ABD Başkanı Trump Görevinden Azledilebilir mi? Analiz
Habip BOZKURT ULUSLARARASI HUKUK VE KAMU HUKUKU UZMANI

JEOSAM Başkanı Habip Bozkurt Yazdı:

ABD Başkanı Trump Görevinden Azledilebilir mi?

Amerika Birleşik Devletleri  (ABD) Başkanı Donald Trump’ın seçimle göreve başlamasından itibaren şahsi ve Rusya ile olan ilişkileri dolayısı ile başkanlık görevinden azli sık sık gündeme gelmektedir. Bu yazımızda, ABD’de Devlet Başkanının görevden azli prosedürünün nasıl gerçekleşeceği üzerinde duracağız.

Öncelikle, ABD Anayasası’na göre, anayasanın sağladığı bütün yasama yetkileri bir senato ve temsilciler meclisinden oluşan Birleşik Devletler Kongresi’ne aittir. Temsilciler Meclisi her eyaletin halkı tarafından iki yılda bir seçilen temsilcilerden oluşmaktadır. Senato ise her eyalet yasama meclisi tarafından altı yıl için seçilen ikişer senato üyesinden oluşmaktadır.

Yine ABD Anayasası’nın ikinci maddesinin dördüncü bölümüne göre; “Başkan, Başkan Yardımcısı ve Birleşik Devletlerin bütün sivil yetkilileri vatana ihanet, rüşvet, diğer ağır suçlar ve görevi kötüye kullanmakla suçlanır ve mahkûm olurlarsa görevlerinden alınacaklardır.”

Bu hüküm ve diğer ABD ilgili mevzuatına göre, Devlet Başkanı’nın azil sürecinin başlaması için Birleşik Devletler Kongresi’nin iki kanadından biri olan Temsilciler Meclisi üyesi bir temsilcinin azil süreci başlatmak için girişimde bulunması gerekmektedir. Bu başvuru, daha sonra Temsilciler Meclisi Adalet Komitesi’ne iletilmekte ve Adalet Komitesi azil sürecinin devam edip – etmeyeceği yönünde oy çokluğu ile karar almaktadır. Bu kararın azil sürecinin devamı yönünde olması halinde, aynı konu bu defa Temsilciler Meclisi’nde oylamaya sunulmaktadır. Toplam üye sayısının salt çoğunluğunun kabul etmesi durumunda azil süreci, Senato aşaması ile devam etmektedir.

Senato’daki azil sürecinde ise bir dava yargılaması sürecine benzer şekilde deliller ortaya konulmakta, başkan konu ile ilgili savunma yapmakta ve hatta tanık dahi dinlenmektedir. Yargılama benzeri bu uygulamada, senatörler adeta bir jüri görevi üstlenerek, başkan hakkında azil konusunda nihai kararı vermektedir. Bu karar için Senato üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu gerekmektedir.

Amerika Birleşik Devletleri tarihinde bugüne kadar sadece üç başkan hakkında azil süreci başlatılmış ve sadece anayasanın ikinci maddesinin dördüncü bölümünde yer alan suçlar içinden “ağır ve vahim suçlar” bakımından süreç işletilmiştir. Bu süreçlerden hiç biri vatana ihanet ve rüşvet suçları ile ilgili değildir.

Geçmişte yaşanan üç azil sürecinden ilki, 1968 yılında dönemin başkanı Andrew Johnson’ın dönemin Savaş Bakanı Edwin McMasters Stanton’ı usul ve yasaya aykırı olarak görevden almasıyla ilgilidir. Azil süreci Senato üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu sağlanamadığından dolayı bu şekli ile sonuçlanmış ve Başkan görevine devam etmiştir.

İkinci azil sürecinde ise 1972 yılında Başkan Richard Nixon, kendisi ile bağlantısı olduğu düşünülen kişilerce Watergate İş Merkezi’nde yer alan Demokrat Parti ofisine dinleme cihazı yerleştirildiğinin ortaya çıkmasından dolayı yargıyı yanıltmak ve delil karartmak suçlamasıyla karşı karşıya kalmıştır. Ancak azil süreci devam ederken 1974 yılında Başkan’ın görevinden istifa etmesi nedeni ile bu süreç de tamamlanamamıştır.

Üçüncü ve son azil süreci ise Başkan Bill Clinton hakkında işletilmiştir. 17 Ocak 1998’de Jones davasında ifadesi alınan Clinton, Monica Lewinsky ile ilişkisi olmadığını söylemiştir. Bu nedenle alınan yeminli ifadesinde yalan söylediği gerekçesi ile hakkında azil süreci başlatılmıştır. Senatoda yapılan oylama sonucunda Clinton’ın görevde kalması yönünde karar çıkmış ve bu son azil süreci de bu şekilde sonlanmıştır.

Günümüz itibari ile Birleşik Devletler Kongresi’ni oluşturan organlardan biri olan Temsilciler Meclisi’nde 435 sandalye bulunmakta; bu sandalyelerden 230’u Cumhuriyetçilere, 165’i ise Demokratlara aittir. Kongrenin diğer kanadı olan Senatoda da ise 100 sandalye bulunmakta bunun 52’si cumhuriyetçilere, 46’sı demokratlara, ikisi ise bağımsızlara aittir.

Bununla birlikte, ABD Başkanı Trump’ın seçildiği günden bugüne Rusya ile ilişkileri sık sık gündeme gelmekte ve vatana ihanet suçlamaları ile karşı karşıya kalmaktadır. “Amerika’yı yeniden büyük yapacağız.” söylemi ile yola çıkan Trump, başkan seçildikten sonra başlattığı uluslararası ticaret savaşı ile Amerikan ekonomisini sarsmıştır.

Amerika’yı bir şirket gibi yönetmeye çalışan Trump özellikle Çin, Kanada ve Avrupa Birliği ile yaşamış olduğu küresel bazda çeşitli ticari emtialar üzerinden karşılıklı yaptırımlar nedeni ile küresel anlamda ekonomik sıkıntılara sebebiyet vermiştir. Özellikle bu yaptırımlara Çin’in gıda ve tarım ürünleri üzerinden gerçekleşen yaptırım misillemesi, başta Amerika’nın güney eyaletleri olmak üzere ABD’nin tarım ekonomisini derinden etkilemiştir.

Çin ile birlikte Kanada ve Avrupa Birliği ile de artan gerginlik, Türkiye ve Pakistan ile başlayan gerilim, Kuzey Kore ile nükleer restleşmeyi bitirmeye yönelik başlayan ancak samimi olarak yönetilemeyen süreç, Trump’a bağlı üst düzey yetkililerin seçim süreci ile alâkalı maruz kaldığı soruşturmalar, FBI tarafından en yakın adamlarının gözaltına alınması, sonradan gündemi sarsan çarpıcı itiraflar ve azil süreci, Trump’ın başını daha önceki  Amerikan Başkanlarından daha fazla ağrıtacağa benziyor.

Tüm bunların yanı sıra, daha önce Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak kabul eden Trump bu satırların kaleme alındığı günlerde, Washington’da bulunan Filistin Kurtuluş Örgütü temsilciliğini de kapatmıştı.

Trump’ın dünyanın birkaç coğrafyasında başlattığı ve ABD’yi “yeniden büyük olma” idealinde yalnızlaştırdığı küresel gerilim dinmek bilmiyor. Buna rağmen, Donald Trump’ın Cumhuriyetçi bir lider olduğu, gerek Temsilciler Meclisi’nde gerek Senato’da Cumhuriyetçi Parti üyelerinin çoğunlukta olduğu bir bütün olarak değerlendirildiğinde senatonun üye tam sayısının üçte iki çoğunluğunun sağlanamayacağı kanaati oluşmakta ve bu nedenle Donald Trump’ın azlinin pek olası olmadığı söylenebilir. Başka bir ifadeyle, impeachment (azil) sürecinden beklentiler boşa çıkabilir.

Bu Yazara Ait Diğer Makaleler