. Bilgi sorgulayan ulusun tarihinin perde arkasını öğrenmek isteyen insanlar için bir laboratuvardır.  İnsan bildiği müddetçe kendini keşfeder.

Biz kimdik. Biz hz Nuh peygamberin oğlu Yasefin TÜRK adlı oğlunun nesilleriydik ve niceleriydik. Gölgesi olmayan ağaç dünya da yer almaz mı? Gölgesi olmasa da tohumlarından yeniden gün yüzüne çıkmış ağaçta dileyen her kuş barınır. Hayret nedir ki, hâlbuki sen olduğun gibi bir hayretin içindesin. Ufak tefek olay seni şaşırtmasın, şaşıracağın nice hadiseler var gönlün sıkılmasın. Boş söze gönül kırılmasın. Almaya hak edenin hevesi olur, vermeyi bilirsen de hak yerini bulur. Suyu kaynaktan alayım diyen beklemesini sabretmesini  bilmeli, yorulmak bize ne ki, Sen hiç aşk dan yorulanı gördün mü?

İnsanlık tarihine şahittir köklerimiz, bölmek değil birliktir sözlerimiz. Ne diyordu şair bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı, düşün altında binlerce kefensiz yatanı. Uyan TÜRK OĞLU kızıl elma yolunda son sedir ağacı yoluna, kızıl topa ile Muncuk adıyla.

Bu Yazara Ait Diğer Makaleler