Biden Tutum Değiştirir Mi? Analiz
Denise LUCY KALİFORNİYA DOMİNİK ÜNİVERSİTESİ

ABD-İsrail İlişkileri

Biden Tutum Değiştirir Mi?

Çok değil bir ay önce yazdım, “Biden geliyor” diye. Yeni Demokrat Parti dönemine dair değerlendirmeler yapmadan önce Biden’ın yardımcılığını yaptığı 44. Başkan Barack Obama devrini de masaya yatırmak gerekiyor. Dört yıllık bir aranın ardından benzer politik anlayış ve kadrolarla yola çıkacak olan Biden’ın, Obama döneminin mirasını ne ölçüde benimseyeceği en yol gösterici ipuçlarından olacaktır.

Mesela Obama ve Trump yönetimlerinin dış politikadaki en temel farklarının başında dış politikayla iltisaklı meselelerde izlenen siyaset biçiminin farklı olması geliyor. Büyük bir değişimin sancaktarı olma beklentisiyle göreve başlayan Obama’nın dış politikadaki öncelikleri arasında dünya genelinde ihtilaflı tarafları uzlaştırma stratejisi geliyordu. Tarihin en kadim sorunlarından olan Filistin-İsrail meselesi de öncelikli dış politika gündemleri arasında yer aldı. Ancak yüksek kredisi ve kamuoyu desteğine rağmen Obama, bölgeye vaat ettiği pozitif değişimi getiremedi. Filistin yönetimiyle genel olarak iyi ilişkiler kurulsa da bu durum yapısal bir çözüme tahvil edilemedi.

Saldırı politikası değil tabi. İsrail özelinde, Trump dönemi boyunca devam eden “balayından” farklı olarak Obama ve Netanyahu yönetimleri arasında yaşanan gerilimi canlı tutan iki temel konu oldu: İsrail yönetiminin işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te yasadışı yerleşimleri inşa etmede ısrarcı tavrını her koşulda sürdürmesi ve İran’la 2015’te yapılan nükleer anlaşma. Biden da Obama’nın politikalarına paralel olarak yasadışı Yahudi yerleşimlerine karşı tavır alacağını ve İran’la anlaşma zemini arayacağını taahhüt etti.

Yine bu kapsamda sekiz yıllık Obama döneminde Filistin cephesinin mağduriyetini sona erdirecek, statükoyu bozacak ezber bozan somut bir aksiyon alınamadı. Yerleşimlerin inşasını kalıcı bir şekilde önleyemeyen Obama, görevi devretmesine günler kala 23 Aralık 2016’daki Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) oylamasında İsrail aleyhine çıkan kararı veto etmeyip, yerleşim faaliyetlerinin durdurulmasını isteyen kararın çıkmasına katkı sağladı. Ancak bu karar kınamanın ötesine geçemedi. Karar İsrail cephesinde tepkiyle karşılansa da günler sonra göreve başlayacak olan yeni Başkan Donald Trump yaralarına fazlasıyla merhem olacaktı.

İronik bir şekilde Obama’dan beklenen radikal hamleler aksi istikamete yönelecek şekilde (Filistinlilerin hakları yok sayılmak pahasına) Trump döneminde devreye sokuldu. Taraflar arasında kalıcı sulhu sağlayacak umut olarak görülen Obama’dan geriye Netanyahu hükümetiyle yaşadığı kişisel husumet ilişkisi kaldı.

Başkan Obama döneminde başkan yardımcısı olan Joe Biden, İsrail dostu bir politikacı olarak biliniyor. Daha önce yaptığı bir açıklamada, 1973’te ilk kez ziyaret ettiği İsrail’de dönemin başbakanı Golda Meir’la tanışmasının, siyasi kariyerinin en önemli görüşmelerinden biri olduğunu söylemişti. 2015’te yaptığı bir konuşmada da ABD’nin “kutsal vazifelerinden” birinin de “Yahudilerin anayurtlarını korumak” olduğunu ifade etmişti.

Ben bekleme taraftarıyım ama ABD’de Demokrat ve Cumhuriyetçi parti kanatlarının temel olarak İsrail dostu bir çizgide oldukları söylenebilir. Her ne kadar Demokrat Parti’nin mevcut yönetiminde “progresif (ilerici) kanat” olarak da adlandırılan ve ihtilaflı konularda İsrail’in mevcut politik duruşuna epey mesafeli olan (ve Vermont Senatörü Bernie Sanders’ın başını çektiği) bir damar olsa da, iş icraata gelince Joe Biden ve ekibi daha dengeli bir yaklaşıma sahip olacaktır.

Yine Biden yönetiminin, temel meselelerde İsrail cephesinden atılan tek taraflı adımlara set çeken ve tarafların işbirliğine kapı aralayan bir pozisyonda olması en rasyonel tahmin gibi duruyor.

Bu Yazara Ait Diğer Makaleler