Avrupa Suriye’de Kaybetti Analiz
Annika WESTBERG Umea Universitet

Annika Westberg Yazdı:

Avrupa Suriye’de Kaybetti

Ekonomik ve siyasi bir birlik olan AB’nin, nihai hedefi olmakla birlikte bugün ortak bir dış politika ve güvenlik politikası henüz yok. O bakımdan Avrupa ülkelerinin bugün Türkiye dahil 27’sinin güvenlik ihtiyacı Sovyet bloğunun yıkılmasından sonra kâğıt üstünde kalan ABD’nin başat rol oynadığı Kuzey Atlantik Sözleşmesi Örgütü (North Atlantic Treaty Organization) kısa adıyla NATO tarafından karşılanıyor.

Yine Avrupa’nın Suriye veya Türkiye politikası derken, Türkiye’nin üye olmadığı AB içinde geliştirilen ve özellikle motor ülkeleri Fransa ve Almanya ile Birlik’ten ayrılma sancıları çeken Birleşik Krallık’ın (BK) başat rol aldığı ortak politikayı kastettiğimizin altını çizmek gerekiyor. 1945’ten önce ayrı cephelerde yer alan ve 1870’ten 1939’a kadar üç defa karşı karşıya gelmiş olan Fransa ile Almanya, kurulmasına önayak oldukları AB içinde birlikte hareket edegeliyor.

General De Gaulle’le birlikte NATO’nun askeri kanadından ayrılmış ve Avrupa’nın bloklar arasında bir denge unsuru olması için çalışmış, 2003’te Irak’a Amerikan müdahalesine karşı çıkmış olan Fransa’nın, Sarkozy döneminde NATO’nun askeri kanadına döndükten sonra, ABD ile hizalanmış bir dış politika izlemeye başlamış olduğunu da vurgulamak gerekiyor.

Avrupa’nın iki eski kolonyalist ülkesi ile Almanya’nın, ABD’nin sahneye koyduğu “Erdoğan” kod adlı Türkiye karşıtı YPG/PKK’ya destek politikasına eklemlendiğini gözlemledik. Amerikan medyasına paralel olarak Avrupa’nın The Guardian, Le Monde, El País gibi saygın gazetelerinde, Çözüm Süreci’ni bir çırpıda çöpe atmış PKK’ya hendek çatışmalarında verilen yalan haberlerle bezenmiş inanılmaz desteği gördük. 15 Temmuz’dan sonra darbe girişimini kınamak yerine darbecilerin temel hak ve özgürlüklerini savunan, ne kadar kötülük varsa, devrilmeye hatta öldürülmeye çalışılan Erdoğan’dan kaynaklandığını pompalayan yazılar okuduk. Sonra baktık ki Erdoğan Türkiye’ye düşmanlıklarını gizlemek için kullanılan bir kod isimden başka bir şey değil.

1946’da Suriye’deki mandası sona ermiş olan Fransa, bölgeye geri dönme hayaliyle olsa gerek, Avrupa’nın diğer büyük ülkeleriyle birlikte DEAŞ’la mücadele bahanesiyle sembolik olarak asker gönderdikleri bölgede İsrail patentli olduğu anlaşılan Amerikan politikasının başarısı için Erdoğan üzerinden Türkiye’yi karşısına alma pahasına mücadele etti. Bu mücadelede ön plana çıkan da Fransa’nın genç Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron oldu. Afrin operasyonu sırasında YPG/PKK’yı “öz müttefikimiz” (nos propres alliés) olarak niteleyen selefi François Hollande gibi teröristlerden yana konuşmaktan, onları Elysée Sarayı’nda ağırlamaktan ve onlar adına arabuluculuğa soyunmaktan utanmadı.

Fransa ile dünyanın en büyük kolonyalist ülkelerinden BK, Amerikan politikasının gerekirse Türkiye ile arazide savaşmak suretiyle mutlaka başarılı olacağına güveniyordu. Suriye ve Irak gibi iki yapay devletin mimarları belki de bölgede Türkiye’nin sınırı boyunca kurulacak YPG terör devleti sayesinde 103 yıl önce yaptıkları gizli Sykes-Picot anlaşmasını güncelleme fırsatı bulacakları düşüncesindeydi. Bunu bilmemiz, daha doğrusu kanıtlamamız mümkün değil ama Suriye’de izledikleri Türkiye karşıtı politikalarının bu yönde olduğunu tartışmaya gerek yok.

Avrupa’nın bu politikası, Barış Pınarı operasyonu ve önce ABD ile Ankara’da, sonra Rusya ile Soçi ’de varılan mutabakatlarla iflas etmiş bulunuyor. Amerikan politikasına eklemlenmiş bir politika olduğu için iflası ve Suriye’de devre dışı kalması çok da şaşırtıcı değil. Ama iflas eden bu politikanın önümüzdeki dönemde özellikle Fransa ve BK ile ikili ilişkileri halkımızda oluşturmuş olduğu güvensizlik duygusu nedeniyle olumsuz yönde etkilemesi beklenebilir. Bu aşamada belki “yeni bir dünya kurulur Türkiye yerini alır” çok iddialı bir söylem olursa da en azından Kurtuluş Savaşımızda da karşımızda yer almış olan bu iki ülkeyle ilişkilerimizin artık eskisi gibi olamayacağını ve Türkiye’nin daha bağlantısız bir dış politika izleyeceğini söylemek mümkün.

Avrupa Suriye’de iflas etti, duyduk duymadık demeyin.

Bu Yazara Ait Diğer Makaleler