Beyin Ölümü Saçmalığı Analiz
Habip BOZKURT ULUSLARARASI HUKUK VE KAMU HUKUKU UZMANI

NATO ve Türkiye

Beyin Ölümü Saçmalığı

Geçtiğimiz haftalarda 07 Kasım 2019 tarihinde Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un The Economist’e verdiği röportajda “NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti” açıklamasında bulunmuş ve bu açıklama uzunca bir süre dünya siyaseti ve gündeminde yer almış, ayrıca birçok ülkenin tepkisini çekmiştir.

Nato’nun beyin ölümü gerçekleşti çıkışına başta ABD olmak üzere Türkiye dahil bir çok ülke tepki göstererek NATO’nun kuruluş amacı ve faydaları hakkında açıklamalar yapmıştır.

 

Fransa’nın Dünya siyasetindeki önemi ve rolü yadsınamayacak bir gerçek olmasına rağmen “Nato’nun beyin ölümü gerçekleşti” açıklamasının talihsiz bir açıklama olduğunu ve devlet görüşü olmaktan ziyade kişisel fikir açıklaması olduğunu, herhangi bir araştırma ve analize dayanmadığını belirtmekte fayda vardır. Nato hakkında böyle bir açıklama yapılması NATO hakkında pek bilgi sahibi olunmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Bu nedenle yazımızın bu bölümünde NATO’nun nasıl bir yapılanma olduğu, amacının ve faaliyetlerinin ne olduğu hakkında kısaca bilgi vermek gerekecektir.

NATO, 4 Nisan 1949 tarihinde 12 ülke tarafından imzalanan Kuzey Atlantik Antlaşması’na dayanarak kurulan ve farklı dönemlerde 17 ülkenin daha katıldığı toplamda 29 ülkenin bulunduğu uluslararası askeri bir ittifaktır. Türkçesi “Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü” olan yapının İngilizce karşılığı “North Atlantic Treaty Organization” olup kısaltması ise NATO’dur. NATO’nun merkezi, örgütün Kuzey Amerika ve Avrupa’daki üye 29 ülkeden biri olan Belçika’nın başkenti Brüksel’de bulunmaktadır.

 

NATO’nun kuruluş amacı, Kuzey Atlantik Antlaşması’nın 1. Maddesinde “Taraflar, BM Yasası’nda ortaya konduğu üzere, karışmış olabilecekleri herhangi bir uluslararası anlaşmazlığı, uluslararası barış ve güvenlik ve adaleti tehlikeye sokmadan barışçıl yollarla çözmeyi ve uluslararası ilişkilerinde BM’in amaçlarına aykırı olacak şekilde güç kullanımı ya da tehdidinden sakınmayı taahhüt etmektedirler” şeklinde belirtilmiştir. Madde içeriğinde açıkça NATO’nun kuruluş amacının anlaşamaya üye devletlerin karıştığı uluslararası uyuşmazlıkların çözümünde öncelikle barışçıl çözüm yollarının denenmesi ve mümkün oldukça güç kullanımından uzak durulması gerektiği belirtilmiştir.

 

Yine Kuzey Atlantik Antlaşması’nın 3. Maddesinde NATO üyelerinin herhangi bir dış güçten gelebilecek saldırıya karşı ortak savunma yapacağı, anlaşmanın 5. Maddesinde ise Kuzey Amerika’da veya Avrupa’da içlerinden bir veya daha çoğuna yöneltilecek silahlı bir saldırının hepsine yöneltilmiş bir saldırı olarak değerlendirileceği kabul edilmiştir. Nato’nun ortak koruma amacına verilecek en iyi örnek; 2001 yılındaki 11 Eylül saldırılarından sonraki süreçte, NATO liderliğindeki askeri gücün Afganistan’a konuşlandırılmasıdır. Bunun yanında NATO,  2011 yılında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 1973 sayılı kararı uyarınca Libya üzerinde uçuşa yasak bölgenin uygulanması Irak iç savaşında Irak’a eğitmen yollanması,  gibi çeşitli ek görevlerde de yer almıştır.

NATO örgütüne üye olan ülkelerin dünya üzerindeki askeri ve ekonomik gücü değerlendirildiğinde bu ülkelerin dünya ülkeleri arasındaki önemli bir askeri çoğunluğu kapsadığı görülecektir. Örneğin; Tüm NATO üyelerinin toplam askerî harcaması, dünyadaki savunma harcamalarının %70’inden daha fazladır. Hal böyle olunca, üye devletlerin uluslararası uyuşmazlıklarını, barışçıl yollarla çözümlemeyi önemseyen savunma amaçlı bu örgütün küçümsenemeyeceği izahtan varestedir.

NATO’nun kuruluş amaçları düşünüldüğünde Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un “NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti” yorumunun amacını aşan, kişisel bir yorum olduğu kolaylıkla düşünülmektedir. Nitekim NATO’ya üye devletlerin çoğu tarafından da bu yorum eleştirilmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, konu ile ilgili düşüncelerini “Sayın Macron bak Türkiye’den sesleniyorum, NATO’da da söyleyeceğim, önce sen kendi beyin ölümünü bir kontrol ettir.” diyerek ifade etmiştir.

Aynı şekilde ABD Başkanı Trump, Macron’un açıklamalarını nahoş ve aşağılayıcı olarak nitelendirmiş, Londra’daki NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesinde de Sayın Cumhurbaşkanımızın eleştirisini destekleyerek; “Türkiye de ‘onun beyin ölümü gerçekleşti’ şeklinde cevap verdi. NATO, büyük bir hizmette bulunuyor. Bu aynı zamanda ABD’ye karşı adaletsiz bir tutum. Çünkü ABD, kendi payına düşen bütçeyi ödüyor. Macro’nun ‘NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti’ açıklaması oldukça saygısızca.” açıklamasını yapmıştır.

Yapmış olduğu açıklamayla eleştirilerin açık hedefi haline gelen Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Londra’da gerçekleştirilecek NATO zirvesi öncesinde Trump ile bir araya gelerek açıklamalarının arkasında olduğunu, daha güçlü bir NATO’dan yana olduğunu belirterek ve ilk açıklamasını biraz daha yumuşatmaya çalışmıştır.

Kuruluşundan itibaren 70 yılını geride bırakan NATO’nun bugüne kadar giderek daha da gelişmesi, dünya üzerindeki askeri gücü ve siyasi etkisi düşünüldüğünde, aslında örgütün sürekli güçlendiği kolaylıkla gözlemlenebilmektedir. Bu nedenle tarihsel süreç içerisinde NATO’nun yaptıkları bir bütün olarak göz önüne alındığında “beyin ölümü gerçekleşti” şeklindeki bir açıklamanın gerçeklikten ne kadar uzak olduğu rahatlıkla anlaşılabilmektedir. Global terör sorunları ve askeri uyuşmazlıkların yaşandığı bu günlerde NATO gibi koruyucu bir yapılanmanın gerekliliğinin vurgulanması yerine bu yapının eleştirilmesi kabul edilebilir bir durum değildir.

Bu Yazara Ait Diğer Makaleler