ABD-Avrupa Kopuşuna Dikkat Analiz
Denise LUCY KALİFORNİYA DOMİNİK ÜNİVERSİTESİ

Denise Lucy JEOSAM İçin Yazdı:

ABD-Avrupa Kopuşuna Dikkat

Suriye, Irak, İsrail, Türkiye derken kritik bir depremi gözünden kaçırıyor Strateji Uzmanları. ABD ile doğal ve tarihsel müttefiki Avrupa arasındaki ipler gerilme aşamasını çoktan geçti. Artık yavaş yavaş kopuyor. Ve ipin kopuş sesini sadece o ipe en yakın kişiler duyabiliyor.

Transatlantik ilişkiler sistemsel, bölgesel ve daha küçük anlamda yerel dalgalanmalar yaşıyor. Bu dalgalanmalar  iç politika kaynaklı ve hatta birbirinin içine geçmiş ve geçmişe oranla daha kırılgan.

Hususi olarak Donald Trump’ın Başkanlık makamına oturması sonrasında NATO şemsiyesi altında ilk kopuş seslerini duyduk. Mesela askeri harcamalar başta olmak üzere farklılaşan tehdit ve kriz algısı, serbest ticaretin korunması, Paris İklim Değişikliği Sözleşmesi, İran’la yapılan Nükleer Uzlaşma ve son raddede Kudüs’ün Washington’ca İsrail’in Başkenti olarak tanınması gibi başlıklarda ciddi uzaklaşmalar var.

Aslında transatlantik ilişkilerin şahit olduğu bu sancılı ve belirsiz süreç, genel olarak uluslararası sistemin belirsizlik çağı olarak da nitelendirilen süreçten bağımsız değil. ABD öncülüğünde diğer Batılı devletlerin de kurulmasında önemli rol oynadığı Birleşmiş Milletler’in 1945 sonrası belirlenen kurallara dayalı uluslararası sistemde, milliyetçi-popülist, devlet merkezci, liberal olmayan devlet ve devlet dışı aktörlerin de yükselişe geçmesinden tek başına Trump sorumlu değil tabi ki. Mevut münasebetlerin, uluslararası siyaset ve politik ekonomideki benzer akım ve trendlerden etkilendiğini ve benzer meydan okumalarla karşılaştığını tespit edebiliriz.

Peki ne olacak? ABD-AB’nin uzaklaşması ve her iki tarafta da yükselen egemenlik anlayışını, işbirliğinin önüne geçme eğilimi dünyanın geri kalanını nasıl etkileyecek? ABD’nin son 70 yıldır yürütmüş olduğu uluslararası sorumluluklarından ve uluslararası örgütlerdeki mevcut ilişkilerinden bir kısmını kendi milli çıkarları lehine azaltmak ya da tamamen sonlandırmak istemesi gayet doğal. Buna kimse itiraz edemez.

Fakat bu yaşlı ortaklığın zayıflaması, Batı’nın küresel problemlerde ortak çözüm ve anlayış geliştirememe durumunu sahaya sürer. Bu da ‘Batı Modeli’ ve onun temsil ettiği liberal örneklere olumsuzca el uzatmış olur.

ABD ile Avrupa Birliği arasındaki ayrışma, bizim gibi sıradan insanların da göreceği bir ‘liderler arası atışma’ya henüz dönüşemez. “Avrupa’da bu cesaret edebilecek –İngiltere hariç- hiçbir lider ve ülke yok” dersek yanılmış olmayız. Ama alttan alta bir çekişme ve restleşmeyi hep hissedeceğiz. Ama bu restleşme ‘Doğu Dünyası’nı çok fazla etkilemeyecek. Asıl etki noktaları farklı olacak çünkü. Mesela Çin…

Dünyanın hala büyüyen ve ne kadar büyüyeceği de belli olmayan Çin, liberal uluslararası sistemin mevcut yapısı ve olanakları içinde gerek ekonomik gerekse diplomatik olarak mevki kazanan, yükselen güçlerle geleştirmiş oldukları mevcut düzenin korunmasına yönelik adımlar atacak. Çünkü hem ABD hem de Avrupa’nın ihtiyaç duyduğu birçok hammadde ve hammedde işleyecek ucuz işçi hala Çin’de. Pekin Yönetimi’nin işlerinde bir aksamaya tahammülü olmayacak. Bu da ‘Çekik Gözlü Dostlarımız’ın hem Brüksel hem de Washington’a güler yüzlü bir tehdit dili kullanmasına sebep olabilir.

ABD ile Avrupa’nın gerek davranışsal gerekse de düşünsel olarak farklı tutumlar içinde olmasının küresel politikaya ve uluslararası sisteme ciddi yansımalarının olması kaçınılmaz. ABD’nin kısa süre önce çelik ve alüminyum ithalatında gümrük vergisi uygulayacağını açıklaması, yukarda bahsettiğimiz korumacı politikasının da bir yansıması.

ABD’nin vergileri çelik ithalatında yüzde 25, alüminyum ithalatında yüzde 10 artıracak olmasına Avrupa çok tepkili. AB Komisyon Başkanı’nın ağzından “Sanayimiz binlerce Avrupalının işini riske atan bu adaletsiz önlemlerle darbe alıyor, biz de boş boş oturmayacağız” diyor. Çin de aynı şekilde, ABD’nin olası bir vergi artırımına cevap olarak, soya fasulyesi gibi bazı tarım ürünlerinin ABD’den ithalatını baltalayacak adımlar atabilir.

Ve Rusya… Ezeli rakibi ABD’nin ayağının tökezlemesini sabırsızlıkla bekleyen Moskova, bu krizi tırmandırmak için her fırsatı deneyecektir. Devlet başkanı Vladimir Putin için 2018 seçimleri, sadece bir güç tazelemesi olacak zaten.

Son olarak Türkiye Cumhuriyeti’nde bu yazımı okuyan değerli insanlar… Merak etmeyin, bu kriz sizi hiç de olumsuz etkilemeyecek. Avrupa’yla arasına mesafe koyan ABD de sizden vaz geçemez, ABD’ye rest çekebilmeyi hayal eden Avrupa da…