AKDENİZ’DE SULAR ISINIYOR Analiz
Hüseyin YAKAR GÜVENLİK POLİTİKALARI ARAŞTIRMACISI

Güvenlik Politikaları Uzmanı Yakar:

AKDENİZ’DE SULAR ISINIYOR

43 devletin savaş gemilerinin bulunduğu Akdeniz ile Rus ve Rejim Güçlerinin aralıksız bombardımana tuttuğu İdlib Kenti…

Ve herkesin merak ettiği konu ise Suriye’de kimin kiminle karşı karşıya geleceği, operasyonun büyüklüğü ve en önemlisi de ülkeler açısından ne  kazanımı olduğu?

Tüm dünyanın gözü idlip’te yaşanması muhtemel ve hatta kaçınılmaz gibi görülen bir savaşta.

İdlib hem Rejim ve Rusya, hem muhalifler hem de ABD için oldukça önemli. Muhalifler açısından bakıldığında, ülkede Rejim karşıtı güçlerin elinde bulunan dört büyük bölgeden en önemlisi.

İdlib, nüfus yoğunluğu, silahlı grupların çokluğu ve etkinliği, göreceli savunulabilir sınırları, dış dünyaya açıklığı, ekonomik yaşamın sürdürülebilirliği, Lazkiye-Halep-Hama gibi önemli şehir merkezlerine giden yollara ulaşabilirliği, Akdeniz’e çıkış olasılığı ve Rejim’in kalbi durumundaki Lazkiye’ye coğrafi yakınlığı gibi nedenlerle muhalifler açısından Suriye’deki en önemli kale durumunda.

ABD’nin uluslararası hukuk cihetinden Suriye üzerinde herhangi  bir söz söyleme hakkı yok. Bu konuyu tartışamayız bile. Onun için şahsi kanaatimce Suriye’de DAEŞ terör örgütünü organize etti ve DAEŞ’ e karşı SDG / PYD’yi kurdu. Yani ‘bölgede terör var’ bahanesi ile oyuna girmeye çalıştı.

Türkiye için bu kabul edilemeyen durum, sözde hukuk açısından da çıkıyor karşımıza. Zira uluslararası hukuk açısından Suriye’nin iki garantörü İngiltere ve Fransa.  Dileyenler Scycos-Picot deklarasyonu’nun maddelerine bakabilir.

 

Bundan dolayı ABD, NATO ittifakı çerçevesinde, bu garantörlük hakkından yararlanarak BM’yi de arkasına alıp Suriye’ye girmek istiyor. ABD’nin 2012’den itibaren Suriye krizindeki rolü, krize dahil olan ülkelerin birbirini yıpratması üzerine planlıdır.

Ve yedi yıllık süreçte ABD’nin düşman ya da terör örgütü olarak adlandırdığı grupların birbiriyle bir çok kez karşı karşıya geldiğini gördük.

İdlib söz konusu olduğunda da ABD’nin buna benzer bir strateji belirlemesi beklenebilir.  Astana Görüşmeleri’ni yürüten Rusya, İran ve Türkiye’nin birbiriyle yine çatışmalı sürece girmeleri ABD için en kârlı senaryo olur.

Peki İdlib’ de Operasyon olur mu? Kuvvetle ihtimal olacaktır. Ancak zaman vermek güç. Meskun mahallere yönelik ağır bir bombardıman yaşanıyor. Böylece, halkın yerleşim yerlerini terk ederek belli bölgelerde toplanması hedefleniyor olabilir.

Türkiye açısından İdlib’e Rejim, İran ve Rus saldırısının büyük bir insani krize yol açması muhtemeldir. Bu insani kriz büyük bir kontrolsüz insan hareketliliğe ve mülteci dalgasına sebep olacaktır. İdlib’ den kaçan Suriyeliler tekrar Türkiye’ye yönelecek ve bunun güvenlik, sosyal ve ekonomik açıdan olumsuz sonuçları olacaktır.

Ancak oluşacak diğer güvenlik riskleriyle mukayese edildiğinde mülteci meselesi daha hafif kalır.

Ayrıca başka bir sorun daha var. O da İdlib’de radikal cihatçı grupların olduğu gerçeği. İdlib’ e yapılması muhtemel operasyon gerçekleşir ve bölge tekrar Esed Rejimi’nin eline geçerse, o zaman bu gruplar nereye gidecek?

Yeni adreslerinin coğrafi olarak en yakın bölge olan Türkiye olması ilk ihtimal. Bu da Türkiye açısından ciddi bir güvenlik sorunu oluşturacak.

ABD’nin kimyasal silah üzerinden kullanımı üzerinden tehditkâr  yaklaşımı ile Rusya’nın aralıksız düzenlediği hava ve kara operasyonları bir araya geldiğinde bunun Türkiye’ye büyük bir güvenlik sorunu olarak dönmesi sürpriz olmamalı.

Bu Yazara Ait Diğer Makaleler