Asya’da Yeni Bir Gerilim Mi? Analiz
Denise LUCY KALİFORNİYA DOMİNİK ÜNİVERSİTESİ

Hindistan-Çin Hududu

Asya’da Yeni Bir Gerilim Mi?

Çok değil 3 sene evvel yani 2017’de meydana gelen Doklam Krizine dek Hindistan-Çin sınırında görece bir sükûnetten söz etmek mümkündü. Söz konusu göreli sakinliğin kaynağı ise dönemin Hindistan Başbakanı Rajiv Gandhi ile Çinli meslektaşı Deng Şioping arasında varılan 1988 uzlaşmasına dayanıyor.

Yeni Delhi ve Pekin stratejik anlamda pragmatik bir yaklaşım sergilemek durumundaydı. Dolayısıyla sınır anlaşmazlığı gibi önemli konular iki liderin inisiyatifiyle rafa kaldırılmıştı. Ancak sözü edilen uzun sessizlik süreci sınırda hiç çatışma olmadığı anlamına gelmiyor. Zira ifade edildiği üzere sınırdaki çatışmalar aralıklı olarak nüksetmiş ancak pek çoğuna haber değeri atfedilmemiş ve bilhassa Hindistan tarafında yerel yönetimlerce kontrol altına alınan çatışmalar yerel basında dahi kendisine çok az yer bularak ya da hiç yer bulamayarak ulusal ve küresel düzeyde medyaya bile yansıtılmamıştır.

Fiili Kontrol Hattı’nda Ladakh, Arunachal, Himachal ve Uttarakhand çevreleri olmak üzere 23 adet tartışmalı ve hassas bölge bulunuyor. Ayrıca, iki ülkenin iddiasına göre sınırın her iki tarafından birbirlerinin topraklarına geçiş ihlalleri yaşanıyor. Bu noktada, Hindistan her yıl Çin askeri birliklerince ortalama 300-400 civarı sınır ihlalinin yaşandığını ileri sürüyor.

Yine bu devrede Hint ve Çinli askerler arasında 5-6 Mayıs’ta tartışmalı Ladakh bölgesindeki Pangong Tso gölü yakınlarındaki çatışmanın ardından, 9 Mayıs’ta ise Sikkim-Tibet sınırındaki Naku La bölgesinde silahların kullanılmadığı, yumruk ve taşların devreye girdiği, her iki tarafın askerlerinin yaralanıp hastanelere kaldırıldığı bir çatışma daha meydana geldi.

1988 uzlaşması güven artırıcı önlemlerle ilgili 1993 ve 1996 anlaşmalarının yanı sıra sınır müzakerelerine politik anlamda yön veren 2005 anlaşması dâhil olmak üzere bir dizi sınır anlaşmasını ve iki ülke arasındaki ticari bağlantıların teşvik edilmesi yönündeki gelişmeleri beraberinde getirdi. Ayrıca, yakın dönemlerde yaşanan Modi-Şi “gayriresmî” zirveleri genel anlamda ilişkilerin idaresinde önemli bir rol oynasa da sınır anlaşmazlığı başta olmak üzere Hindistan ile Çin arasındaki çözümlenmemiş sorunlar her daim raftan indirilmek için hazır.

Mayıs başından bu yana yeniden alevlenen sınır sürtüşmelerine savaş niyetinin eşlik etmediği, her iki ülkenin bu olayları birbirlerine uyarı niteliğinde gerçekleştirdiğinin altı çizilmeli. Gerçekten de mevcut konjonktür ne Hindistan ne de Çin için birbirleriyle savaşa girilecek bir ortama izin veriyor. Bu nedenle her iki ülke de bu farkındalıkla iletişim kanallarını açık tutuyor.

Çin ve Hindistan aralarındaki sınır boyunca altyapılarını hızla geliştiriyor ve her yaz başlarında olduğu gibi bölgede devriyelerini artırıyor. Delhi ve Pekin’in geliştirmekte olduğu sivil-askeri altyapı projeleri sınırdaki gri bölgelerde iki ülke arasındaki sınır çekişmelerini sürekli canlı tutan bir boşluk doldurma ikilemi doğuruyor.

Çin ve Hindistan gibi devasa boyuttaki her iki ülke de sınırdaki statükoyu kendi lehine değiştirmek adına altyapı geliştirme faaliyetleri yapıyor ancak sınır boyunca üzerinde anlaşılmış belirli bir harita söz konusu olmadığından karşılıklı olarak birbirlerinin egemenlik alanlarını ihlal ettiklerini öne sürerek bu faaliyetlere izin vermemeye çalışıyor.

Yine Hindistan Nisan 2019’da Galwan Vadisi’nde Darbuk-Shyok-Daulat Beg Oldie yolunu tamamlayarak bölgede niteliksel bir değişiklik yaptı. Alt Sektör Kuzey Yolu olarak da bilinen bu yol Hindistan’ın stratejik Galwan bölgesindeki duruşunu büyük ölçüde güçlendirdi.

Fakat Delhi’nin altyapı geliştirme çabalarına paralel olarak, Mayıs ayının başında Galwan Vadisi bölgesindeki sınır çizgisini aşarak Çin topraklarına sınır ötesi savunma tesislerini yasadışı bir biçimde inşa ettiği iddialarının ardından Pekin’in de sınır savunma birliklerinin kontrol önlemlerini artırmasıyla iki ülke arasında ihtilaflar, özellikle Galwan çerçevesinde tırmanışa geçti. Hindistan yönetimi ise sınırdan 10 kilometre uzakta, kendi topraklarında faaliyet gösterdiklerini öne sürüyor.

Öte yandan İki ülkenin birbirlerine yönelttiği provokasyon suçlamalarının gölgesinde, Delhi-Pekin sınır gerilimini tetikleyen önemli bir faktör olarak bilhassa yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını paralelinde devam eden ABD-Çin gerginliğine de değinmek gerekiyor. Geçen hafta bölgeye giden Amerikalı üst düzey diplomat Alice Wells, yaşanan gerilimlerin “Pekin’in ortaya koyduğu tehdidi” anımsattığına işaret ederek, “Çin’in provokasyonlarını ve rahatsız edici davranışlarını görmeye devam ediyoruz” ifadelerini kullanmıştı.

Yeni süreçte Kovid-19 felaketinin ekonomik krizi tetiklemesiyle giderek artan Washington-Pekin gerginliği merceğinde bir okuma yapıldığında gerek Güney Çin Denizi’ndeki gerilimin artarak devam etmesi gerekse yaklaşmakta olan ABD seçimleri dolayısıyla bu ülke nezdinde Çin karşıtı söylemlerin yükselmesi üzerine Pekin, Washington liderliğindeki herhangi bir girişimden uzak durması yönünde Delhi’yi uyarma ihtiyacı da hissediyor.

Bu Yazara Ait Diğer Makaleler