ABD’nin Demokratlarına Dair… Analiz
Habip BOZKURT ULUSLARARASI HUKUK VE KAMU HUKUKU UZMANI

JEOSAM Başkanı Habip Bozkurt’tan

ABD’nin Demokratlarına Dair…

ABD’de Başkanlık ve Kongre Seçimleri 3 Kasım 2020’de yapılacak. Mevcut başkan Cumhuriyetçi Donald Trump’ın rakibi ise Demokrat Parti’den eski başkan yardımcısı Joe Biden olacak. Trump seçimlerin ertelenmesini arzuluyor ama bunun için Kongre’nin karar alması gerektiği unutulmamalı.

Cumhuriyetçi Parti’de Başkan Donald Trump bir kez daha aday gösteriliyor. Demokrat Parti’de ise ön seçim süreci tamamlandı ve eski başkan yardımcısı Joe Biden partisinin başkan adaylığını kazandı. Biden, Kaliforniya Senatörü Kamala Harris’i başkan yardımcılığına aday gösterdi.

ABD’de başkanlık seçiminin yapıldığı gün aynı zamanda 435 sandalyeli Temsilciler Meclisinin tamamı için de oy kullanılacak. Bu arada senatonun 100 sandalyesinin 33’ü için de seçim gerçekleştirilecek.

Biden’ın partisi Demokrat Parti; temelde modern liberalizmi temsil ediyor. Parti; genel olarak devletin kamu hizmetlerini üstlenmesi, eğitimin parasız ya da makul kabul edilebilecek bir ücret karşılığında sunulması, herkesi kapsayan genel bir sağlık sigortası sisteminin kurulması, sosyal programlara ağırlık verilmesi, çevrenin korunmasına yönelik tedbirler alınması ve işçi sendikalarının güçlendirilmesi gerektiğini savunuyor.

Politik söylemlerine ve uygulanmak istenen hükümet programlarına bakıldığında, aslında Demokrat Parti’nin Türkiye siyasetine daha yakın bir parti olduğu iddia edilmektedir. Fakat Türk Amerikan ilişkilerinin tarihine bakıldığında enteresan bir şekilde daha yapıcı ilişkilerin Cumhuriyetçi Başkanlar ile (Trump da dâhil) sağlandığı göz ardı edilmemelidir. Zira Biden’ın aylar önce bir oturumda söylediği ve Türkiye siyasetine müdahale hevesi taşıyan sözleri de bunu ispatlar nitelikte.

Biden’ın sözleri geçtiğimiz ay içerisinde iki ülkenin gündemine oturdu ve toplumun her kesiminden ve hatta her siyasi partiden ciddi eleştiri aldı. Biden konuşmasında Türkiye’yi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı açıkça hedef aldı. Erdoğan’a karşı muhalifleri desteklemeleri gerektiğini ve Türkiye’de iktidarı değiştirebilecekleri yönünde skandal sözler sarf etti. Amerikan siyasetinin yeni dönemde Erdoğan’a farklı bir yaklaşım uygulaması gerekliliğini savunan Biden, ABD’nin muhalif liderleri desteklediğini de açıkça göstermesi gerektiğini vurguladı.

Biden’ın sözlerinde en dikkat çekici noktalardan biri de Erdoğan’ın iktidarının devamlılığının yarattığı endişeydi. Biden konuşmasında, bölgedeki müttefiklerle bir araya gelerek Türkiye’nin bölgedeki faaliyetlerini nasıl izole edecekleri ile ilgili değerlendirmeler de yaptı.

Aslında bu Amerika’nın dış politikasına bakıldığında sürpriz açıklamalar değil.

ABD, Hiroşima ve Nagazaki gibi on binlerce sivilin hayatını kaybettiği ve insanlık tarihinde bir utanç vesikası olarak değerlendirilen nükleer saldırılarının akabinde İkinci Dünya Savaşı’ndan galip çıkarak yenidünya düzeninin inşasına soyundu.

  1. Yüzyılın özellikle ikinci yarısından itibaren ABD kendini dünyanın jandarması olarak görüyor.

Bölgesel istikrarsızlıklardan yararlanarak Latin Amerika’yı arka bahçesine çeviren, Bölgedeki rejimlere müdahale eden ABD, Orta Doğu’yu da  Zbigniew Brzezinski tabiriyle, büyük satranç tahtasının alanı olarak görüyor. Orta Doğu’nun kan gölüne dönmesinde ve bölgedeki hükümetlerin istikrarsızlaştırılmasında ABD’nin payı büyük.

ABD son dönemde Çin’i sıkıştırmak için Güneydoğu Asya’ya müdahalelerini sıklaştırıyor, kontrolü altında tutmak istediği rejimlerde askerleri eğitiyor ve tüm Pasifik’te hâkimiyet sağlamaya çalışıyor.

ABD’nin Orta Doğu’da siyasi hakimiyetini devam ettirebilmesi için en önemli argüman Rusya ve İran ile diplomasi yürüten, bölgede güçlü bir siyasal aktör olan ve tarihinde ilk defa kendi jeopolitiğinden güçlü bir şekilde yararlanan Türkiye’nin istikrarsızlaşması ve son 20 yıldır girdiği tüm seçimlerden galip çıkan Erdoğan hükümetinin devrilmesi.

Fakat Biden’ın atladığı bir nokta var. Biden, ABD başkanlık seçimini kazanabilir ve Beyaz Saray’a ya da diğer tabirle dünyadaki tüm siyasi kartların dağıtılmaya çalışıldığı eve oturabilir. Kartların evine…

Fakat karşısında son 20 yıldır kimsenin beklemediği hamleleri yapan, hem iç politikada muhaliflerine karşı hem de dış politikada bölgesel rakiplerine karşı beklenmedik hamleler yapabilen, en zor koşulları bile lehine çevirebilen bir lider var.

Biden’ın sözleri iç politikada da tersine bir etki yaptı ve Erdoğan’ı devirme planında desteklemeye çalıştığı muhalifler nezdinde de itibar görmedi. Tüm siyasi partiler, hükümeti ile, muhalefeti ile peş peşe açıklamalar yaparak Türkiye’nin bağımsız ve egemen bir devlet olduğunu, hiçbir ülkenin dıştan müdahalesi ile yönetilemeyeceğini açıkça deklare ettiler.

Bu Türkiye siyasetinde uzun bir dönemdir beklediğimiz, özlemini duyduğumuz bir şeydi. Aynı zamanda, milli çıkarların ve ulusal egemenliğin söz konusu olduğu ortak bir noktada, siyasal bir konsensüsün sağlanmasına da vesile oldu.

Ulusal ve milli çıkarlarımızın söz konusu olduğu her noktada siyasal ve toplumsal uzlaşı temellerinde buluşmamız dileğiyle.

Bu Yazara Ait Diğer Makaleler