24 Haziran Seçimleri Ve Demokrasi Analiz
Dr. Ahmet ANAPALI TARİH ARAŞTIRMACISI

24 Haziran Seçimleri Ve Demokrasi

“Demokrasilerde tek yok sadece sandık değildir” demişti yıllar önce Hanımefendi’nin biri. Hatırladınız değil mi? Demokrasi… Yani Yunanca tabiriyle Demos Kratos… Halkın kendi kendini yönetmesi…

29 Ekim 1923’te, Osmanlı Devleti’nin son Padişahı Vahidettin Han’ın Yaveri, Anadolu’ya neredeyse kendisi kadar büyük yetkilerle donatıp 9. Ordu Müfettişi olarak gönderdiği Mustafa Kemal Paşa tarafından 3 yıl süren Kurtuluş Savaşı sonrasında Millet-Devlet-Coğrafya işgalden kurtuldu.

Aynı Kurmay Ekip, bu ülke için en iyi yönetim biçiminin Cumhuriyet olduğuna karar verdi. 1 Kasım 1922’de kaldırdıkları Saltanat’ın üzerine Cumhuriyeti getirdi. 27 yıllık kesintisiz olarak süren, seçimsiz, muhalefetsiz, itiraz sesi olmaksızın süren Tek Parti yönetimi, Avrupa’dan gelen baskılardan ve Rusya’dan gelen işgal tehdidi sonrasında ABD’nin desteğini alabilmek için Demokrasi’ye razı oldıu.

Demokrat Parti’nin bir muhalefet partisi olarak girdiği 1946 seçimlerle çok partili hayata geçildi. Ama insanları gülmekten kıracak parodi olarak hafızalara kazınan bu seçimler tabi ki CHP’nin üstünlüğüyle geçildi.

‘Açık Oy Verme, Gizli Tasnif’ şeklinde kodlanan bu süreç ABD tarafından tabi ki demokrasiye geçiş olarak kabul edilmedi. Bundan tam 4 yıl sonra Adnan Menderes ve Celal Bayar liderliğindeki Demokrat Parti “Yeter! Söz Milletindir’ propagandasıyla seçimleri kazandı

‘Ne yaptığını bilmez Cahiller Sürüsü’ diyerek halka hakaret eden CHP’li kadrolar, 1954 ve 1957 seçimlerinde de Demokrat Parti’ye kaybetmekten kurtulamadı. Bunun üzerine şimdilerde “Demokrasilerde tek yok sadece sandık değildir” diyenlerin Zihniyet Dedeleri o zaman da başka bir gücü devreye soktular ve Askeri Darbe’yle Demokrat Parti’yi iktidardan indirerek önemli isimlerini darağacına yolladı. Bu ülkede bir Başbakan asıldı.

Türkiye’de Siviller, Askeri kadroların istediği şekilde hizaya girmeyince 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980’de iki kez daha darbe gördü bu topraklar. Bunu da modern zamanda 28 Şubat 1997 ve 27 Nisan 2007’deki Darbeler izledi.

Darbeyi yapanlar eğer yönetimi ele geçirirse kahraman oluyor, suçları cezasız kaldığı için de çok rahat hareket ediyorlardı. Türkiye Cumhuriyeti’nden önceki devletimiz Osmanlı’da da 36 padişahtan 12’si darbeyle tahttan indi, yani 12’si de darbeyle tahta çıktı. Yani padişahların 3’te 2’si darbeyle öyle ya da böyle muhatap oldu.

15 Temmuz 2016’da devlete sızmış bir örgütün darbe girişimi, siviller tarafından engellenince artık bu ülkede askeri darbeyle sonuç alınamayacağı anlaşılmıştır. Bundan sonra darbeler ya ekonomik ya da sosyal yoldan yapılacaktır. Dövizin önlenemez yükselişi bize bir şeyler anlatmıyor mu?

Recep Tayyip Erdoğan’ın 24 Haziran’da %52,5 oy alması, Darbecilerin umudunun artık iyice bittiğinin göstergesidir. Sosyal Medya aracılığıyla “Meydanlara davet ediyorum” diyerek milyonlarca insanı sokağa çıkarabilen bir Lider, bu halkı gönlünden yakalamış, onların derin sevgisini kazanmış demektir.

 

Gündemi belirlenen değil, gündem belirleyen bir ülke çok yakında sahneye çıkıyor inşallah. Hep beraber keyifle izleyelim ve görelim.

Bu Yazara Ait Diğer Makaleler