Zorunlu Olmalı Mı? Analiz
Habip BOZKURT ULUSLARARASI HUKUK VE KAMU HUKUKU UZMANI

Toplum Sağlığı Ve Koronavirüs Aşısı

Zorunlu Olmalı Mı?

Şüphesiz gündemin en yoğun tartışma konusu Covid – 19’a karşı geliştirilen aşılar ve bunların hastalıkla mücadeledeki etkileri ve gerekli olup olmadığı hususu.

İnsanlar aşıların salgınla mücadeledeki etkisi kadar olası yan etkilerinden de tedirginler…

Şu anda toplum bu konuda ikiye bölünmüş durumda.

Bir kesim aşıların gelmesini ve uygulanmasını dört gözle beklerken diğer kesim kesinlikle aşı olmayacaklarını ve aşıların olumsuz etkilerinin hastalıktan daha kötü olduğunu düşünmekte.

Burada dikkati çeken önemli bir nokta da aşı karşıtlığının salt muhalif medyada dillendirilmesinden öte hükümete yakın medyada da ciddi taraftar bulması.

Covid – 19 salgını, 2019 Aralık ayından beri tüm dünyayı etkisi altına alarak küresel bir salgına dönüştü.

Dünya korona salgını öncesinde de küresel düzeyde pandemilerle karşılaştı ve insanlık bunlarla mücadele etmek zorunda kaldı.

İnsanlık tarihini şekillendiren en ölümcül salgın hastalıklarda milyonlarca insan hayatını kaybetti.

Bu salgınların en şiddetlilerinden biri olan Kara Veba’da Avrupa kıtasının yarısından fazlası hastalığa kurban gitti.

Birinci Dünya Savaşı sonrasında 500 milyon insana bulaşan influenza (İspanyol Gribi) virüsünün neden olduğu yüksek ateş ise dünya genelinde 50-100 milyon arasında sağlıklı insanın ölümüne neden oldu.

Özellikle 19. yüzyılın ikinci yarısından başlayarak tüm dünyayı etkisi altına alan bazı hastalıklarla mücadele hiç de kolay olmadı. Kolera, tifüs, çiçek, tüberküloz  vb. hastalıklar insan ömrünü dünya genelinde belli dönemlerde 35-40 yaş ortalamasına kadar düşürdü.

Bütün bu açıklamalar doğrultusunda insanlık tarihi boyunca tüm dünyayı etkileyen, hatta milyonlarca insanın yaşamını yitirmesine sebep olan pek çok salgın hastalığın yaşandığı görülüyor.

Fakat bu salgınların çoğunun ortak özelliği aşılar sayesinde kontrol altına alınabilmeleri olmuştur.

Aşıların ortaya çıkardığı çözümler itibariyle faydaları ve zararları modern tıp biliminin çalışmaları ışığında net olarak bilinmektedir ve tecrübe edilmiştir.

Aşılar, modern bilimin insanlık tarihindeki en büyük zaferlerinden birisidir.

Aşılama yöntemleri insan vücudunun söz konusu hastalığa yakalanmadan hastalığa karşı antikor üretmesini ve bağışıklık sistemini güçlendirmesini sağlar.

Aşılar özellikle kamu sağlığı açısından oldukça önemli ve birçok hastalığın bitirilmesinde etkili tıbbi yöntemlerdir.

Salgınların kontrol altına alınmasında ve difteri, boğmaca, tetanos, çocuk felci, kızamık, suçiçeği gibi ciddi hastalıkların bitirilmesinde önemli rolüne rağmen bugün de dünya genelinde aşı karşıtlığı devam etmektedir.

Aşının reddedilmesi; aşı ile tedavi yöntemlerine ve aşıyı oluşturan bileşenlere duyulan şüpheden kaynaklanabildiği gibi aşı ile önlenebilir hastalıkların hafife alınması gibi düşünceler nedeniyle de ortaya çıkmaktadır.

Bugün korona pandemisindeki aşı karşıtlığında da görülen tam olarak budur.

Covid – 19 virüsü ilk tespit edildiği Aralık 2019’dan itibaren belli çevrelerce küçümsenmektedir.

Bazı kesimler hastalığın ciddi boyutlarını ve küresel çapta ortaya çıkardığı hasarı görmezden gelmektedir. Bu dönemde her kaos ortamında olduğu gibi bir takım çevrelerce de komplo teorileri havada uçuşmaktadır.

Komplo teorisyenlerinin aşı karşıtlığındaki önemli bir argümanı, hastalığın dünyayı ele geçirmek isteyen güçler tarafından ortaya çıkartıldığı ve aşılarla insanlara çip takılacağı gibi söylemlerdir.

Bir kısım çevreler ise korona virüsünün gereğinden fazla abartıldığını, normal bir grip salgınında çok daha fazla insanın hayatını kaybettiğini ifade etmektedirler.

İnsanlık tarihi bu tartışmaları aşıya ilişkin karşıtlığı salgın hastalıkların görüldüğü her dönemde yaşadı.

Rus yazar Grigory Petrov tarafından bundan 100 yıl önce kaleme alınan Beyaz Zambaklar Ülkesinde isimli ve tüm dünyada yankı uyandıran kitapta; Finlandiya’nın gelişimini anlatan satırlarda, Petrov yine Finlandiya başta olmak üzere tüm dünyadaki aşı karşıtlarının hastalıklarla mücadeleyi sekteye uğrattığından bahseder.

Petrov’un eseri Atatürk’ün talimatıyla cumhuriyet döneminde okulların müfredatına da dâhil edilen ve toplumsal gelişim için önemli kılavuz niteliğini taşıyan nadide eserlerden biridir.

Bugün var olan durum bize şunu göstermiştir ki insanlık, hastalıkları aşı ile yenmiştir. Ve yine bilinmesi gereken bir diğer husus da korona virüse karşı geliştirilen aşıların olası yan etkilerinin henüz gözlemlenememiş olmasına rağmen korona virüsünün insan bedeninde yarattığı hasar ve sebep olduğu ölümlerin gözlemlenebilir olduğudur.

Aşı karşıtlarının dayandığı bir diğer argüman ise insan bedeninin dokunulmazlığı ve kişinin kendi bedeni üzerindeki tasarruf yetkisidir. Bu hukuk çevreleri nezdinde de tartışma konusudur.

Salgınlara karşı üretilen aşı ve tedavi planlamalarına karşı bu planlamalara uymanın, aşı yaptırmanın zorunlu olup olmadığı hususunda ihtilaflar mevcuttur.

Bugün hukuk çevrelerinde dile getirilen yaygın görüş ise Anayasa hükümleri ve Umumi Hıfzıssıhha Kanunu düzenlemeleri ışığında olası bir zorunlu aşı uygulamasının getirilmesi halinde bunun Anayasa’ya aykırılık teşkil etmeyeceği hususudur.

Aşı elbette kusursuz bir yöntem değildir ve nadiren de olsa yan etkileri ortaya çıkabilmektedir. Fakat aşıların riskleri hastalıkların riskinden çok daha düşüktür.

Aşılar, ölümcül hastalıklara karşı alınan önlemlerdir. Ve dünya genelinde yılda üç milyon civarından ölümü engelleyen en etkili halk sağlığı girişimleridir.

Aşı olmak sadece bireysel bir korunma sağlamaz; aynı zamanda sürü bağışıklığını sağlayarak insan toplumlarının sağlığını korur.

Çeşitli ön yargılar ve hatalı bilgilendirmeler nedeniyle kendilerini aşılamayanlar sadece kendilerini değil genel sağlığı da tehlikeye atarlar.

Bu nedenle aşı karşıtlığı gibi bilimsel geçerliliği olmayan akılların önü kesilmeli, paylaşılan hatalı bilgiler önlenmelidir.

Sağlıklı günler dilerim.

Bu Yazara Ait Diğer Makaleler