Altın’ın Tarihine Kısa Bir Seyahat Analiz
Evren Koçoğlu Altın ve Para Piyasaları Uzmanı - Koçoğlu Mücevherat

Altın ve Para Piyasaları Uzmanı Koçoğlu’dan

Altın’ın Tarihine Kısa Bir Seyahat

Altın cevherinin ilk bulunuşunun M.Ö 5000’lere kadar gittiği iddia edilmekte. Mısırlılar bilinen ilk altın üreticileri. Altın, Mısır’da ilk olarak firavunlar için süs eşyası  yapımında kullanılmış. Daha sonraları ısıtma yöntemleri ile altını daha kolay işlemeye başlayan Mısırlılar altını takma diş olarak da kullanmışlar.

Her ne kadar Altını mücevher olarak ilk kullanan uygarlığın Asurlular olduğu düşünülse de M.Ö 5000’li yıllara ait olarak Truva Bölgesi’nden çıkarılan altın takılar bu madenin mücevher olarak kullanımının Neolitik çağa kadar geriye gittiğini göstermekte.

Tarihin erken dönemlerinde insanlar kendileri için gerekli olan malları ellerindeki ürünleri takas ederek elde etmişler. En azından bilinen bu. Altının bu anlamda para benzeri olarak kullanılması, altın madenine bu dönemden itibaren para gözüyle bakılmasını sağlamış.

Altının para olarak basılması ve kullanılması ile toplumların arasındaki ticaret gelişmeye başladı. Son yüz yılımızda dahi altın bu kadar önemli ama yaklaşık 7000 yıl boyunca insanların hayatının önemli bir parçasını oluşturması ‘önemini en uzun koruyan şey’ sınıfında onu zirveye taşıyor.

Endüstri, finansal yatırım, takı-mücevher gibi sektörler veya merkez bankası rezervlerini oluşturan altının keşfi ve kullanımı insanlık tarihi için çok önemli bir ekonomik ve tarihi bir dönüm noktası aynı zamanda.

Altının modern ekonomilerdeki kullanım alanları, ticaret ve finans piyasasındaki işlevlerini anlamak, 18. yy. sonrasında uluslararası ticaret hayatında altının yolculuğu için bizlere birçok ipucu vermekte.

Napolyon Bonapart’ın   “Para Para Para”  sözüne  tarih perspektifinden bakıldığında insan denen varlık için “Altın Altın Altın” demek de yanlış olmaz aslında.

Tarih boyunca altın süs eşyası olarak kullanılsa da Altın’a her zaman ‘iktidar’ olarak da bakıldı. Evet altın eşittir para, para eşittir güç, güç  eşittir iktidar ise altın aynı zamanda  zenginlik, güç, refah olarak görüldü.

İnsanoğlu her ne kadar binlerce yıldır bu gerçeği bilse de altına olan merak ve sahip olma ihtiyacı daha yoğun olarak 1900’lü yılların başında arttı. 1900 yılından itibaren dünyadaki altın arzında büyük bir değişim görülmekte. Altın üretimi 1900’lü yıllarda yıllık 300 ton civarında iken hem altın standardının terk edilmesi hem de madencilikteki ilerlemeler sayesinde yıllık 2500 ton civarına kadar yükseldi. Belli ki daha da artacak.

Günümüze bakıldığında ülkeler elinde bulunan altın miktarı kadar para basabilmekteler. Yani ülkeler için bakıldığında ne kadar altının varda o kadar paran var demek doğru.

2600 yıldır para sisteminin temelini oluşturan bu maden hem elementsel özellikleri ile endüstri, geleneksel ve kültürel değeri  ile doğu toplumları, merkez bankaları için uluslararası rezerv görevi ve  enflasyona karşı değer muhafaza özelliği taşıması sayesinde ekonomi için her zaman önemini koruyacak.

Gelelim günümüze… Yatırımcı olarak eldeki paramızı, geçmişten günümüze olduğu gibi büyük devletlere, büyük ekonomilere bakıp hareket ederek yatırımlarımızı altına yaparak kazançlı çıkmayı hedeflemek hiç de yanlış olmaz.

Geride bıraktığımız yılın en istikrarlı kazandıranlarından biriydi Altın. Hiç şüphesiz bu yıl da öyle olacak. Bitcoin gibi hızlı kazandırıyormuş gibi görünen ama aslında kazandırmayan yatırımlar yerine ağır ama kalıcı bir kazanım sağlayan ALTIN her zaman sarı sarı parlar.

Bu Yazara Ait Diğer Makaleler