Andre Sapir’in Analizi Analiz
Andre SAPIR Free Universty Of Brussels

“Ortadoğu’da Kazan Kaynıyor”

Andre Sapir’in Analizi

Suriye krizi hegemon gücün etkisinin ziyadesiyle azaldığı ve farklı aktörlerin belirleyici olduğu bir örnek oldu. Eylül 2015’te Rusya’nın Suriye’ye müdahalesiyle başlayan süreç, yalnızca Suriye’nin dinamiklerini değil, bölgesel ve küresel dinamikleri de doğrudan etkiledi.

Rusya’nın Suriye krizinde belirleyici bir rol oynaması da küresel ve bölgesel seviyede değişim tartışmalarını etkileyen önemli bir faktör oldu. Bununla birlikte, Obama döneminden bu yana Çin’in küresel ve bölgesel faaliyetleri de bu sürecin pekişmesine katkı sağladı. Nitekim özellikle körfez ülkeleriyle ilişkilerini geliştiren bir aktör olan Çin bir taraftan ABD’nin düşmanı İran’ın askeri savunma konusunda dış tedarik kaynağı, diğer taraftan ABD’nin kadim müttefiki İsrail’in yüksek teknoloji ve yatırım durağına dönüştü.

Bu anlamda, değişimin evrildiği yeni dönem, üç büyük kutup olan ABD, Çin ve Rusya ekseninde şekillenen Büyük Güçler Rekabeti dönemi olarak adlandırılmaya başlandı. Her ne kadar hegemonya sonrası yeni bir döneme girildiği düşünülse de ABD’nin bölgesel etkisi devam ediyor. Yani ABD küresel ve bölgesel hegemon gücünü kaybetse de ABD’den bağımsız yeni bir dönemden bahsetmek pek mümkün değil.

Yine yeni dönemin isminin ABD merkezli akademik çalışmalarla belirlenmesi de bir başka boyut olarak ele alınabilir. Bu durum beraberinde diğer büyük güçlerin bu yeni döneme dair kavramsal önerileri olup olmadığı sorusunu da getiriyor.

Büyük Güçler Rekabeti dönemi, adından da anlaşılacağı üzere, ABD, Çin ve Rusya arasında meydana gelen mücadeleleri temele alan, bununla birlikte büyük güçler arasındaki olası etkileşimlerin tümünün dahil olduğu bağlamı adlandırmak üzere ortaya konulmuş bir tanımlama. Yine Büyük Güçler Rekabeti dönemi kısa ve orta vadede küresel ve bölgesel hizalanmaların ana odağı olabilecek etkiyi de barındırıyor.

Büyük Güçler Rekabeti ABD, Çin ve Rusya arasında askeri, ekonomik, siyasi ve teknolojik olmak üzere birçok farklı alanda meydana gelen etkileşimlerin dahil edildiği bir dönem olup bilhassa büyük güçler arasında stratejik getiri odaklı mevzi kazanma ve karşı koyma eylemlerinin vurgulandığı süreçlerden oluşuyor. Diğer taraftan, Büyük Güçler Rekabetinin ideolojik boyutuna bakılacak olursa, mücadele demokrasiler ve otokrasiler arasında konumlanıyor.

Bu mücadele ve rekabet de dolayısıyla hem küresel hem de bölgesel hizalanmaların belirleyici faktörü niteliğinde. Bununla birlikte, Büyük Güçler Rekabeti yalnızca çatışma alanlarında vurgulanan bir olgu değil, aynı zamanda stratejik çıkarların yer aldığı birçok alanda meydana gelebilecek bir süreç. Zira stratejik çıkar algılaması da büyük güçlerin odaklarının şekillenmesinde önemli bir rol oynuyor. Bu kapsamda, büyük güçlerin birbirlerine karşı stratejik çıkar algılamaları ve eylemleri de dönemin sertleşen ve radikalleşen mücadelelere yol açabileceği varsayımını güçlendiriyor.

Bu Yazara Ait Diğer Makaleler