Aşırı Sağ Yükseliyor Analiz
Nadine STEİGER NORVEÇ UNIVERSTY OF BERGEN

“İsrail İçin Ne Değişir Bilemem”

Aşırı Sağ Yükseliyor

İsrail için ne değişir bilemem tabi ama bu ülkede aşırı sağ yükseliyor. Erken seçim kararının alındığı 2018’in Aralık ayından itibaren İsrail siyaseti pek çok yenilikle tanıştı. Bu süreçte, geçen yılın ortalarına kadar alternatifsiz bir başbakan olarak görülen Binyamin Netanyahu siyasi kariyerinin belki de en zorlu dönemini yaşadı. Her ne kadar İsrail siyasetinde yenilik rüzgarları 2019 Ocak ayından itibaren esmeye başlasa da seçim sonuçlarının netleşmeye başladığı 10 Nisan sabahından itibaren bu zorlu süreçte ipi göğüsleyen liderin ismi değişmedi.

Likud Partisi lideri Netanyahu ve Mavi-Beyaz bloğunun lideri Benny Gantz, ilk sonuçların açıklandığı 9 Nisan’ı 10 Nisan’a bağlayan gece neredeyse eş zamanlı bir biçimde kendi zaferlerini ilan ettiler. Aslında iki taraf da bu açıklamalarında haklıydı. İki parti de 35’er sandalye ile Knesset’teki (İsrail Parlementosu) yerlerini almaya hak kazanmışlardı. Ancak siyaset, bir sonuç alma sanatıdır. İşte bu sebeple hükümet kurma hakkının, 10 Nisan sayımlarıyla birlikte, 13 oy fazla alarak, kıl payı önde tamamlayan Likud’da kalacağı ve bunun Mavi-Beyaz’a oranla daha etkin bir şekilde değerlendirleceği muhakkaktır.

İsrail’i erken seçimlere götüren sebepleri yeniden hatırlamak gerekirse seçim sürecindeki vaatlerin sonuçlar üzerinde nasıl bir etki oluşturduğunu ve de kurulacak olan 35. hükümet açısından ne anlama geldiğini değerlendirmek daha kolay olacak. Avigdor Liberman’ın liderliğindeki İsrail Evimiz partisinin altı partili koalisyondan ayrılması ile 61 sandalyeye gerileyen Netanyahu hükümeti, dış ve iç meselelerde pek çok sorunla başa çıkmak zorunda kaldı. Her ne kadar ABD ile olan ikili ilişkiler Netanyahu’nun deyimi ile ”tarihin en parlak dönemi” olarak değerlendirilse de İsrail-Rusya görüşmelerinde Suriye konusunda istenilen hareket alanı hala kazanılamamış vaziyetteydi. İçeride Netanyahu ve yolsuzluk soruşturmaları ile hedef alınan hükümet aynı zamanda kendi içinde daha da şahinleşme tartışmaları yaşamaktaydı.

Bilhassa Gazze üzerine yapılacak olası askeri harekatlar ve Batı Şeria’daki yerleşim birimlerinin artırılması çerçevesinde şekillenen tartışmalar “ben daha fazla siyonistim“ yarışına evrilmiş durumdaydı. Öte yandan aşırı dindar partilerin Yahudi şeriatına uygun düşmeyen toplumsal uygulamaları, askerlik görevini ve ultra-ortodoks Yahudi cemaatinin sosyo-ekonomik durumunu hükümetin gündeminden eksik etmemelerine bir de koalisyon partilerinin bakanlıklar üzerinde hakimiyet yarışı eklenince 34. hükümetin icra mekanizmalarında ciddi tıkanmalar meydana gelmişti. Likud liderliğindeki sağ partiler her ne kadar kurmuş oldukları bloğun İsrail sağının doğal birlikteliğini simgelediğini düşünseler de bu blok içerisindeki çıkar çatışmaları ve kartların yeniden dağıtılmasını istemelerinden dolayı, ortak bir kararla erken seçime gidilmişti.

9 Nisan’a giden süreçte yaşananlar seçimin sonuçları ve kamuoyunun yeni kurulacak olan hükümete yön tayin etmesi açısından çok ciddi ipuçları içermekteydi. 2018’in ortalarında Kudüs’ün ABD tarafından İsrail’in başkenti(!) olarak tanınma kararı ile başlayan dış politikada stratejisinde ABD kanatları altında yürütülen dayatma süreci kampanya dönemi boyunca Golan Tepelerinin İsrail’e ilhakının ABD tarafından tanınması ve seçime sadece saatler kala İran Devrim Muhafızlarının terör örgütü olarak ilan edilmesi gibi gelişmeler Netanyahu’nun elini güçlendiren dış destekler olarak değerlendirilebilir.

Seçimlere sayılı günler kala Gazze-İsrail sınırında tansiyonun yeniden yükselmesi ve uzun bir sürenin ardından, manidar bir zamanlama ile Tel-Aviv yakınlarına düşen roket ile tetiklenen iç güvenliğin tehdit altında olduğu algısı, Likud ve diğer sağ partilerin oya tahvil edebileceği bir başka avantaj oldu. Mavi-Beyaz’ın iç güvenliği ilgilendiren meselelerde Likud’dan geri kalmadığını göstermek için çabalaması karşısında Netanyahu’nun “görüyor ve artırıyorum” misali Batı Şeria’nın ilhakını vadetmesi ise 2019 seçimlerine giden süreçte ve seçim sonuçlarında önemli bir karşılık bulmuştur.

İsrail siyasetinde sol blok içerisinde değerlendirilen fakat kendilerine has durumları ile soldan da bağımsız hareket eden Arap partileri geçen seçime nazaran birlikteliklerini sarsan bir ayrışma ile 9 Nisan seçimlerine girdiler. Ahmet Tibi liderliğindeki Arap Yenilenme Hareketi (Ta’al), Ayman Odeh liderliğindeki Yeni Parti (Hadaş), Mesut Ganim liderliğindeki Birleşik Arap Listesi ve Mitanes Şehade liderliğindeki Milli Demokratik Birlik(Balad) partileri 2015 seçimlerinde ortak liste ile kazandıkları 11 sandalyenin birini 2019 seçimlerinde rakiplerine bıraktı. Ta’al ve Hadaş birlikte girdikleri bu seçimden 6 sandalye kazanırken Balad ve Birleşik Arap Listesi ise 4 sandalye ile meclise girdiler. Bir önceki seçimlerde İsrail vatandaşı Filistinlilerin sandığa gitmesinde ciddi bir motivasyon oluşturan birleşik liste, dağılmanın ardından güç kaybetti ve kendi başarısının ötesinde sol bloğun koalisyon kozunu da azalttı.

2015 seçimlerine oranla yüzde 10 oranında azalarak yüzde 67’lere gerileyen seçimlere katılım oranında Yahudi Ulus Devlet Temel Yasası ve Arap partilerinin bölünmesinin etkileri büyük. Buna ilaveten, Likud’un Arap seçmenlerin oy kullandığı sandık başlarına gizli kamera yerleştirdiği iddiaları ise sonuçların açıklandığı saatlerde İsrail kamuoyunu epey meşgul etti. Kesin rakamların önümüzdeki günlerde netleşecek olması bir yana ilk belirlemelere göre İsrail vatandaşı Arapların sandığa gitme oranın son zamanların en düşük seviyesi olan yüzde 50-55 bandında kaldığı ifade ediliyor. İsrail vatandaşlığına sahip Arapların sandığa gitmekten vazgeçmesi, seçime katılım oranının genel olarak düşük kalması, seçim günü Batı Şeria’daki yerleşim birimlerinin yakınlarında Filistinli Arapların ev ve arabalarına düzenenlenen ırkçı saldırılar ve seçim sürecinde Batı Şeria’nın ilhakı ile gündeme gelen Filistinlilerin egemenlik haklarının gaspı tartışmaları, kurulacak olan hükümetin nasıl bir rota çizeceğine dair önemli ve bir o kadar da vahim ipuçları taşıyor.

Dünya bundan nasıl etkilenecek? Bunu da zaman gösterecek…