AÇLIKTAN DEĞİL YEMEKTEN ÖLECEĞİZ! Analiz
Uzm. Dyt. Sema Elif Şahin Fitoterapi ve Diyet Uzmanı

Fitoterapi ve Diyet Uzmanı Sema Elif Şahin:

AÇLIKTAN DEĞİL YEMEKTEN ÖLECEĞİZ!

Spor yaparken nasıl beslenmek gerekir?

Anne sütünü artırmak için ne yemeliyim?

Göbeğimi nasıl eritebilirim?

Okula giden çocuğumu nasıl beslemeliyim?

Sebze meyve alırken nelere dikkat etmeliyim?

Tatlı yiyeceğim ama şekerimin çıkmasını nasıl engellerim?

Bir Diyetisyen olarak artık rüyalarımda bile duyduğum sorulardan bazılarını yazdım sadece. Cevapları mutlaka vereceğim ama şimdi değil…

Artan Dünya Nüfusu ile birlikte raf ömrü uzun ama tabi ki katkı maddeli besinler trendi başladı. Bunun yanı sıra zaman kavramı daha kıymetli oldu ve insanlar  hazır, kolay ulaşılabilir yiyeceklere yöneldi. Böylelikle teknoloji ile birlikte yeni bir akım, fast food devrimi başladı. Fakat gıdalarda olan bu yeni akım insanoğlunu yarardan çok zarara uğrattı. Çağın Vebası OBEZİTE ve beraberinde getirdiği sağlık sorunları baş gösterdi.

Bedenimiz bizim evimiz gibidir, ve ister kabul edin ister etmeyin bir ömür boyu ona ihtiyacımız var. Bedenimizi değiştirme ya da eskiyince yenisini alma şansımız olmayacağı gibi çoğu zaman onda yaptığımız hataların geri dönüşü olmamakta. Ya da farklı bir şekilde anlatalım.

Hipokrat’ın çok sevdiğim bir sözü vardır: “Besinler ilacınız, ilacınız besininiz olsun.” der. Fakat günümüzde insanların ilacı olacak besinleri seçmesi oldukça zordur. Popüler kültürün getirdiği dayatmalar, büyük çoğunluğu yanlış olan bilgiler buna engel olmaktadır.

Göbek ve çevresi yağlarımızın kalp damar yolumuzu tıkamasını, şeker hastası olmamızı ya da kanser hücrelerinin en sevdiği besin olan şekerin sağlığımızı tehdit etmesini en ön sıradan mı izleyeceğiz?

Bu noktada kendimizi şarlatanların eline mi teslim edeceğiz? Veyahut çevreden, televizyondan, komşudan duyduğumuz bilgileri uygulamaya kaldığımız yerden devam mı edeceğiz? Besinler hakkında, sağlığımız ve bedenimiz konusunda oluşan bu bilgi kirliliğinin içinden nasıl çıkabiliriz?

Diyetisyen ünvanına hak kazanan kişiler, bu noktaya gelene kadar ‘Anatomi’, ‘Fizyoloji’, ‘Hastalıklarda Diyet Tedavisi’, ‘Besin biyokimyası’ gibi birçok ders görmekte. Genel olarak yapılan ve bilinen “diyetisyen= zayıflama”  kalıbından ziyade hastalıklar ve besinler hakkında da çok geniş bir bilgi birikimine sahibiz biz.

Diyetisyene gitmek için kilolu veya hasta olmak da gerekmez ayrıca.

”Diyetisyene neden gidilir?” sorusu daha önceleri ”zayıflamak için” diye cevaplanıyordu. Oysa sağlıklı beslenme ve iyi yaşam ile ilgili bilinç seviyesinin artması, insanların bedenlerine değer vermesi, beslenme konusunun öneminin kavraması sebebiyle diyetisyene gitmeleri artık elzem durumdadır.

Diyetisyenlerden tüm hastalıklarda diyet tedavisi konusunda bilgi alabileceğiniz gibi hasta olmasanız da sağlığınızla ilgili de birçok şey danışabilirsiniz. Kreş ve anaokullarından diyaliz merkezlerine, araştırma geliştirme laboratuvarından hastanelerin yoğun bakımlarındaki enteral – paranteral beslenme ekibine kadar geniş bir yelpaze diyetisyenin çalışma alanı içinde.

Artık yemek yeme alışkanlıklarımızı değiştirmek gerektiğini kabul etmeliyiz. Çünkü çoğumuza göre diyet bir kamp şekline geliyor. İyi mi kötü mü bilemem ama Birisi tarafından takip edilmek kişiyi daha kolay disipline ediyor. Bu konuda da devreye biz giriyoruz galiba.

Girişteki soruların cevaplarına gelince…

Kilo bir hastalıktır. Ve tedavide Hastalık Yoktur, Hasta vardır. Herkes için farklı bir yol ve farklı taktikler izlenir. Bu yüzden zor durumda olduğunu hisseden herkes, bizleri ziyaret etmelidir.

Bu Yazara Ait Diğer Makaleler