Avrupalı Teröristler Ne Olacak? Analiz
Barbara SCHUMANN Sweden University

Barbara Schumann:

Avrupalı Teröristler Ne Olacak?

Kısa bir süre önce Suriye’den gelen haber Avrupa başkentlerini korkuttu. Zira bu ülkedeki teröristler özellikle Türkiye eliyle ülkelerine geri gönderileceklerdi.

       Örneğin Avrupa Birliği Dış İlişkiler Konseyi’nin verilerine göre 2011-2016 arasında DEAŞ’a 42 bin kişi katıldı. Bunların 5 binden fazlasının Avrupa’dan geldiği tahmin ediliyor. DEAŞ’a katılan 4 bin batı Avrupalının üçte biri ülkelerine döndü; kalanlar ise ya öldü ya izini kaybettirdi ya da tutuklu olarak hâlâ Irak ve kuzey Suriye‘de bulunuyor. Egmont Enstitüsü’nün yayınladığı son güncel rakamlara göre, Suriye ve Irak’ta toplam 500-550 civarında kadın ve erkek DEAŞ’lı bulunuyor.

Yine 700-750 çocuğun da kamplarda tutulduğu düşünülüyor. Tahmini olarak 130 yetişkin ve 300’ü aşkın çocukla, Suriye’nin kuzeyinde ve Irak’ta en çok DEAŞ’lı bulunduran ülke olan Fransa’nın ardından, 124 yetişkin ve 138 çocukla Almanya geliyor; onları ise Belçika, Hollanda ve İsveç izliyor.

Tutsak olarak 2 bin 200 DEAŞ’lı bulunduran Türkiye ve ABD değil, DEAŞ örgütüne katılan çocuk ve gençlerin aileleri de, çocuklarının ülkelerine getirilmesi ve burada yargılanmaları konusunda hükümetlerine baskı yapıyor. Almanya’da pek çok aile, sokak eylemlerinin yanı sıra, Alman devletini mahkemeye vererek vatandaşlarına sahip çıkmamakla suçluyor. Nitekim iki oğlu küçük yaşta DEAŞ’a katılan bir Alman baba, 3SAT televizyonuna yaptığı açıklamada, Alman devletinin kendisine öldü dediği çocuklarından 5 yıl sonra haber aldığını belirterek devletin kendisini aldattığını iddia etti. Aileler Alman hükümetini çeşitli bahaneler ve bürokratik oyunlarla meseleleri uzatarak, çocuklarının ölmesini ya da kaybolmasını beklemekle suçluyor.

Avrupalı DEAŞ’lılar meselesini önce yok sayan Avrupa devletleri, dışardan gelen baskılar sonucunda, bu kez de bu kişileri ülkeden uzakta tutmak için çeşitli yollar aramaya başladı. Öncelikli olarak uluslararası bir yargılama platformu oluşturma fikri öne atıldıysa da hem AB ülkeleri arasındaki yasal farklılıklar hem de böylesi bir adımın Esed rejimiyle işbirliği olmadan atılamayacak olması, bu ihtimali ortadan kaldırdı. Diğer yandan Irak ve kuzey Suriye’de tutuklu Avrupa vatandaşı DEAŞ’lıların Irak mahkemelerinde yargılanmaları ve cezalarını da burada çekmeleri bir seçenek olarak değerlendirildi.

Ancak hem Irak’ın 2 milyar dolara yakın ön ödeme talep etmesi hem de Irak’ta yasal olarak uygulanabilecek cezaların arasında idamın da bulunması ve hapishanelerde işkencenin yaygınlığı, Avrupa devletlerini bu seçeneği savunma konusunda zor durumda bıraktı.

Örneğin Fransa ve Almanya’nın vatandaşlarına yönelik idam cezalarının müebbette çevrilmesi yönündeki talepleri basına yansısa da, Avrupa devletlerini Irak’a bağımlı hale getirebilecek bu pazarlıkların Avrupa kamuoyunda savunulabilir olmadığı görüldü. Avrupa devletlerinin başvurduğu son çareyse bu kişileri vatandaşlıktan çıkartarak geri alma yükümlülüğünden kurtulmaya çalışmak oldu.

Bu iş belli ki Avrupa’nın başını daha çok ağrıtacak.

Bu Yazara Ait Diğer Makaleler