Ayasofya’yı Azerbaycan’dan Sevdik Analiz
Rufiz HAFIZOĞLU Azerbaycan Trend Haber Ajansı

Rufiz Hafızoğlu Yazdı:

Ayasofya’yı Azerbaycan’dan Sevdik

Ayasofya’nın cami statüsünün iadesi sadece Türkiye’nin Müslümanları için değil, aynı zamanda dünya Müslümanları için de son derece önemli bir olaydı.

Elbette, dünyanın dört bir yanındaki Müslümanlar,başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmakla,bunun için çalışan herkese minnettar olmalıdır. Ayasofya’nın cami statüsünün iade edilmesi, İslam dünyasının yanı sıra tüm dünyanın gündemindeydi ve hiç de herkes tarafından memnuniyetle karşılanmadı.

Bazılarına göre Ayasofya müze olarak kalmalı, diğerlerine göre Ayasofya hem Müslümanlar hem de Hıristiyanlar için bir ibadet yeri olması gerekiyordu.Kime görese Ayasofya’nın ibadete açılmasının Batı-Türkiye,Yunanistan-Türkiyeilişkilerine ciddi zarar vereceğ.Ne yazık ki, “Ayasofya’nın cami olarak açılmasının İslam dünyasında Hıristiyan mirasını yok etme için atılan büyük adımı olduğu” düşüncesini savunanlar da oldu.Yetkim değil ama yine de tüm iddialara kısa bir cevap vermek istiyorum.Her şeyden önce, Ayasofya’nın herhangi bir devletin değil, Türkiye’nin olduğunu bilmek gerekir.

Ayasofya’nın cami mi yoksa müze mi olacağına sadece Türkiye Cumhuriyeti karar verebilir ve hiçbir ülke Türkiye’nin karar yetkisini tartışamaz.Demokrasinin temel amacı halkın taleplerini karşılamaktır.Ayasofya’nın Batı-Türkiye ilişkilerinde anahtar rol oynadığını iddia edenler yanılıyor.Laiklik ilkesine dayanan bir Avrupa için ne Hıristiyan ne de Müslüman değerler tartışmaya konu olamaz.

Avrupa, Ayasofya’yın ibaddete açılmasını dini inançlara saygısızlık olarak görüyorsa, öncelikle kıtada Hıristiyan kiliseleri dönüştürülen tarihi camilerin statüsünü iade etmesi gerekiyor.Öte yandan, İslamofobi suç olarak baul edilmeli, yükselen ırkçılık ve faşizm sona ermelidir. Ayasofya’nın cami olarak kullanmasının İslam dünyasındaki Hıristiyan mirasını yok etmek için atılan en büyük adım olduğunu iddia edenler çok önemli bir konuyu unutmuşlardır.

Fetih gününden günümüze kadar Ayasofya’nın aslında bir kilisi, oilduğu topluma asla unutturulmamış ve Ayasofya’daki Hıristiyan kültürünün minyatürleri, ikonları ve diğer sembolleri yok edilmedi.Amaç Hristiyan mimarisini yıkmak olsaydı, Türkler fethedikleri bölgelerde bunu kolayca yapabilirdi ve bugün Türkiye’de ne Ayasofya ne de Sümela manastırı kalırdı.

Türkler fethedildikleri bölgelerde yağma politikası değil, bir kucaklama politikası izledi.   Ayasofya’nın Türk-Yunan ilişkilerinde önemli bir yeri olduğu görüşüne gelince, Ankara’nın Atina ile ilişkilerinin Ayasofya’nın ibadete açıkmasından zarar göreceği düçüncesi de saçma.Ayasofya’ya cami statüsü verilmeden önce bile Atina-Ankara ilişkileri hiçbir zaman ideal düzeyde değildi.


Kendini Bizans İmparatorluğu’nun halefi olarak gören Yunanistan, Türkiye’ye her zaman gerçek bir düşman gibi davrandı ve bugünde tavrı aynı.   Ayasofya’nın ibadete açılması Azerbaycan’da da büyük bir sevinçle karşılandı. Azerbaycan’da, dünyanın başka yerlerinde olduğu gibi, herkes bu konuya aynı perspektiften yaklaşmadı.Buna rağmen bizim için Ayasofya’nın ibadete açılması çok önemli müjde.

Bu Yazara Ait Diğer Makaleler