ABD Türkiye’yi Kaybetmeye Cesaret Edemedi Analiz
Denise LUCY KALİFORNİYA DOMİNİK ÜNİVERSİTESİ

ÖZEL MUAFİYETİN SEBEBİ

ABD Türkiye’yi Kaybetmeye Cesaret Edemedi

ABD Başkanı Donald Trump’ın “İran ile iş yapan ABD ile iş yapamaz’’ resti resmen hayata geçirildi. Ama 8 farklı ülke, bu restten muaf. Bu muaf ülkelerden biri de Türkiye. Şaşırdınız mı? Ben şaşırmadım.

Dünyaya yıllarca öcü olarak sunulan İran’a yönelik yaptırımlarla üçüncü aktörlerin de hedef alındığını gösteriyor. Kişisellik ilkesine göre ikiye ayrılan ABD’nin yaptırım mekanizması kapsamında, birincil yaptırımlar ABD vatandaşlarını ve ABD menşeli kurumları kapsarken ikincil yaptırımlar ise ABD vatandaşı olmayan kişi ve kurumları kapsıyor.

Yine açıkça görülüyor ki ABD’nin İran’a yönelik uyguladığı ikincil yaptırımların sonucunda ise sorun İran ile iş yapan tüm ülkeleri ilgilendiren bir hale gelerek küresel bir boyut kazandı.

ABD’nin yaptırım mekanizmasını yöneten ABD Hazine Bakanlığı’nın nükleer anlaşma sonrası SDN isimli bloklu listesinden çıkarmış olduğu 400 İranlı kişi/kurumu yaptırım kararı sonrası tekrar listeye dahil etmesiyle nükleer anlaşma öncesi duruma geri gelindi ve hatta bunun da ötesine geçilerek bu listeye 700 kişi/kurum daha eklenerek yaptırımların etkinliği artırılmak istendi.

 ABD yaptırımlardan geçici olarak muaf tutulacak 8 ülkeyi açıkladı. Bu ülkeler; Türkiye, Çin, Hindistan, Yunanistan, Güney Kore, Japonya, Tayvan ve İtalya.

Yani Avrupa Birliği, Avrupa ülkeleri ve hatta İngiltere, eğer İran’la ticaret yaparsa ABD’nin hedef tahtasına oturacak.

ABD’nin her sıkıştığı noktada masaya sürdüğü bu yaptırımların özellikle nükleer anlaşma sonrası İran ile geliştirmiş oldukları ticari ve ekonomik faaliyetleri nedeniyle AB, Rusya, Çin ve Türkiye gibi ülkeleri de yakından ilgilendirdiği çok çok açık.

AB kaynaklarının da sıklıkla ifade ettiği gibi bu yaptırımlarla esasen sadece İran cezalandırılmıyor, toptancı bir yaklaşımla, ABD’nin bu kararını sorgulayan ve uymayan ABD dışındaki tüm aktörlerin politik, ekonomik manevra alanları kısıtlanıyor ve adeta sistem dışı bırakılmak isteniyor.

ABD İle İran arasında 2015’te imzalanan Nükleer Anlaşma sonrası AB, Çin ve Rusya İran’la ticari ilişkileri geliştirmiş, küresel şirketlerin İran pazarına dahil olmasını sağlamıştı. Ancak yaptırım kararı sonrası ABD finansal sistemine de entegre olan küresel şirketler yaptırımlara maruz kalmamak için İran pazarından ayrılacaklarını açıkladı.

Dünyanın dikkat kesildiği yaptırımlar bu yönüyle ABD ve AB ilişkilerinin geleceği açısından yeni bir sınav olarak yorumlanabilir.

Konuyla ilgili bundan sonraki dönemde de İran yaptırımlarıyla ilgili olarak AB’nin baskın aktör niteliğiyle söylem ve pratiği etkileyeceğini öngörebiliriz. ABD’nin ikinci dalga yaptırımların arifesinde yaptığı ve Türkiye’nin de içinde bulunduğu 8 ülkeye muafiyet verileceği yönündeki açıklama ise İran’dan en fazla petrol ithal eden ülkelerin İran’la olan ticaret hacimlerini kademeli olarak düşürülmesini sağlayacak bir zaman tanıma ya da başka bir deyişle “ara/geçiş dönemi” olarak yorumlanabilir.

Aslında altı çizilmesi gereken diğer bir nokta ise ABD’nin bu muafiyet kararının arka planında ödül-tehdit stratejisi güttüğü ve verilen muafiyetlerin belirli bir zaman sonra durdurulmasıyla muaf olan ülkelerin İran yaptırımlarına uymasını bekleyeceğidir. Zaman neler getirecek, hep beraber göreceğiz.

Bu Yazara Ait Diğer Makaleler