6-7 Eylül Olayları Analiz
Dr. Ahmet ANAPALI TARİH ARAŞTIRMACISI

Tarihçi Ahmet Anapalı Yazdı

6-7 Eylül Olayları

Türkiye’yi 1923’den 1950’ye kadar tam 23 sene boyunca tek başına hiç seçim yapmadan idare eden tek parti Chp Hükümeti biraz da Avrupa’nın baskısı ile 1950 yılının 14 Mayıs’ın da mecburi bir seçime gitti.

Sonuç CHP açısından tam bir hezimetti.

“Yeter Söz Milletindir” sloganı ile yola çıkan ve halk ile bir bütün olduğunu her platformda belli eden Menderes yöndetimindeki Demokrat Parti inanılmaz bir hezimetle CHP’y, ezerek iktidara geçti.

Bu durum bu memleketi “babasının malı” gibi gören CHP yönetimi için tam bir depresyon ve travma sebebi idi. Zira onlar için, Türkiye onların “kendi öz malıydı” Fakat, millet onlar gibi düşünmüyor, onlar gibi hareket etmiyordu, ülkeyi idare etme yetkisini tam 27 sene sonra Demokrat Parti adı altında bir düşükler, çarıklılar ve köylüler partisine verdi.

Ülkeyi idare etmeyi kendinden başka kimseye layık görmeyen “Ekaliyetler” için CHP’ye oyvermeyen herkes “düşükler”, “ayağı çarıklılar” ve “köylüler”den başka bir şey değildi. Zira o gün Menderes’e oy verenleri düşük ve ayağı çarıklı gören CHP’liler bugün de CHP’li olmayanlara “makarnacı”, “göbeğini kaşıyan adam” “bidon kafalı” olarak tanımlamıyor mu?

Halk bir hata yapmıştı, 1950 yılında bu köylülere prim vermişti. Fakat bu yaptığı yanlıştan bir sonraki seçimlerin yapılacağı 1954 tarihinde döneceğini tahmin etti CHP yönetimi.

Yıl 1954 oldu. Seçimlere gidildi seçim sonuçları, CHP’li ekalliyetler ve CHP’li entelektüeller tarafından hiç de halkın uslanmadığını ortaya çıkarttı zira, Demokrat Parti’nin aldığı oy 1950’ye göre çok daha fazla artmış ve %57’lere ulaşmıştı.

Bir şey yapmak lazımdı ve o şey, halkın Demokrat Parti’ye ve Menderes’e olan sevgisini tamamen düşürmesi tamamen gözden ırak hale getirmesi gerekiyordu. Askeri darbe için henüz erkendi. Derin güçler tarafından o bir tercih olarak kenarda durduruluyordu. Önce halk ile hükümetin arasını açmak, halkın hükümete karşı duymuş olduğu sempatiyi ortadan kaldırmak gerekiyordu.

Bunun için 2017 yılını yaşayan bizler, “gezi olayları”yla, “Kobani olayları”yla, 17-25 Aralık operasyonlarıyla, algı yönetimi ne demektir, medya üzerinden devletler nasıl idare edilir, hükümetler nasıl değiştiriliri öğrendik.  Yani hepimiz çok iyi algı yönetimi uzmanı olduk. Fakat, 1955’li yılları yaşayan İstanbul halkı için algı yönetimi kavramı tam bir bilinmezdi.

İşte böylesine basit ve amatör günlerde, tam bir algı Formun Üstü

yönetimi oluşturuldu. İlk önce “İstanbul Express” isminde 20.000 günlük tirajı bulunan bir gazete, “Selânik’te bulunan atamızın evi bombalanmıştır” biçiminde bir haber yaptı. Güya haber içeriğine göre Yunanlılar Atatürk’ün doğduğu evi bombalamışlar. Üstelik, bu durumdan Adnan Menderes’in daha önce haberi olmasına rağmen hiç müdahale etmemiştir. Normalde 20.000 tirajı olan İstanbul Express gazetesi, Bu haberden sonra bir günde 2 baskı yaptı ve tirajını 300.000’e çıkardı.

Bu durumu duyan İstanbul halkı sanki daha önce organize olmuş bir biçimde ayni marangozdan, aynı tesviye tezgahından çıkmış sopalarla belli yerlerde toplanmış ve daha önce kapıları kırmızı boyalarla çarpı biçiminde çizilmiş Rum evlerini, Rum dükkanlarını yağmalamışlardı.

O günlerde, Büyükadada ikamet eden Fenerbahçe’nin efsanevi ismi, Lefter’in evi de yağmalanmıştı. Olaydan sonra o günü anlatan lefter;

“Hiçbir şeye üzülmem ama daha dün bahşiş verdiğim çocukların bugün benim evime, bana ve aileme zarar vermek için girdiğini gördüğümde çok üzüldüm.” dedi kendisinden şikayetçi olmasını isteyen polis memuruna,

“Baba oğlundan şikayetçi olur mu olur mu öyle şey” demiş ve şikayetçi olmamıştır

7 Eylül günü hükümet kuvvetleri emniyet ve İstihbarat olaya el koymuş bu isyanda payı olan insanları hapse atmış ama ne yazık ki içişleri Bakanı Namık Gedik istifa etmişti.

Hadiseye yeterince ağırlık vermeyen İstanbul emniyet müdürü ve alt kadrodaki müdürler görevlerinden alınmış, ama Adnan Menderes Hükümetine istifa çağrısı muhalefet tarafından bizzat bildirilmişti Adnan Menderes, tıpkı 15 Temmuz’da Recep Tayyip Erdoğan gibi halkı sokağa çağırmış ve halkın bu duruma müdahale etmesini istemişti, İşte bu yüzden sadece Menderes’in çağrısından dolayı masum İstanbul halkı sokağa inmiş, öldürülmek linç edilmek tehlikesiyle karşı karşıya kalan Rumları evlerine almış, arkalarına almış ve demişlerdir ki;

“Bunlar bizim kadim eski dostlarımızdır bunlara zarar vermek isteyen önce bize zarar verecek önce bizi öldüreceklerdir zira biz Rumları kimseye vermeyiz”

Bu şekilde tıpkı Recep Tayyip Erdoğan gibi halkı sokağa Çağıran Menderes’in bu güzel taktiği karşısında 6- 7 Eylül olayları diye tarihimize geçen bu menfur hadise bitirilmiştir. Ardından yapılan tahkikatta anlaşılmıştır ki, Atatürk’ün doğduğu ev yıkılmamış bombalanmamıştır.

Bu durum tamamen Türkiye’ye söz geçirmekte artık aciz kalan Avrupalıların Türkiye’nin içinde kullandığı iç maşaların bir algı yönetimi yaptıkları ortaya çıkmıştır. Üstelik atamızın evi bombalandı haberine resim olarak konu olan ev ise Atatürk’ün doğmuş olduğu Ali Rıza Efendi’nin evi değil Ali Rıza Efendi’nin ölümünden sonra Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın ikinci defa evlendiği Ragıp Bey’in evidir ve Atatürk orada çok az kalmıştır.

Bu Yazara Ait Diğer Makaleler