Biden’in Gündeminde Ne Olacak? Analiz
Denise LUCY KALİFORNİYA DOMİNİK ÜNİVERSİTESİ

ABD’nin Çin Mesaisi

Biden’in Gündeminde Ne Olacak?

Çin meselesi aslında 2000’li yılların başından beri Amerikan akademisi ve kamuoyunda bir tartışma konusu olageldi. Immanuel Wallerstein gibi dünya sistemi teorisyenleri güç kaymasının doğuya yöneldiğini, Amerikan elitinin de yatırımlarını kaydırdığını ve bunun bir gerginliğe yol açacağını o yıllarda dile getirdiler. Bu durum Çin’le nasıl baş edileceği sorusunu gündeme getirdi ve bu anlamda kabaca realist ve liberal yaklaşımlar olarak nitelendirilen iki gelenek birbirleriyle sürekli tartışma halinde olageldi.

Realistler Çin’in ekonomik yayılmasının orta vadede jeopolitik bir tehdide dönüşeceğini ve ABD’nin buna karşı önlem alması gerektiğini savunurken liberaller ise Çin’in ABD hegemonyasındaki uluslararası sisteme katılarak kontrol edilebileceğini dile getirdiler. Liberaller ekonomi odaklı bir “angajman” politikasını savunurken realist kanadın önde gelen isimlerinden John Mearsheimer ABD’nin SSCB ile mücadele yöntemlerini Çin karşısında da uygulayacağını ifade etti.

Bu tartışma akademi çevrelerinde devam etmesine rağmen, 11 Eylül saldırılarının ABD güvenlik ve dış politika stratejisinde yarattığı kırılma, Çin’e dair tartışmaları geride bıraktı ve bu mesele uluslararası terörizmle mücadele, Afganistan ve Irak işgalleri gibi konuların gölgesinde kaldı. Obama’nın ikinci döneminden itibaren Çin ABD tarafından daha fazla dikkate alınmaya başladı. 2015 Güvenlik Belgesinde Çin’le işbirliğine vurgu yapılırken askeri modernizasyon ve anlaşmazlıkların silahla mücadele ile çözümüne dair endişeler dile getirildi. Uzun vadede ise Çin’in ekonomik yayılmasının yaratacağı riskler dile getirildi.

Bu strateji pratik düzeyde ise Çin’le diplomatik bağlantı ve ekonomik düzeyde anlaşmalar şeklinde ortaya çıktı. Kısacası, Obama’nın Çin’e karşı liberal argümanların ağır bastığı angajman politikasını hayata geçirdiği söylenebilir.

Trump’ın iktidara gelişiyle birlikte ABD’nin Çin politikasında belirgin bir farklılaşma yaşanmaya başladı. Çin’e karşı kapsamlı ve entegre bir strateji ortaya koymasa da, Aralık 2017’de yayımlanan Ulusal Güvenlik ve Strateji Belgesinde “Çin tehdidi” vurgulu bir şekilde yer aldı ve Çin’e karşı alınabilecek önlemler ortaya konuldu.

Özellikle ekonomik alanda uygulanan ambargo, demir ve çelik sektöründe gümrük tarifelerinin yükseltilmesi ve Çin’e kayan Amerikan menşeli üretimin geri getirilmesi için atılan adımlar, Trump’ın Çin’e karşı uyguladığı başlıca politikalar olarak ön plana çıktı. Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) yayılımına bağlı olarak başlayan pandemiden dolayı da Trump Çin’i hedefe koydu, ancak iktidarının ömrü daha ağır yaptırımlara başvurmak için yeterli olmadı.

Bu Yazara Ait Diğer Makaleler