Bedeni Burada Olup Ruhu Gidenler… Analiz
Enes NİLÜFER EĞİTİM - SOSYOLOJİ – FELSEFE ARAŞTIRMACISI

TÜRKİYE’YE SOSYOLOJİK VE PSİKOLOJİK BİR BAKIŞ

Bedeni Burada Olup Ruhu Gidenler…

Türkiye’de mutlu olduğunu beyan eden bireylerin oranı geçen yıla kıyasla yüzde 3 düşerek yüzde 58 oldu. Mutsuz olduğunu söyleyen bireylerin oranı ise yüzde 10,4’ten yüzde 11,1’e yükseldi. TÜİK araştırmasına göre, Türkiye’deki kadınlar erkeklerden daha mutlu. Kadınlarda mutluluk oranı yüzde 62,4 iken erkeklerde bu oran yüzde 53,6 oldu. Bu oran 2016 yılında kadınlarda yüzde 64,5, erkeklerde yüzde 58,1 idi.

Yaş gruplarına göre mutluluk düzeyine bakıldığında ise en yüksek mutluluk oranının yüzde 66,1 ile 65 ve üzeri yaş grubunda gerçekleştiği görüldü. 45-54 yaş aralığındakiler ise yüzde 53,1 ile en düşük mutluluk oranına sahip grup çıktı.

2017 Türkiye Yaşam Memnuniyeti araştırmasına göre, hiçbir okul bitirmeyenlerde mutluluk oranı yüzde 62,5 oldu. Bunu sırasıyla yüzde 57,7 ile ilkokul mezunları, yüzde 57,4 ile lise ve dengi okul mezunları, yüzde 56,9 ile yüksek öğretim mezunları ve yüzde 56,1 ile ilköğretim veya ortaokul mezunları takip etti.

    Araştırmada, mutlu olduğunu beyan eden evli bireylerin sayısı, evli olmayanlara göre daha çok. Evli bireylerin yüzde 60,6’sı mutlu olduğuun söylerken, evli olmayanlarda bu oran yüzde 52,4. Cinsiyete göre incelendiğinde ise evli kadınların yüzde 65,2’sinin, evli erkeklerin ise yüzde 55,7’sinin mutlu olduğu gözlendi.

Kendilerini en çok sağlıklı olmanın mutlu ettiğini ifade edenlerin oranı yüzde 68 olurken, bunu sırasıyla yüzde 16,6 ile sevgi, yüzde 9 ile başarı, yüzde 3,9 ile para ve yüzde 1,9 ile iş takip etti.  Alınan hizmetler anlamında Türkiye’de bireyleri en mutlu eden hizmet ise asayiş oldu.

En yüksek memnuniyet oranı yüzde 74,4 ile asayiş hizmetlerinde gerçekleşirken bunu sırasıyla; yüzde 72,3 ile ulaştırma, yüzde 71,7 ile sağlık, yüzde 62,5 ile Sosyal Güvenlik Kurumu, yüzde 54,6 ile eğitim ve yüzde 54,1 ile adli hizmetlerden memnuniyet takip etti. Bireylerin %73,4’ü kendi geleceklerinden umutlu olduğunu da ifade etti.

Memleket en ağır siyasi sorunlarla boğuşurken, ülkenin bir yanında bölücü terör bir yanında fetö, Amerikan seçimleri ile dünyada ortaya çıkan siyasi ve ekonomik tablo ve Batı’nın bin yıllık Anadolu düşmanlığı, Irak ve Suriye’nin durumu ile diken üstünde olduğumuz bu dönemde ilgilendiğimiz konular neler?

Türkiye’de birden fazla gündem at başı yürüyebiliyor.

Bugün dolar tarihi zirvesine çıktı, bir siyahi vatandaş da evlilik programına. Metrobüste ağır kokudan şikayetçiyiz ama TAK adında bir terör örgütü daha var.

Yolda yürüyen kadınlara gözümüzü ayırmadan dik dik bakmayı kesmedik bir türlü ama gözümüzden karşı komşumuz bombacılar kaçabiliyor.

Fenomen parodi hesapları internet alemini kasıp kavuruyor, bir video yüz binlerce kez izleniyor da doların yükselmesinin Amerikalıların sorunu olduğunu düşünen köşe yazarlarımız bile var. Dünyanın tamamını gezmedim ama her insanın ayrı bir alem olduğu ve içinde bu kadar tuhaf çeşitlilik  barındıran başka bir toplumun var olduğunu duymadım.

Her kesimin her kesimden şikayetçi olması bir yana, nitelik olarak kesimler arasında ciddi uçurum olmaması da gözden kaçan bir gerçek. Herkes kendi tarafını yücelere çıkarırken aslında kahvehanelerde konuşulan konularla üniversite kürsüsünde konuşulan konu arasında büyük bir nitelik farkı görünmüyor.

İşte tüm bu çelişkileri ve çeşitliliği ile ilk cümleden itibaren bir köşe yazarı olarak falancanın adamı veya falanca görüşün kalemşörü diye nitelemek kaçınılmaz olarak benim de başka yazarlara yaptığım otomatik bir etiketleme. Buna rağmen sadece gerçeklik ifade eden birkaç cümleyi de ifade edeyim.

Ülkece yaşadığımız süreçler özgüvenimizi fazlasıyla artırdı. Artık altı ay evvel Rusya ise Rusya şimdi  Amerika ise Amerika’ya (bu ara İsrail’in sesi soluğu çıkmıyor) azdan az çoktan çok gider mantığıyla kafa tutabiliyoruz. Uyuşturucu ve gururlandırıcı bir hal. Fakat bu dönemde artık toplumsal kurallarımızı tartışıyor olmayalım. İstanbul’un tuvaletleri de jeopolitik olayları okuduğumuz temizlikte olsun. Trump’ın hayat hikayesine gösterdiğimiz hassasiyetin bir kısmını yerdeki sigara izmaritlerine ve çekirdek kabuklarına da gösterelim.

Evet babalarımız Anadolu’dan gelmişti ve İstanbul’a ondan bir şeyler alıp memlekete gönderme güdüsüyle bakıyordu. Artık şehir bizim. Parkları, camileri, metrosu, metrobüsü, okulları ile şehir bizim. Küba’nın siyasi gündemi hakkında uzun bir değerlendirme okurken veya forex piyasasını konuşurken insanlar toplu yaşam alanlarında bağırmadan konuşur kuralını da bir zahmet unutmayalım.

Sizin doğru düşünceleriniz yanlış davranışlarınızla kıymetsizleştirilmesin. Bor çıkınca, ultrasonik silahlar yapınca, Lozan bitince değil sabah işe giderken tanımadıklarımıza günaydın diyebildiğimizde ilerlemiş oluruz.